Tefsir As-Saadi / Abdurrahman b. Nasır es-Sadi

33 — Ahzâb Suresi (الأحزاب) • Ayet 9
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اذْكُرُوا نِعْمَةَ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ اِذْ جَٓاءَتْكُمْ جُنُودٌ فَاَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ ر۪يحاً وَجُنُوداً لَمْ تَرَوْهَاۜ وَكَانَ اللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَص۪يراًۚ 9 اِذْ جَٓاؤُ۫كُمْ مِنْ فَوْقِكُمْ وَمِنْ اَسْفَلَ مِنْكُمْ وَاِذْ زَاغَتِ الْاَبْصَارُ وَبَلَغَتِ الْقُلُوبُ الْحَنَاجِرَ وَتَظُنُّونَ بِاللّٰهِ الظُّنُونَا 10 هُنَالِكَ ابْتُلِيَ الْمُؤْمِنُونَ وَزُلْزِلُوا زِلْزَالاً شَد۪يداً 11
Meal ve Tefsiri

9- Ey iman edenler! Allah’ın, üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani üzerinize ordular gelmişti. Biz de onların üzerine bir rüzgar ve görmediğiniz ordular göndermiştik. Allah yaptıklarınızı çok iyi görendir. 10- Hani onlar, size hem üst hem de alt tarafınızdan gelmişlerdi. O vakit (korkudan) gözler yerinden kaymış, yürekler de ağızlara gelmişti. Allah hakkında da türlü zanlarda bulunuyordunuz. 11- İşte orada mü’minler imtihandan geçirilmiş ve şiddetli bir şekilde sarsılmışlardı.

9-10. Yüce Allah, mü’min kullarına üzerlerindeki nimetini hatırlatmakta ve bu nimete şükretmeye onları teşvik etmektedir. Şöyle ki Mekkeliler ve Hicazlıların orduları üst taraflarından, Necidlilerinki de alt taraflarından gelmişler; Allah Rasûlünün ve ashab-ı kiramın kökten yok edilmesi konusunda aralarında sözleşmişlerdi. Söz konusu olay Hendek gazvesinde olmuştu. Medine çevresinde bulunan yahudi kabileler de onlarla bu konuda ittifak etmiş, o bakımdan pek büyük ordularla, çok kalabalık askerlerle üzerlerine gelmişlerdi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem da Medine çevresinde hendek kazmıştı. Yoğun ordular Medine’yi kuşatmış ve sıkıntılar alabildiğine büyümüştü. Kalpler korkudan ta gırtlaklara gelip dayanmıştı. Pek çok kimse, güçlü bir kuşatma altında ve oldukça sıkıntılı bir durumda olduğunu görünce olmadık zan ve kanaatlere kapılmıştı. Medine kuşatması uzun bir süre devam etmiş ve durum, Yüce Allah’ın şu buyruğunda belirttiği noktaya varmıştı:“O vakit (korkudan) gözler yerinden kaymış, yürekler de ağızlara gelmişti. Allah hakkında da türlü zanlarda bulunuyordunuz.” Yani Yüce Allah’ın dinine yardım etmeyeceği ve onu tamama erdirmeyeceği şeklinde kötü zanlara kapılmıştınız. 11. “İşte orada mü’minler” bu pek büyük fitne ile “imtihandan geçirilmiş ve” korku, huzursuzluk ve açlık ile “şiddetli bir şekilde” imanları açıkça ortaya çıksın, yakînleri daha bir artsın diye “sarsılmışlardı.” Yüce Allah’a hamdolsun ki onların imanları ve ileri derecedeki yakînleri, öncekileri de sonrakileri de geride bırakacak şekilde ortaya çıkmıştı. Sıkıntılar alabildiğine artıp zorluklar üst üste bindiğinde imanları “ayne’l-yakîn” derecesine ulaşmıştı: “Müminler ise birleşen orduları gördüklerinde: Allah’ın ve Rasûlünün bize vaat ettiği işte budur. Allah da Rasûlü de doğru söylemiştir, dediler ve (bu,) onların ancak imanlarını ve teslimiyetlerini artırdı.”(el-Ahzab, 33/22)