Tefsir As-Saadi / Abdurrahman b. Nasır es-Sadi
قَوْلٌ مَعْرُوفٌ وَمَغْفِرَةٌ خَيْرٌ مِنْ صَدَقَةٍ يَتْبَعُهَٓا اَذًىۜ وَاللّٰهُ غَنِيٌّ حَل۪يمٌ
263
Meal ve Tefsiri
263- Güzel bir söz ve bağışlama, arkasından eziyet gelen sadakadan daha hayırlıdır. Allah Ğanidir, Halîmdir.
263. Yüce Allah ihsanın dört mertebesini söz konusu etmektedir: 1- Birinci mertebe salih bir niyet ile verilen ve verenin, arkasından her hangi bir başa kakma ve eziyet etmediği infaktır. 2- Bundan sonra güzel söz söylemek gelir. Bu da bütün yönleri ile sözlü iyiliklerdir ki ya müslüman onlarla sevindirilir ya da kişi -eğer yanında bir şey olmadığı bir zamana denk gelmişse- dilenene mazeretini beyan edip güzel sözler söyler. 3- Üçüncüsü ise sözlü veya fiili olarak sana kötülük yapan kimseyi affedip bağışlamak sureti ile yapılan ihsandır. Bu ikisi dördüncü mertebeden daha faziletli ve daha hayırlıdır: 4- Dördüncüsü ise sadaka verenin verdiği kimseye sadakası akabinde eziyette bulunduğu sadakadır. Çünkü o böyle davranmakla iyiliğini bulandırmış, hem bir hayır, hem bir şer işlemiş olur. Daha az faziletli bile olsa sadece hayırda bulunmak, daha fazletli bir şey bile olsa içine şerrin karıştığı hayırdan daha hayırlıdır. Bu ayette ahmak ve cahil kimselerin yaptığı gibi tasaddukta bulunduğu kimselere eziyet verenler bu işten ileri derecede sakındırılmaktadır. Yüce “Allah, Ğanidir” böylelerinin sadakalarına ihtiyacı yoktur, hiçbir kuluna da muhtaç değildir. “Halimdir” kemal derecesindeki ganiliği ile birlikte geniş bağışları ile isyankârlara mühlet verir ve onları çabucak cezalandırmaz. Bunun yerine onlar, masiyet işleyerek O’na meydan okurlarken O kendilerine afiyet verir, rızık ihsan eder ve nimetlerini onlara bol bol verir. Daha sonra Yüce Allah yapılan infakın akabinde başa kakmanın ve eziyetin gelmesini en ağır şekilde yasaklayıp buna dair şöyle bir örnek vermektedir