Tefsir As-Saadi / Abdurrahman b. Nasır es-Sadi

32 — Secde Suresi (السجدة) • Ayet 4
اَللّٰهُ الَّذ۪ي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا ف۪ي سِتَّةِ اَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوٰى عَلَى الْعَرْشِۜ مَا لَكُمْ مِنْ دُونِه۪ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا شَف۪يعٍۜ اَفَلَا تَتَذَكَّرُونَ 4 يُدَبِّرُ الْاَمْرَ مِنَ السَّمَٓاءِ اِلَى الْاَرْضِ ثُمَّ يَعْرُجُ اِلَيْهِ ف۪ي يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُٓ اَلْفَ سَنَةٍ مِمَّا تَعُدُّونَ 5 ذٰلِكَ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ الْعَز۪يزُ الرَّح۪يمُۙ 6 اَلَّـذ۪ٓي اَحْسَنَ كُلَّ شَيْءٍ خَلَقَهُ وَبَدَاَ خَلْقَ الْاِنْسَانِ مِنْ ط۪ينٍۚ 7 ثُمَّ جَعَلَ نَسْلَهُ مِنْ سُلَالَةٍ مِنْ مَٓاءٍ مَه۪ينٍۚ 8 ثُمَّ سَوّٰيهُ وَنَفَخَ ف۪يهِ مِنْ رُوحِه۪ وَجَعَلَ لَكُمُ السَّمْعَ وَالْاَبْصَارَ وَالْاَفْـِٔدَةَۜ قَل۪يلاً مَا تَشْكُرُونَ 9
Meal ve Tefsiri

4- Allah, gökleri, yeri ve onların aralarında bulunanları altı günde yaratan, sonra da Arş’a istivâ edendir. Sizin için O’ndan başka ne bir dost ne de bir şefaatçi yoktur. Hala düşünüp öğüt almayacak mısınız? 5- O, her işi gökten yere doğru idare eder. Sonra da o işler, sizin saydığınız (dünya yıllarından) bin yıl kadar olan bir günde O’na yükselir. 6- İşte bu (işleri yürüten), gizliyi de açığı da bilendir, Azizdir, Rahîmdir. 7- O, yarattığı her şeyi güzel ve sağlam yapmıştır. İnsanı yaratmaya da çamurdan başlamıştır. 8- Sonra onun soyunu hakir bir sudan meydana gelen bir özden var etmiştir. 9- Sonra ona tam bir şekil vermiş ve içine ruhundan üfürmüştür. Sizin için kulaklar, gözler ve kalpler yaratmıştır. Ne kadar da az şükrediyorsunuz!

4. Yüce Allah, kudretinin kemalini haber vermekte ve “gökleri, yeri ve onların aralarında bulunanları altı günde” yarattığını bildirmektedir. Bu altı günün ilki pazar, sonuncusu ise cumadır. Bunları bir anda yaratmaya kadir olmakla birlikte böyle yaratması yüce Allah’ın Refîk (yumuşaklıkla muamele eden) ve Hakîm (hikmeti sonsuz) oluşundan dolayıdır. “Sonra” bütün mahlukatın tavanı durumunda olan “Arş’a” celaline yakışan bir şekilde “istivâ edendir.”“Sizin için O’ndan başka” işlerinizi çekip çevirecek ve böylelikle size fayda sağlayacak “ne bir dost ne de” sizi cezalandırmak istediği takdirde şefaati kabul edilecek “bir şefaatçi yoktur.”“Hala düşünüp öğüt almayacak mısınız?” ki böylelikle gökleri ve yeri yaratan, yüce Arşa istivâ eden, tek başına işlerinizi çekip çevirenin, görüp gözetenin O olduğuna, bütün şefaat izninin elinde bulunduğuna, bütün ibadet çeşitlerine yalnızca O’nun layık olduğuna dair kesin bilgi sahibi olasınız!
5. “O, her işi” kaderî ve şer’î emri “gökten yere doğru idare eder.” Her şeyi tek başına çekip çeviren, idare eden O’dur. Bütün işler, o mutlak malik ve kudreti sonsuz tarafından gerçekleştirilmektedir. Bu konudaki emirleri gökten yere doğru iner ve bu emirlerle O, kullarını mutlu eder, bedbaht eder, zengin kılar, fakir kılar, aziz eder, zelil eder, şerefli kılar, hakir kılar, kimi kavimleri yükseltir, başkalarını alçaltır, rızıkları indirir vb... “Sonra da o işler, sizin saydığınız (dünya yıllarından) bin yıl kadar olan bir günde O’na yükselir.” Yani her bir iş ve emir O’nun katından iner ve yine O’na yükselir. Bu yükseliş, bir anda olur ve O’na ulaşır.
6. “İşte bu (işleri yürüten) bütün bu büyük mahlukatı yaratan, yüce Arşa istivâ eden, kainatı tek başına idare eden Zat, “gizliyi de açığı da bilendir, Azizdir, Rahîmdir.” İlminin genişliği, emrinin üstünlüğü, izzetinin kemali, rahmetinin umumiliği ile O, kâinatı var etmiş ve orada pek çok menfaatler yaratmıştır. Bunların hepsini çekip çevirmek, onları idare etmek O’na zor gelmez.
7. “O, yarattığı her şeyi güzel ve sağlam yapmıştır.” Yani yüce Allah yarattığı bütün mahlukatı, kendisine uygun olan en güzel surette yaratmıştır. Bu her varlığı kapsayan umumi bir ifadedir. Daha sonra yüce Allah şeref ve üstünlüğü dolayısı ile Ademoğlunu özellikle söz konusu ederek:“İnsanı yaratmaya da çamurdan başlamıştır” buyurmaktadır. Bu ise insanlığın ilk atası Âdem’in aleyhisselam yaratılışını ifade etmektedir.
8. “Sonra onun soyunu” Âdem’in soyundan gelenleri “hakir bir sudan meydana gelen bir özden” oldukça güçsüz ve kendisinden tiksinilen nutfeden “var etmiştir” yaratmıştır.
9. “Sonra ona tam bir şekil vermiş” eti ile, organları ile, damarları ile, sinirleri ile en güzel sureti ile onu yaratıp şekillendirmiş, onun her bir organını en uygun ve en yakışan yerine en uygun şekilde yerleştirmiştir. “ve içine ruhundan üfürmüştür.” Bu da (ana rahminde iken) ona meleği göndermesi ile olur. Melek ona ruh üfler ve artık önceden cansız bir varlık iken Allah’ın izni ile canlı bir varlık oluverir. “Sizin için kulaklar, gözler ve kalpler yaratmıştır.” O, sizin faydanıza olacak şeyleri aşama aşama vermiş ve en nihâyetinde size gözler, kulaklar ve kalpler vermiştir. Sizleri yaratana ve size suret verene “Ne kadar da az şükrediyorsunuz!”