Tefsir As-Saadi / Abdurrahman b. Nasır es-Sadi

28 — Kasas Suresi (القصص) • Ayet 85
اِنَّ الَّذ۪ي فَرَضَ عَلَيْكَ الْقُرْاٰنَ لَـرَٓادُّكَ اِلٰى مَعَادٍۜ قُلْ رَبّ۪ٓي اَعْلَمُ مَنْ جَٓاءَ بِالْهُدٰى وَمَنْ هُوَ ف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ 85 وَمَا كُنْتَ تَرْجُٓوا اَنْ يُلْقٰٓى اِلَيْكَ الْكِتَابُ اِلَّا رَحْمَةً مِنْ رَبِّكَ فَلَا تَكُونَنَّ ظَه۪يراً لِلْكَافِر۪ينَۘ 86 وَلَا يَصُدُّنَّكَ عَنْ اٰيَاتِ اللّٰهِ بَعْدَ اِذْ اُنْزِلَتْ اِلَيْكَ وَادْعُ اِلٰى رَبِّكَ وَلَا تَكُونَنَّ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَۚ 87 وَلَا تَدْعُ مَعَ اللّٰهِ اِلٰهاً اٰخَرَۢ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ۠ كُلُّ شَيْءٍ هَالِكٌ اِلَّا وَجْهَهُۜ لَهُ الْحُكْمُ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ 88
Meal ve Tefsiri

85- Sana Kur’ân’ı farz kılan Allah, elbette seni dönüş yerine döndürecektir. De ki:“Rabbim, hidâyeti getireni de apaçık sapıklıkta olanı da pek iyi bilir.” 86- Sen, bu Kitabın sana verileceğine dair bir ümit taşımıyordun. Ancak Rabbinden bir rahmet olarak (o, sana indirildi). O halde asla kâfirlere arka çıkma! 87- Allah’ın âyetleri sana indirildikten sonra sakın seni onlardan alıkoymasınlar. Sen Rabbine davet et ve asla müşriklerden olma. 88- Allah ile birlikte başka bir ilâha dua/ibadet etme! O’ndan başka hiçbir (hak) ilâh yoktur. O’nun yüzünden başka her şey yok olacaktır. Hüküm yalnız O’nundur ve yalnız O’na döndürüleceksiniz.

