Tefsir As-Saadi / Abdurrahman b. Nasır es-Sadi

25 — Furkân Suresi (الفرقان) • Ayet 30
وَقَالَ الرَّسُولُ يَا رَبِّ اِنَّ قَوْمِي اتَّخَذُوا هٰذَا الْقُرْاٰنَ مَهْجُوراً 30 وَكَذٰلِكَ جَعَلْنَا لِكُلِّ نَبِيٍّ عَدُواًّ مِنَ الْمُجْرِم۪ينَۜ وَكَفٰى بِرَبِّكَ هَادِياً وَنَص۪يراً 31
Meal ve Tefsiri

30- Rasûl:“Ey Rabbim! Gerçekten kavmim bu Kur’ân’ı terk etti” dedi. 31- İşte bu şekilde biz, her bir peygambere günahkârlardan bir düşman var ettik. Yol gösterici ve yardımcı olarak Rabbin yeter.

30. “Rasûl” Rabbine niyaz edip kavminin, getirdiklerinden yüz çevirmelerinden şikâyet ederek ve onların bu tutumlarına üzülerek: “Ey Rabbim! Gerçekten” beni kendilerine hidâyete eriştirmek ve onlara tebliğde bulunmak üzere göndermiş olduğun “kavmim, bu Kur’ân’ı terk etti, dedi.” Ondan yüz çevirdiler, uzaklaştılar. Onu bırakıp gittiler. Oysa onun hükmüne bağlı kalmaları, ahkâmına yönelmeleri, ardından yürümeleri gerekirdi. Allah, Rasûlünü teselli ederek, bu insanların geçmişlerinin de böyle olduğunu ve bunların yaptıkları gibi yaptıklarını haber vererek şöyle buyurmaktadır:
31. “İşte bu şekilde biz, her bir peygambere günahkârlardan bir düşman var ettik.” Yani hayra elverişli olmayan, hayır ile arınıp temizlenmeyen kimselerden peygamberlere karşı çıkacak, onların sözlerini reddedecek ve batıl ile mücadedele edecek kimseler kıldık. Ki bu gibilerin birtakım faydaları vardır: Hak batıla üstünlük sağlar. Hak açıklık kazanır ve çok büyük oranda netleşir. Çünkü batılın hakka karşı çıkması, hakkın açıklığını ve delillerinin mükemmelliğini arttırır. Ayrıca Yüce Allah’ın hak ehline ihsan ettiği lütufları ve batıl ehline uyguladığı cezaları açıkça görülür. O halde onlar için üzülme ve arkalarından kendini neredeyse öldürecek hale de getirme! “Yol gösterici” sana hidâyet veren ve böylelikle arzuladığını gerçekleştirip din ve dünya menfaatlerini elde etmeni sağlayacak “ve yardımcı” düşmanlarına karşı sana zafer verecek, din ve dünya işlerinde hoşuna gitmeyen her hususu senden uzaklaştıracak merci “olarak Rabbin yeter.” Sen de O’nu yeterli bil ve yalnızca O’na güvenip dayan.