Tefsir As-Saadi / Abdurrahman b. Nasır es-Sadi

2 — Bakara Suresi (البقرة) • Ayet 214
اَمْ حَسِبْتُمْ اَنْ تَدْخُلُوا الْجَنَّةَ وَلَمَّا يَأْتِكُمْ مَثَلُ الَّذ۪ينَ خَلَوْا مِنْ قَبْلِكُمْۜ مَسَّتْهُمُ الْبَأْسَٓاءُ وَالضَّرَّٓاءُ وَزُلْزِلُوا حَتّٰى يَقُولَ الرَّسُولُ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مَعَهُ مَتٰى نَصْرُ اللّٰهِۜ اَلَٓا اِنَّ نَصْرَ اللّٰهِ قَر۪يبٌ 214
Meal ve Tefsiri

214- Yoksa siz, sizden önce geçenlerin hali başınıza gelmeden Cennete girebileceğinizi mi sandınız? Onlara yoksulluk ve sıkıntılar gelip çattı ve öyle sarsıldılar ki sonunda peygamber ve beraberindeki iman edenler:“Allah’ın yardımı ne zaman?” dediler. Haberiniz olsun ki Allah’ın yardımı gerçekten yakındır.

214. Yüce Allah bu ayette kullarını darlıklarla, sıkıntılarla, zorluklarla imtihan etmesinin kaçınılmaz olduğunu haber vermektedir. Nitekim önceki nesillere de bunu yapmıştı. Bu Allah’ın hiçbir şekilde değişmeyen, sürekli geçerli bir sünnetidir/kanunudur. Dinini ve şeriatını ayakta tutmak isteyen herkesi mutlaka imtihan edip sınar. Allah’ın emri üzere sabredip direnirse, bu uğurda karşı karşıya kalacağı hoş olmayan şeylere aldırmazsa işte samimi ve doğru kişi odur. O, en mükemmel mutluluğa ve en üstün mertebeye ulaşır. Ama insanların işkence ve sıkıntılarını Allah’ın azabı gibi kabul eder de hoşuna gitmeyen şeyler, onu izlemesi gereken yoldan alıkoyar ve mihnetler de maksadından onu döndürecek olursa işte o, iman iddiasında yalancı bir kimsedir. Çünkü iman güzel şeyler isteme, temennilerde bulunma ve salt iddiadan ibaret değildir. Onun doğru yahut yalan olduğunu ortaya koyacak olan şey amellerdir. İşte önceki ümmetlerin başına da Yüce Allah’ın sözünü ettiği şekilde “Onlara yoksulluk ve sıkıntılar” yani hem fakirlik hem de türlü hastalıklar “gelip çattı ve” ölüm, sürgün, mallarının alınması ve sevdiklerinin öldürülmesi ile tehdit edilerek çeşitli korkutucu şeylerle “sarsıldılar” türlü zararlarla karşı karşıya kaldılar. Öyle bir duruma vardılar ve o derece sarsıldılar ki, Allah’ın yardımının geleceğine kesin inanmalarına rağmen, onun geciktiğini düşündüler. Sıkıntılarının ileri dereceye ulaşması ve oldukça darlanmalarından dolayı “Sonunda peygamber ve beraberindeki iman edenler: “Allah’ın yardımı ne zaman?” dediler.” Rahatlamak sıkıntı ile birlikte olduğuna göre ve bir iş daraldı mı hemen genişlediğine göre Yüce Allah da:“Haberiniz olsun ki Allah’ın yardımı gerçekten yakındır.” buyurmaktadır. İşte hakkı ayakta tutup uygulamaya kalkan herkes kesinlikle imtihan olunur. Eğer tuttuğu yolda sabreder ve ısrarla devam edecek olursa, zorluk ve sıkıntıları artsa bile nihayetinde onun karşı karşıya kaldığı mihnetler kendisi için bir ödül olur. Zorluklar rahatlıklara dönüşür ve bunların akabinde düşmanlara karşı zafer elde eder, kalbindeki rahatsızlıklar şifa bulur. Bu âyet-i kerime Yüce Allah’ın şu buyruklarına benzemektedir:“Yoksa siz Allah içinizden cihad edenlerle sabredenleri belli etmeden Cennete gireceğinizi mi sandınız?”(Ali İmran, 3/142); “Elif, Lam, Mim. İnsanlar iman ettik demeleri ile bırakılıverileceklerini ve imtihan edilmeyeceklerini mi sandılar? Andolsun onlardan önce geçenleri biz imtihan etmişizdir. Allah elbette doğru olanları da bilir, yalancı olanları da bilir.”(el-Ankebut, 29-1-3) İşte böyle; insan imtihan sırasında üstün ya da zelil olur.