Tefsir As-Saadi / Abdurrahman b. Nasır es-Sadi
وَيَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مَا لَمْ يُنَزِّلْ بِه۪ سُلْطَاناً وَمَا لَيْسَ لَهُمْ بِه۪ عِلْمٌۜ وَمَا لِلظَّالِم۪ينَ مِنْ نَص۪يرٍ
71
وَاِذَا تُتْلٰى عَلَيْهِمْ اٰيَاتُنَا بَيِّنَاتٍ تَعْرِفُ ف۪ي وُجُوهِ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا الْمُنْكَرَۜ يَكَادُونَ يَسْطُونَ بِالَّذ۪ينَ يَتْلُونَ عَلَيْهِمْ اٰيَاتِنَاۜ قُلْ اَفَاُنَبِّئُكُمْ بِشَرٍّ مِنْ ذٰلِكُمْۜ اَلنَّارُۜ وَعَدَهَا اللّٰهُ الَّذ۪ينَ كَفَرُواۜ وَبِئْسَ الْمَص۪يرُ۟
72
Meal ve Tefsiri
71- Onlar, Allah’ın dışında haklarında Allah'ın hiçbir delil indirmediği ve kendilerinin de hiçbir bilgilerinin bulunmadığı şeylere ibadet ediyorlar. Zalimler için hiçbir yardımcı yoktur. 72- Âyetlerimiz onlara açık açık okunduğunda o kâfirlerin hoşnutsuzluklarını çehrelerinden anlarsın. Neredeyse onlara âyetlerimizi okuyanların üzerlerine çullanacak olurlar. De ki:“(Sizin için) bundan daha kötüsünü size haber vereyim mi? Ateş; Allah onu kâfirlere vaat etmiştir. O ne kötü bir dönüş yeridir!”
71. Yüce Allah, kendisine ortak koşup başkalarını kendisine denk tutanların durumlarını söz konusu etmekte ve hallerinin en çirkin hal olduğunu, yaptıklarının hiçbir dayanağının bulunmadığını bildirmektedir. Bu konuda herhangi bir bilgileri de yoktur. Sadece taklitçidirler. Zira bu hususta sapık atalarından gördüklerini taklit ediyorlar. Bazen insan, yaptığı hakkında herhangi bir bilgi sahibi olmayabilir. Ancak gerçekte o konuda kendisinin bilmediği bir delil de bulunabilir. Ancak Yüce Allah, burada bu hususta hiçbir delil indirmediğini haber vermektedir. Yani bu konuda böyle bir taklidi caiz kılacak ve ona delil olacak hiçbir delil bulunmamaktadır. Aksine Allah, kendisine ortak koşmanın tutarsızlığına ve batıl oluşuna dair kat’i deliller indirmiştir. Daha sonra Yüce Allah, aralarından hakka karşı inatlaşan zalimleri tehdit ederek şöyle buyurmaktadır:“Zalimler için hiçbir yardımcı yoktur.” Allah’ın azabı üzerlerine inecek olursa onları koruyacak bir yardımcıları bulunmayacaktır.
72. Peki izlemekte oldukları yol hakkında herhangi bir bilgi sahibi olmayan bu kimseler, acaba ilâhi âyetler ve hidâyet kendilerine geldiği takdirde bunları izlemek gibi bir maksatları var mı? Yoksa onlar izlemekte oldukları batıldan memnun ve ona razılar mı? Yüce Allah, bunu da şu buyruğu ile dile getirmektedir: Hakkı batıldan açık seçik bir şekilde ayıran “ayetlerimiz onlara açık açık okunduğunda” onlara iltifat etmezler. Hiçbir şekilde aldırmazlar. Aksine “o kâfirlerin hoşnutsuzluklarını” bu âyetlere karşı duydukları nefret ve tiksintilerini “çehrelerinden anlarsın.” Suratlarını astıklarını, tüylerinin diken diken olduğunu görürsün. “Nerede ise onlara âyetlerimizi okuyanların üzerlerine çullanacak olurlar.” Nerede ise aşırı öfkelerinden, hakka karşı aşırı kin ve düşmanlıklarından ötürü onları öldürecekler ve aşırı derecede dövecekler. İşte kâfirlerin durumu budur. Onların bu halleri ne kötüdür! Bu hallerinin zararı ne kadar da büyüktür! Fakat diğer taraftan bundan da daha kötü bir hal daha vardır. O da onların âkıbetleridir. Bu yüzden Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır:“De ki: “(Sizin için) bundan daha kötüsünü size haber vereyim mi? Ateş; Allah onu kâfirlere vaat etmiştir. O ne kötü bir dönüş yeridir!” Onun kötülüğü uzun ve geniştir. Onun hoşlanılmayan halleri ve acıları da sürekli olarak artıp durur.