Tefsir As-Saadi / Abdurrahman b. Nasır es-Sadi

28 — Kasas Suresi (القصص) • Ayet 60
اَفَمَنْ وَعَدْنَاهُ وَعْداً حَسَناً فَهُوَ لَاق۪يهِ كَمَنْ مَتَّعْنَاهُ مَتَاعَ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا ثُمَّ هُوَ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ مِنَ الْمُحْضَر۪ينَ 61
Meal ve Tefsiri

60. Size verilen her şey, dünya hayatının (geçici) menfaati ve süsüdür. Allah katında olanlar ise daha hayırlı ve daha kalıcıdır. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız? 61- Kendisine güzel bir vaatte bulunduğumuz ve ona kavuşacak olan kimse, hiç kendisine dünya hayatının (geçici) menfaatlerini verdiğimiz, sonra da Kıyamet günü (hesap ve azap için) huzura getirilecek olan kimse gibi midir?

60. Bu buyrukla Yüce Allah, kullarını dünyaya karşı düşkün olmamaya, ona aldanmamaya, buna karşılık âhirete arzu duymaya, esas maksat ve isteklerinin âhiret olması gerektiğine teşvik etmekte; insanlara verilen altın, gümüş, hayvan, mal, mülk, kadın, evlat, yiyecekler, içeceklerle zevk alınacak her türlü şeyin, dünya hayatının geçici menfaati ve süsü olduğunu haber vermektedir. Yani kul, bunlarla sınırlı olarak ve hevesi kursakta bırakan kederli şeylerle dolu bir süre içerisinde faydalanır. Övünmek ve riyakârlık için kısa bir süre bunlarla süslenir. Sonra bunlar çabucak yok olup gider, hepsi de bitip tükenir. Bunlara sahip olan kimseye ise bunlardan pişmanlık, zarar ve mahrumiyetten başka bir şey kalmaz. “Allah katında olanlar ise” ebedi nimetler içinde her türlü olumsuzluklardan uzak bir yaşam “daha hayırlı ve daha kalıcıdır.” Hem niteliği itibari ile hem miktarı itibari ile daha üstündür. Ebedîdir ve süreklidir. “Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?” Yani bu ikisini ölçüp biçerek hangisinin tercih edilmeye değer olduğunu ve bu iki yurttan hangisi için çalışmanın daha uygun olduğunu tespit edecek akıllarınız yok mu? u buyruk, kulun aklı oranında âhireti dünyaya tercih edeceğine delildir. Aynı şekilde dünyayı tercih edenin ancak kıt akıllılığından dolayı böyle bir tercihe yöneldiğini göstermektedir. Bundan dolayı Yüce Allah, dünyayı tercih edenle âhireti tercih edenin âkıbeti arasında bir mukayese yapmak üzere akılları uyarmakta ve şöyle buyurmaktadır:
61. “Kendisine güzel bir vaatte bulunduğumuz ve ona kavuşacak olan kimse...” Yani Rabbinin kendisine vaat ettiği güzel mükafat olan cennet ve ondaki pek büyük nimetlere arzu duyarak amel edip âhiret için gereken şekilde çalışan ve hiç şüphesiz bu amelin mükâfatını görecek olan -çünkü bu vaat, kendisini razı edecek şeyleri yerine getiren ve onu gazaplandıran şeylerden uzak duran kuluna keremi sonsuz, sözü doğru ve sözünden caymayan Allah vermiştir- böyle bir mü’min kişi “hiç kendisine dünya hayatının (geçici) menfaatlerini verdiğimiz” o nedenle de dünyaya dalan, alıp-veren, yiyip-içen, hayvanların faydalandığı gibi faydalanan, dünyası ile meşgul olup âhiretini unutan, Allah’ın hidâyetine yönelmeyen, peygamberlerin izinden gitmeyen ve dünyasından hüsran ve helâkten başka bir azık biriktirmemeyi sürdüren “sonra da Kıyamet günü” hesap için “huzura getirilecek olan kimse gibi midir?” Böyle bir kimse, nefsi için hayır namına bir şey göndermediğine, aksine kendisine zarar verecek her şeyi yaptığına ve bu halde amellerin karşılığının verileceği yurda intikal ettiğine göre onun nasıl bir sonuçla karşılaşacağı beklenir? Acaba ona yapılacak muamele ne olabilir, dersiniz? İşte aklı başında olanlar, tercih edilmeye değer olanı tercih etsin. Bu iki şıktan daha doğru olanı seçsin.