Tefsir As-Saadi / Abdurrahman b. Nasır es-Sadi

28 — Kasas Suresi (القصص) • Ayet 57
وَقَالُٓوا اِنْ نَتَّبِـعِ الْهُدٰى مَعَكَ نُتَخَطَّفْ مِنْ اَرْضِنَاۜ اَوَلَمْ نُمَكِّنْ لَهُمْ حَرَماً اٰمِناً يُجْبٰٓى اِلَيْهِ ثَمَرَاتُ كُلِّ شَيْءٍ رِزْقاً مِنْ لَدُنَّا وَلٰكِنَّ اَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ 57 وَكَمْ اَهْلَكْنَا مِنْ قَرْيَةٍ بَطِرَتْ مَع۪يشَتَهَاۚ فَتِلْكَ مَسَاكِنُهُمْ لَمْ تُسْكَنْ مِنْ بَعْدِهِمْ اِلَّا قَل۪يلاًۜ وَكُنَّا نَحْنُ الْوَارِث۪ينَ 58 وَمَا كَانَ رَبُّكَ مُهْلِكَ الْقُرٰى حَتّٰى يَبْعَثَ ف۪ٓي اُمِّهَا رَسُولاً يَتْلُوا عَلَيْهِمْ اٰيَاتِنَاۚ وَمَا كُنَّا مُهْلِكِي الْقُرٰٓى اِلَّا وَاَهْلُهَا ظَالِمُونَ 59
Meal ve Tefsiri

57- Dediler ki:“Seninle birlikte hidâyete uyarsak yerimizden-yurdumuzdan ediliriz.” Halbuki onları tarafımızdan bir rızık olmak üzere her türden ürünlerin getirilip toplandığı, güven dolu ve saygın/dokunulmaz o yere biz yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler. 58- Biz (rahat) yaşamlarından dolayı şımarmış nice ülkeleri helâk ettik. İşte meskenleri! Oralarda onlardan sonra çok az oturulmuştur. (Hepsine) Biz varis olduk. 59- Rabbin, ülkelerin ana şehirlerine ahalisine âyetlerimizi okuyan bir peygamber göndermedikçe onları helâk etmez. Biz, ancak halkı zalim olan ülkeleri helâk etmişizdir.

57. Şanı Yüce Allah, Kureyşliler ile Mekke ahalisinden yalanlayıcıların o yüce Rasûle şöyle dediklerini haber vermektedir:“Seninle birlikte hidâyete uyarsak” öldürülmek, esir edilmek, mallarımızın talan edilmesi sureti ile “yerimizden-yurdumuzdan ediliriz.” Çünkü insanlar sana düşmanlık ve muhalefet etmiş bulunuyorlar. Biz sana uyacak olursak, bütün insanların düşmanlığına maruz kalırız. Oysa bizim onlara karşı koyacak gücümüz yok. nların söyledikleri bu sözler, Allah hakkında kötü zan beslediklerini, Allah’ın; dinini zafere ulaştırmayacağını, sözünü yüceltmeyeceğini, aksine dinine mensup kimselerin aleyhine diğer insanlara imkân ve iktidar vererek onları en kötü işkencelere maruz bırakacağını zannettiklerini ve bu batıl zanlarının gereği olarak da batılın hakka üstün geleceğini düşündüklerini göstermektedir. Yüce Allah da insanlar arasında sadece kendilerine özel olarak ihsan ettiği hallerini açıklayarak şöyle buyurmaktadır:“Halbuki onları tarafımızdan bir rızık olmak üzere her türden ürünlerin getirilip toplandığı, güven dolu ve saygın/dokunulmaz o yere biz yerleştirmedik mi?” Biz, onlara gidip gelenlerin pek çok olduğu, ziyaretçilerin gelip ziyaret ettikleri o Harem bölgesinde yerleştirip onları türlü imkânlarla donatmadık mı? Ki uzak, yakın herkes bu Hareme saygı duymaktadır. Orada bulunanlar tedirgin edilmez, az olsun çok olsun mallarına dokunulmaz ve küçük görülmezler. Halbuki çevrelerinde bulunan bütün yerleri dört bir yandan korku kuşatmış bulunuyor, ahalileri güven ve huzur içinde değildirler. halde bunlar başkalarının sahip olmadıkları bu tam güvenlik, kendilerine rızık olmak üzere her bir yandan gelen ve bolluk içerisinde yaşamalarını sağlayan mahsullerden, yiyeceklerden ve mallardan oluşan bu pek bol rızık dolayısı ile Rablerine hamd etsinler. Bu güvenliklerinin, bolluklarının, rahat yaşayışlarının kemale ermesi için bu şerefli rasûle tâbi olsunlar. Sakın onu yalanlamasınlar. Sahip oldukları nimetler dolayısı ile şımarmasınlar. O vakit güvenlikleri korkuya, güç ve kuvvetleri zillete, zenginlikleri de fakirliğe dönüştürülür. nedenle Yüce Allah onları, kendilerinden önceki ümmetlere yaptıklarını hatırlatarak tehdit etmekte ve şöyle buyurmaktadır:
58. “Biz (rahat) yaşamlarından dolayı şımarmış nice ülkeleri helâk ettik.” O ülke ahalisi, bol geçimleri sebebiyle böbürlendiler, onlarla meşgul olup oyalandılar da peygamberlere iman etmediler. Allah da onları helâk etti. Onların bu nimetlerini ellerinden aldı ve onlara azabını gönderdi. “İşte meskenleri! Oralarda onlardan sonra çok az oturulmuştur.” Çünkü helâk onlara peş peşe gelmiş ve ardı arkasına yok edilmişlerdir. Onlardan sonra da meskenleri ıpıssız kalmıştır. ullara “Biz varis olduk.” Onları öldürürüz de kendilerini faydalandırdığımız bütün nimetler de Bize döner. Sonra onları huzurumuza getirir ve amellerinin karşılığını onlara veririz.
59. Kendilerine peygamber göndermeksizin ve onlara karşı delilleri ortaya koymaksızın sırf küfürleri sebebi ile ümmetleri azaba uğratmamak, Yüce Allah’ın hikmet ve rahmetinin bir tecellisidir. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Rabbin ülkelerin ana şehirlerine” yani insanların gidip geldikleri kasaba ve şehirlerine, onların etrafında bulunanların orada ihtiyaçlarını karşıladıkları ve orada olup bitenden haberdar oldukları yerlere “ahalisine” peygamberin getirdiğinin doğruluğuna ve kendilerini çağırdığı davetin gerçekliğine delil teşkil edecek “âyetlerimizi okuyan” ve böylelikle sözleri uzaktakine de yakındakine de ulaşan “bir peygamber göndermedikçe” sırf küfür ve zulümleri sebebi ile “onları helâk etmez.” Oysa uzak, kıyıda köşede kalmış şehirlere peygamber gönderilmesi halinde böyle olmaz. Böyle bir durumda okunan âyetlerin pek çoğuna gizli kalması ihtimali vardır. Ayrı oranın insanlarının kaba ve katı kimseler olması da çok büyük ihtimaldir. Ana şehirlerde ise bu tür meseleler kolayca açığa çıkıp yayılır, kimseye gizli kalmaz ve çoğunlukla onların ahalisi diğerlerine göre daha az kaba ve katı kimselerdir. “Biz ancak halkı” küfür ve masiyetlerle “zalim olan” ve cezayı hak eden “ülkeleri helâk etmişizdir.” Hülasa Allah kime azap ederse mutlaka zulmü sebebi ile ve ona karşı delili ortaya koyduktan sonra azap eder.