85. “Sana Kur’ân’ı farz kılan Allah” Yani bu Kur’ân’ı sana indirip hükümlerini farz kılarak, helâl ve haramı açıklayarak onu alemlere tebliğ edip ahkâmına bütün mükellefleri davet etmeni emreden Yüce Allah’tır. Her şeyin dünya hayatından ibaret olması ve kulların mükâfat görmeyip cezalandırılmamaları, O’nun hikmetine yakışmaz. Aksine O’nun seni “dönüş yerine” döndürmesi kaçınılmaz bir şeydir ki orada iyilik yapanlar iyiliklerinin karşılığını görecekler, kötülük işleyenler de masiyetlerinin cezasını çekeceklerdir. Çünkü sen, onlara hidâyeti açıklamış, izlemeleri gereken yolu beyan etmiş bulunuyorsun. Sana uyarlarsa bu, onların mutlulukları ve bahtiyarlıkları demektir. Sana isyan etmekten başka bir yolu kabul etmez ve senin getirdiğin hidâyeti eleştirip tutundukları batılı hakka tercih edecek olurlarsa artık tartışmaya gerek yoktur. Geriye sadece gizliyi de açığı da, kimin haklı kimin batıl üzere olduğunu da bilenin cezalandırmasından başka bir şey kalmaz. Bundan dolayı da şöyle buyrulmaktadır:“De ki: Rabbim, hidâyeti getireni de apaçık sapıklıkta olanı da pek iyi bilir.” Yüce Allah, hidâyet üzere olanın ve hidâyete iletenin, kendi Rasûlü olduğunu, buna karşılık onun düşmanlarının sapık ve saptırıcılar olduklarını elbette bilmektedir.
86. “Sen, bu Kitabın sana verileceğine dair bir ümit taşımıyordun.” Bu Kitabın sana indirileceğine dair bir beklentin olmadığı gibi buna kendini hazırlamıyor ve böyle bir şey de beklemiyordun. “Ancak Rabbinden bir rahmet olarak…” Hem sana hem de kullara bir rahmet olmak üzere Yüce Allah, alemlere rahmetini izhar etmiş olduğu bu Kitabı sana gönderdi ve bu Kitap ile sana risalet görevini verdi. Bu yolla kullara bilmediklerini öğretti. Onları kötülüklerden arındırdı, onlara Kitabı ve hikmeti öğretti. Halbuki daha önce apaçık bir sapıklık içinde bulunuyorlardı. en, bu Kitabı Allah’ın sana kendinden bir rahmet olarak indirdiğini bildiğine göre o Kitap’taki bütün emirlerin ve yasakların da Allah’ın bir rahmeti ve bir lütfu olduğunu biliyorsun demektir. O halde bu Kitaptan dolayı senin kalbinde herhangi bir sıkıntı ve darlık olmasın. Sakın ona aykırı hareket etmenin, daha iyi ve daha faydalı olduğunu zannetmeyesin. “O halde asla kâfirlere arka çıkma!” Onların izlemekte oldukları küfür yollarından herhangi birinde onların yardımcısı olma. Onlara yardımcı olmanın kapsamına, onun herhangi bir hükmü hakkında “O, hikmete ve maslahata aykırıdır”, demek de dahildir.
87. “Allah’ın âyetleri sana indirildikten sonra sakın seni onlardan alıkoymasınlar.” Aksine bu âyetleri tebliğ et, gereklerini yerine getir. Onların kuracakları tuzaklara aldırma, onlara aldanıp onu tebliğ etmekten uzak durma ve hevâlarına da uyma. “Sen Rabbine davet et.” Bütün maksadın, amellerinin bütün gayesi, Rabbine davet etmek olsun. Riyakârlık, insanların beğenmelerini arzu etmek ve batıl ehlinin maksatlarına uymak gibi buna aykırı olan her bir husustan da uzak dur. ünkü böyle yapmamak, onlarla birlikte olmaya sebeptir ve onların içinde bulundukları halde onlara yardımcı olmaktır. Bundan dolayı da Yüce Allah:“Asla müşriklerden olma” buyurmaktadır. Ne bizzat şirklerinde ne de şirklerinin -bütün masiyetleri ihtiva eden- şubelerinde onlar gibi olma.
88. “Allah ile birlikte başka bir ilâha dua/ibadet etme!” Aksine ibadetini ihlasla ve yalnızca Allah’a yap. “Çünkü O’ndan başka hiçbir (hak) ilâh yoktur.” Kâmil ve bâki olan Allah’tan başka ilâh edinilmeye, sevilmeye ve ibadete layık hiçbir kimse yoktur. O ki “O’nun yüzünden başka her şey yok olacaktır.” O’nun dışındaki her bir varlık yok olacağına göre yok olacak fani bir varlığa ibadet de -gayesinin batıl olması ve sonunda boşa gideceği için- batıldır. ünya ve âhirette “hüküm yalnız O’nundur ve yalnız O’na” O’ndan başkasına değil, “döndürüleceksiniz.” Allah’ın dışındaki bütün varlıklar fani olduğuna ve helâk olacaklarına göre kendisinden başka hiçbir hak ilâh olmayan, dünyada da âhirette de hüküm yalnız kendisinin olan, bütün mahlukatın dönüşü -amellerinin karşılıklarını görmek için- yalnız kendisine olacak olan ebedi zat, ancak Allah olduğuna göre akıl sahibi her bir kimsenin, hiçbir şeyi ortak koşmaksızın yalnızca O’na ibadet etmesi, kendisini O’na yakınlaştıracak amellerde bulunması, azap ve cezasından da sakınması gerekir. Rabbinin huzuruna tevbesiz, günah ve hatalarından vaz geçmemiş bir halde gitmemesi gerekir.

asas Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Her zaman ve ebediyen hamd, senâ ve her türlü övgüler yalnız Allah’ındır.

***