Tefsir As-Saadi / Abdurrahman b. Nasır es-Sadi

39 — Zümer Suresi (الزمر) • Ayet 27
وَلَقَدْ ضَرَبْنَا لِلنَّاسِ ف۪ي هٰذَا الْقُرْاٰنِ مِنْ كُلِّ مَثَلٍ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَۚ 27 قُرْاٰناً عَرَبِياًّ غَيْرَ ذ۪ي عِوَجٍ لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ 28 ضَرَبَ اللّٰهُ مَثَلاً رَجُلاً ف۪يهِ شُرَكَٓاءُ مُتَشَاكِسُونَ وَرَجُلاً سَلَماً لِرَجُلٍۜ هَلْ يَسْتَوِيَانِ مَثَلاًۜ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِۚ بَلْ اَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ 29 اِنَّكَ مَيِّتٌ وَاِنَّهُمْ مَيِّتُونَۘ 30 ثُمَّ اِنَّكُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ عِنْدَ رَبِّكُمْ تَخْتَصِمُونَ۟ 31
Meal ve Tefsiri

27- Andolsun ki biz, bu Kur’ân’da düşünüp öğüt alsınlar diye insanlar için her türlü misali verdik. 28- Korkup sakınsınlar diye de (bu kitabı) hiçbir eğriliği olmayan, Arapça bir Kur’ân olarak (indirdik.) 29- Allah, birbirleriyle çekişip duran birkaç ortağın/efendinin sahip olduğu bir adam ile sadece bir efendiye ait olan bir başka adamı misal verir. Hiç bu ikisinin durumu eşit olur mu? Hamdolsun Allah’a! Fakat onların çoğu (bu gerçeği) bilmezler. 30- Şüphesiz sen de öleceksin, onlar da öleceklerdir. 31- Sonra da Kıyamet günü Rabbinizin huzurunda (toplanıp) muhakeme olacaksınız.

27. Yüce Allah, bu Kur’ân-ı Kerîm’de hayır ve şer ehline dair, tevhide ve şirke dair bütün misalleri verdiğini haber vermektedir ki bu misaller, eşyanın hakikatlerinin daha iyi anlaşılmasını sağlamaktadır. Bundaki hikmete gelince bu, “düşünüp öğüt alsınlar diye”dir. Yani biz hakkı onlara açıkladığımız takdirde onu öğrenip gereğince amel etsinler diyedir.
28. “Korkup sakınsınlar diye de” Allah’tan gereği gibi korksunlar, takvalı olsunlar diye. Çünkü biz, onlar için gerek ilmî gerek amelî takvânın yollarını, bu her şeyi ile dosdoğru ve Allah’ın kendisinde her türlü misalden örnekler verdiği bu Arapça Kur’ân ile kolaylaştırmış bulunuyoruz. “Hiçbir eğriliği olmayan” bir Kitaptır bu. Yani bu Kitapta herhangi bir tutarsızlık, herhangi bir açıdan eksiklik yoktur. Ne lafızlarında ne manalarında. Bu, o Kitabın mükemmel derecede dengeli olmasını ve her şeyi ile dosdoğru olmasını ifade etmektedir. Nitekim Yüce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır:“Hamd, kuluna Kitabı indiren ve onda hiçbir eğriliğe yer vermeyen Allah’adır ki O, dosdoğru bir kitaptır”(el-Kehf, 18/1-2)“Arapça bir Kur’ân olarak” özellikle Araplar için lafızları açık, manaları kolay, Arapça bir Kur’ân olarak indirilmiştir.
29. Yüce Allah, şirk ve tevhide dair bir misal vererek şöyle buyurmaktadır:“Allah birbirleriyle çekişip duran birkaç ortağın/efendinin sahip olduğu bir adam” yani bir köle “ile sadece bir efendiye ait olan bir başka adamı misal verir.” Birinci kölenin ortak efendileri pek çok olduğu gibi, herhangi bir hususta ve herhangi bir halde ittifak etmeleri söz konusu olmadığı için onun rahat etmesi mümkün değildir. Aksine onun hakkındaki isteklerinde çekişme ve anlaşmazlık içerisindedirler. Herkesin ayrı bir isteği vardır ve onun yerine getirilmesini ister. Onlardan biri, bir işi yapmasını isterken, öteki bir başkasını ister. Bu şekilde anlaşmazlık içerisinde ortakları bulunan böyle bir kimsenin hali acaba nasıl olur? Diğer taraftan ise ikinci kişinin sadece bir efendisi vardır. Ve o da efendisinin maksadını bilmektedir, bundan dolayı da tam bir rahat içerisindedir. “Hiç bu ikisinin” yani bu iki adamın “durumu eşit olur mu?” Asla olmaz. İşte müşrikin durumu da böyledir. Onun da birbirleri ile anlaşmazlık içerisinde bulunan ortakları vardır. Kimi zaman birisine dua eder, kimi zaman ötekine. Böyle bir kimsenin istikrarsız olduğu, kalbinin hiçbir noktada huzur ve sükûn bulmadığı görülür. Muvahhid ise ihlâsla Rabbine ibadet eder; sadece O’na bağlıdır. Allah onu başkasının ortaklığından kurtarmıştır. O bakımdan böyle bir kimse tam bir rahat içindedir, huzur ve sükunu da mükemmeldir. Şimdi “Hiç bu ikisinin durumu eşit olur mu?” Hakkı batıldan ayırt etmesi ve cahillere doğru yolu göstermesi dolayısı ile “Hamdolsun Allah’a! Fakat onların çoğu bilmezler.”
30. Hepiniz kaçınılmaz olarak öleceksiniz. Nitekim bir başka yerde şöyle buyurulmaktadır:“Senden önce hiçbir beşere ebedilik vermedik. Şimdi eğer sen ölürsen, onlar ebedi mi kalacaklar?”(el-Enbiyâ, 21/34)
31. “Sonra da kıyamet günü Rabbinizin huzurunda (toplanıp) hakkında anlaşmazlık ettiğiniz hususlarda “muhakeme olacaksınız.” O da adaletli hükmü ile haklıyı haksızdan ayırt edecek ve herkese amelinin karşılığını verecektir. “Allah, onların yaptıklarını bir bir saymıştır, onlarsa O’nu unutmuşlardır.”(el-Mücâdele, 58/6)