Tefsir As-Saadi / Abdurrahman b. Nasır es-Sadi
وَاَقْسَمُوا بِاللّٰهِ جَهْدَ اَيْمَانِهِمْ لَئِنْ جَٓاءَهُمْ نَذ۪يرٌ لَيَكُونُنَّ اَهْدٰى مِنْ اِحْدَى الْاُمَمِۚ فَلَمَّا جَٓاءَهُمْ نَذ۪يرٌ مَا زَادَهُمْ اِلَّا نُفُوراًۙ
42
اِسْتِكْبَاراً فِي الْاَرْضِ وَمَكْرَ السَّيِّئِۜ وَلَا يَح۪يقُ الْمَكْرُ السَّيِّئُ اِلَّا بِاَهْلِه۪ۜ فَهَلْ يَنْظُرُونَ اِلَّا سُنَّتَ الْاَوَّل۪ينَۚ فَلَنْ تَجِدَ لِسُنَّتِ اللّٰهِ تَبْد۪يلاًۚ وَلَنْ تَجِدَ لِسُنَّتِ اللّٰهِ تَحْو۪يلاً
43
Meal ve Tefsiri
42- Onlar, eğer kendilerine bir uyarıcı gelirse kesinlikle bütün ümmetlerden daha çok hidâyette olacaklarına dair var güçleriyle Allah'a yeminler ettiler. Fakat onlara bir uyarıcı geldiğinde bu, sadece onların (haktan) uzaklaşmalarını artırdı. 43- Yeryüzünde büyüklenmek ve kötülük planları kurmak için (böyle yaptılar). Kötülük planı ise ancak sahiplerinin başına dolanır. Onlar ille de (Allah'ın) öncekiler hakkındaki kanununu mu bekliyorlar? Halbuki sen Allah’ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın. Yine sen Allah’ın kanununda asla bir sapma da bulamazsın.
42. Yani ey Allah’ın peygamberi! Şu seni yalanlayanlar olabildiğince ağır yeminler ederek:“eğer kendilerine bir uyarıcı gelirse kesinlikle bütün ümmetlerden” kitap ehli olan yahudi ve hristiyanlardan “daha çok hidâyette olacaklarına dair var güçleriyle Allah'a yeminler ettiler.” Ancak bu yemin ve antlarının gereğini yerine getirmediler. Zira “onlara bir uyarıcı geldiğinde” hidâyet bulmadılar. Diğer ümmetlerden daha çok hidâyet üzere yürüyenler olmadılar. Hatta önceden izlemekte oldukları sapık yollarını da aynen sürdürmediler. Aksine daha da ileri gittiler. Zira “bu, sadece onların (haktan) uzaklaşmalarını” sapıklıklarını, azgınlık ve inatlarını “artırdı.” Onların sözü edilen yeminleri, güzel bir maksat ve hakkı arayış için değildi. Yoksa bu konuda kendilerine başarı ihsan olunurdu.
43. Aksine onların yeminleri, yeryüzünde insanlara ve hakka karşı büyüklük taslamak maksadına matuftu. Onlar, bu sözleri ile başkalarını aldatmak ve tuzak kurmak istiyorlardı. Kendilerinin hakkı bulmak isteyen, hak ehli oldukları izlenimini vererek saf kimselerin kendilerine aldanmasını ve kendilerine uymalarını, arkalarından yürümelerini sağlamak istiyorlardı. Maksadı da hedefi ve sonucu da kötü ve batıl olan “kötülük planı ise ancak sahiplerinin başına dolanır.” Onların bu tuzakları dönüp kendi başlarına geçer. Yüce Allah, böylelikle kullarına onların söyledikleri bu sözlerinin, ettikleri bu yeminlerinin yalan olduğunu, bu tavırları ile hakkı ortaya koymadıklarını açıklamış olmaktadır. Bununla da rezillikleri ortaya çıkmış, rüsvay olmuşlardır. Kötü maksatları da anlaşılmıştır. Böylelikle hile ve tuzakları bizzat kendi başlarına geçmiştir. Yüce Allah, onların hile ve tuzaklarına kendilerini düşürmüştür. Geriye artık Yüce Allah’ın, hakkında hiçbir değişme ve sapma söz konusu olmayan, öncekiler hakkında da geçerli olan kanununun yani azabının başlarına gelmesini beklemekten başka bir şey kalmamıştır. Zira Allah, zulüm ve inadı, kullara karşı büyüklenmeyi sürdüren herkesten intikam almıştır, üzerindeki nimetini kaldırmıştır. O halde bunlar da Allah’ın öncekilere yaptıklarının benzerini bekleyedursunlar.