Tefsir As-Saadi / Abdurrahman b. Nasır es-Sadi
كَانَ النَّاسُ اُمَّةً وَاحِدَةً فَبَعَثَ اللّٰهُ النَّبِيّ۪نَ مُبَشِّر۪ينَ وَمُنْذِر۪ينَۖ وَاَنْزَلَ مَعَهُمُ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ لِيَحْكُمَ بَيْنَ النَّاسِ ف۪يمَا اخْتَلَفُوا ف۪يهِۜ وَمَا اخْتَلَفَ ف۪يهِ اِلَّا الَّذ۪ينَ اُو۫تُوهُ مِنْ بَعْدِ مَا جَٓاءَتْهُمُ الْبَيِّنَاتُ بَغْياً بَيْنَهُمْۚ فَهَدَى اللّٰهُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لِمَا اخْتَلَفُوا ف۪يهِ مِنَ الْحَقِّ بِاِذْنِه۪ۜ وَاللّٰهُ يَهْد۪ي مَنْ يَشَٓاءُ اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍ
213
Meal ve Tefsiri
213- İnsanlar tek bir ümmetti. Allah da peygamberleri müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdi. Beraberlerinde de insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler hakkında aralarında hükmetmek üzere kitâbı hak ile indirdi. Kendilerine kitab verilen kimseler ancak apaçık deliller onlara geldikten sonra aralarındaki kıskançlıktan dolayı o (kitaba) dair anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine Allah onların ihtilaf ettikleri hakka izni ile iman edenleri ulaştırdı. Allah dilediğini dosdoğru yola iletir.
213. “İnsanlar tek bir ümmetti.” Yani insanlar topluca hidayet üzere idiler. Nuh aleyhisselam’dan sonra on asır boyunca bu hal üzere devam ettiler. Dinde ihtilaf edince bazıları küfre saptı, bazıları da hak din üzere devam etti. Aralarında çekişmeler başladı. Allah insanlar arasındaki anlaşmazlıkları hükme bağlamak ve onlara karşı hücceti ortaya koymak üzere peygamberler gönderdi. Bazıları ise şöyle bir açıklama getirmişlerdir: Aksine insanlar küfür, sapıklık ve bedbahtlık üzere toplanmış idiler. Ne aydınlatıcı bir ışıkları, ne de imanları vardı. Bu nedenle Allah kendilerine peygamberleri, itaat eden kimseleri itaatlerin sonucu olan rızık, bedeni ve kalbi kuvvet, güzel hayat ve bunların en üstün mertebesi olan Yüce Allah’ın rızasına nail olup Cennete girmek sureti ile “müjdeleyici” olmak üzere gönderdi. Diğer taraftan Allah’a isyan eden kimseleri de masiyetlerin bir sonucu olarak rızıktan mahrumiyet, zayıflık, fakirlik, dar hayat ve geçim ve bunun en ağır şekli olan Allah’ın gazabı ve Cehennem ile “uyarıcılar olmak üzere gönderdi. Beraberlerinde... kitabı hak ile indirdi” Bu, doğru haberler ve adaletli emirlerdir. İlahi kitapların ihtiva ettiği her bir şey haktır. Usûl ve füru meselelerinde anlaşmazlık içerisinde olanlardan kimin haklı kimin haksız olduğunu ortaya koyar. İşte anlaşmazlık ve ayrılık halinde yapılması gereken, bu ayrılık ve anlaşmazlık konusunun Allah’a ve Rasûlü’ne havale edilmesidir. Eğer Allah’ın Kitabında ve Rasûlü’nün sünnetinde anlaşmazlığı sona erdirecek hükümler bulunmasaydı anlaşmazlıkları onları götürme emri verilmezdi. Yüce Allah Kitap ehline kitapları indirmesi sureti ile ihsan ettiği büyük nimetini söz konusu etti. Bu ise onların bu kitaplar etrafında ittifak edip toplanmalarını gerektiriyordu. Yüce Allah bu durumlarını söz konusu ettikten sonra böyle davranacak yerde birbirlerine karşı çıktıklarını, birbirlerini kıskandıklarını, bundan da pek çok anlaşmazlık, düşmanlık ve ayrılıklar meydana geldiğini, bunun sonucunda da herkesten önce etrafında birleşip toplanmaları gereken kitap hakkında üstelik onun kesin delillerini, apaçık belgelerini bilip yakin ettikten sonra anlaşmazlığa düştüklerini haber vermektedir. Böylelikle onlar haktan alabildiğine uzak bir sapıklıkla sapıttılar. “Bunun üzerine Allah onların ihtilaf ettikleri hakka” Kitab ehlinin anlaşmazlığa düşüp de hakkı ve doğruyu tutturamadıkları bütün hususlara “izni ile iman edenleri ulaştırdı.” Yüce Allah; izni, kolaylaştırması ve rahmeti ile bu ümmeti hakka iletmiştir. “Allah dilediğini dosdoğru yola iletir.” O bütün insanları adaletinin bir tecellisi olarak, bütün insanlara karşı delili ortaya koymak üzere ve insanlar:“Bize müjdeci de uyarıcı da gelmedi” demesinler diye dosdoğru yola davet etmiştir. Lütuf, rahmet, yardım ve ihsanıyla da kullarından dilediği kimseleri hidâyete ulaştırmaktadır. Bu, O’nun lütuf ve ihsanıdır, diğeri ise O’nun adaletinin ve hikmetinin bir tecellisidir. O’nun şanı pek yücedir.