Tefsir As-Saadi / Abdurrahman b. Nasır es-Sadi
كُتِبَ عَلَيْكُمُ الْقِتَالُ وَهُوَ كُرْهٌ لَكُمْۚ وَعَسٰٓى اَنْ تَكْرَهُوا شَيْـٔاً وَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْۚ وَعَسٰٓى اَنْ تُحِبُّوا شَيْـٔاً وَهُوَ شَرٌّ لَكُمْۜ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ وَاَنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ۟
216
Meal ve Tefsiri
216- Savaş hoşunuza gitmediği halde üzerinize farz kılındı. Bazen hoşlanmadığınız bir şey, sizin için hayır olabilir. Sevdiğiniz bir şey de hakkınızda şer olabilir. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
216. Önceleri mü’minler savaşı -zayıflıkları ve buna katlanamayacak durumda olmaları dolayısıyla- terk etmekle emrolunmuş iken bu âyet-i kerimede Allah yolunda savaş farz kılınmaktadır. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Medine’ye hicret edip de müslümanlar çoğalıp güçlenince Allah onlara savaşma emrini verdi. Savaşın esas itibari ile yorgunluk ve meşakkati, türlü korku ve tehlikeleri dolayısıyla ve ölümle karşı karşıya getirmesi nedeniyle nefislerin hoşuna gitmeyen bir şey olduğunu haber verdi. Bununla birlikte Allah yolunda savaş, katıksız bir hayırdır. Çünkü bu çeşit savaşta büyük mükâfat vardır, onunla can yakıcı azaptan korunulur, düşmanlara karşı zafer kazanılıp ganimetler elde edilir. Ayrıca onun insanı hoşa gitmeyen şeylere karşı eğitici özellikleri de vardır. “Sevdiğiniz bir şey de hakkınızda şer olabilir.” Mesela rahat isteği ile cihada çıkmayıp oturmak bir kötülüktür. Çünkü cihada çıkmamak Allah’ın yardımının kesilmesine, düşmanların İslâm’a ve müslümanlara musallat olmasına, zillet ve aşağılıkla karşı karşıya kalmaya, büyük ecrin kaybedilmesine ve cezanın gerçekleşmesine sebeptir. Bu âyet-i kerimede ifade edilen hususlar, dini açıdan değişmez kurallardır. Nefislerin, meşakkatinden dolayı hoşlanmadığı hayır fiilleri mutlaka hayırdır, hakkında rahat ve lezzet vehmettiği bütün şer fiilleri hiç şüphesiz şerdir. Dünya ile ilgili hususlarda ise bunlar her zaman geçerli olmayabilir. Aksine mü’min kimse için çoğunlukla görülen durum şudur: O herhangi bir hususu sevecek olur da Allah da o kimseyi o işten uzak tutacak birtakım sebepler takdir buyurursa, şüphesiz ki böylesi onun için daha hayırlıdır. Bu gibi durumlarda ona düşen uygun davranış, Yüce Allah’a şükretmek ve meydana gelenin, hayırlı olduğuna inanmaktır. Çünkü mü’min, Yüce Allah’ın kuluna kendi nefsinden daha çok merhametli olduğunu bilir. Kulunun maslahatını kulun kendisinden daha bir gerçekleştirmeye muktedir olduğunu ve kulun maslahatını ondan daha iyi bildiğini bilir. Nitekim Yüce Allah da “Allah bilir, siz bilmezsiniz” buyurmaktadır. O halde size yakışan hoşunuza gitsin veya gitmesin, sizi sevindirsin veya sevindirmesin hakkınızdaki bütün takdirleri gönül hoşluğu ile karşılamaktır.
Savaş emri kayıtlı zikredilmeyecek olsaydı, haram aylar da dahil bütün ayları (zaman itibari ile) kapsayacak olduğundan dolayı Yüce Allah, haram aylardaki savaşı istisna ederek şöyle buyurmaktadır: