Tefsir As-Saadi / Abdurrahman b. Nasır es-Sadi
اِدْفَعْ بِالَّت۪ي هِيَ اَحْسَنُ السَّيِّئَةَۜ نَحْنُ اَعْلَمُ بِمَا يَصِفُونَ
96
وَقُلْ رَبِّ اَعُوذُ بِكَ مِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاط۪ينِۙ
97
وَاَعُوذُ بِكَ رَبِّ اَنْ يَحْضُرُونِ
98
Meal ve Tefsiri
96- Sen kötülüğü en güzel şekliyle sav! Biz, onların ne nitelendirmelerde bulunduklarını çok iyi biliyoruz. 97- Ve de ki:“Rabbim, şeytanların kışkırtıcı vesveselerinden sana sığınırım.” 98- “Rabbim, yanımda bulunmalarından da sana sığınırım.”
96. Bu buyrukta Allah’ın Rasûlüne emretmiş olduğu üstün ahlâkî değerlerden birisini görüyoruz. Yüce Allah ona şunu emretmektedir:“Sen kötülüğü en güzel şekliyle sav!” Düşmanların sana söz ve davranışları ile kötülük yapacak olursa -kötülük yapana kötülüğünün benzeri ile karşılık vermek caiz olmakla birlikte- sen onlara kötülük ile karşılık verme! Bunun yerine sana yaptıkları kötülüğü onlara iyilik yapmak sûreti ile savuştur. Bu, senin kötülük yapana karşı bir faziletin, bir erdemin olsun. Bunun faydalarından birisi de hem o esnada hem de gelecekte sana karşı yapılacak kötülüğün azalmasıdır. Diğer taraftan böyle bir davranış, sana kötülük yapanın hakkı görmesine, pişmanlık duyup üzülmesine, yaptığından tevbe edip dönmesine daha bir yardımcı olur. Ayrıca affeden kişi, ihsan sıfatına sahip olur. Bu yolla düşmanı olan şeytanı kahreder. Yüce Rabden de mükâfat almaya hak kazanır olur. Zira Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Kim affedip düzeltirse artık onun mükâfatını vermek Allah’a aittir.”(eş-Şura, 42/40); “Sen (kötülüğü) en güzel şekilde def et. O zaman seninle kendisi arasında düşmanlık olan kimse sanki candan bir dost gibi oluverir. Buna da ancak sabredenler kavuşturulur.” Yani bu güzel ahlâka sahip olma muvaffakiyeti ancak onlara hastır. “Buna ancak büyük bir pay sahibi olanlar kavuşturulur.”(Fussilet, 41/34-35) üce Allah’ın: “Biz onların ne nitelendirmelerde bulunduklarını çok iyi biliyoruz” buyruğuna gelince; yani biz küfrü ve hakkı yalanlamayı içeren sözlerini çok iyi biliriz. İlmimiz bunu kuşatmıştır, ama hilmimiz ile muamele ederek onlara mühlet verdik ve onların söylediklerini sabırla karşıladık. Halbuki hak bizimdir ve onlar aslında bizi yalanlamaktadırlar. Şimdi ey Muhammed, senin de onların söylediklerine sabretmen ve onlara iyilikle karşılık vermen gerekir. İşte kötülük işleyen insanlara karşı kulun vazifesi budur.
97-98. Kötülük yapan şeytanlara gelince onlara iyilik yapmanın bir faydası olmaz. O, kendi taraftarlarını ancak cehennemliklerden olmaları için davet eder durur. Şeytana karşı koymakta yerine getirilmesi gereken görev ise Allah’ın, Rasûlüne gösterdiği yola uygun hareket etmektir. Allah şöyle buyurmaktadır:“Ve de ki: Rabbim, şeytanların kışkırtıcı vesveselerinen sana sığınırım. Rabbim, yanımda bulunmalarından da sana sığınırım.” Yani onların yakınlıkları, vesveseleri, dokunmaları ile isabet edecek kötülükten, yanımda hazır bulunmaları ve vesveseleri ile uğrayacağım şerlerinden sana sığınırım. Kendi güç ve imkanlarımdan uzaklaşıp yalnızca sana iltica ederim. Bu, şerrin tümünden ve onun ana kaynağından Allah’a sığınmaktır. Bunun kapsamına şeytanın bütün ayartmalarından ve vesveselerinden Allah’a sığınmak girmektedir. Yüce Allah, kulunu böyle bir şerden koruyup himaye altına alarak onun bu duasını kabul ettiği taktirde o, her türlü kötülükten kurtulmuş ve her hayrı işleme başarısına nail olmuş olur.