Tefsir As-Saadi / Abdurrahman b. Nasır es-Sadi
فَاِذَا مَسَّ الْاِنْسَانَ ضُرٌّ دَعَانَاۘ ثُمَّ اِذَا خَوَّلْنَاهُ نِعْمَةً مِنَّاۙ قَالَ اِنَّـمَٓا اُو۫ت۪يتُهُ عَلٰى عِلْمٍۜ بَلْ هِيَ فِتْنَةٌ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ
49
قَدْ قَالَهَا الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْ فَمَٓا اَغْنٰى عَنْهُمْ مَا كَانُوا يَكْسِبُونَ
50
فَاَصَابَهُمْ سَيِّـَٔاتُ مَا كَسَبُواۜ وَالَّذ۪ينَ ظَلَمُوا مِنْ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ سَيُص۪يبُهُمْ سَيِّـَٔاتُ مَا كَسَبُواۙ وَمَا هُمْ بِمُعْجِز۪ينَ
51
اَوَلَمْ يَعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيَقْدِرُۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ۟
52
Meal ve Tefsiri
49- İnsanın başına herhangi bir sıkıntı geldiğinde bize yalvarır. Sonra biz ona tarafımızdan bir nimet lütfettiğimizde:“Bu, bana ancak bir bilgiye göre verilmiştir” der. Bilakis o, bir imtihandır. Fakat onların çoğu bilmezler. 50- Onlardan öncekiler de öyle demişlerdi. Ama onların kazandıkları şeyler, kendilerine bir fayda sağlamadı. 51- Sonunda kazandıkları kötülükler(in cezası) başlarına gelip çattı. Bunlardan zulmedenlerin başına da kazandıkları kötülükler, yakında gelip çatacak ve onlar kaçıp kurtulamayacaklardır. 52- Bilmezler mi ki Allah, rızkı dilediğine bol verir (dilediğine de) kısar. Şüphesiz bunda iman eden bir toplum için ibretler vardır.
49. Yüce Allah, insanın durumunu ve tabiatını bize haber vermektedir: Ona hastalık, sıkıntı veya darlık gibi bir zarar dokunduğunda “bize” başına gelen bu musibetin giderilmesi hususunda ısrarla “yalvarır.”“Sonra biz ona tarafımızdan bir nimet lütfettiğimizde” darlığını giderip sıkıntısını ortadan kaldıracak olursak, tekrar Rabbini inkâra döner, Rabbinin iyiliklerini inkâr edip bilmezlikten gelir ve:“Bu bana ancak bir bilgiye göre verilmiştir, der.” Yani Allah, benim bu işe layık olduğumu, benim bunu hak ettiğimi bilmektedir; çünkü ben Allah nezdinde değerli bir kişiyim. Ya da ben bu nimeti elde etme yollarını bildiğim için bunlar bana verilmiştir, der. Yüce Allah da buna karşılık:“Bilakis o, bir imtihandır” buyurmaktadır. Yani Yüce Allah, kendisine kimin şükrettiğini, kimin de nankörlük ettiğini ortaya çıkarmak için bununla kullarını sınar. “Fakat onların çoğu bilmezler.” Bundan dolayı onlar bu imtihanı bir bağış ve ihsan olarak değerlendirirler. Böylelikle katıksız hayır olan bir şey ile hayra ya da şerre sebep olabilen bir şeyi birbirine karıştırırlar.
50. “Onlardan öncekiler de öyle demişlerdi” onların söyledikleri: “Bu bana ancak bir bilgiye göre verilmiştir” sözünü söylemişlerdi. Bu sözleri, inkarcılar birbirlerinden miras olarak alagelmektedirler. Rablerinin, nimetini ikrar ve itiraf etmezler, bu konuda Rablerinin, üzerlerinde herhangi bir hakkı olduğunu da kabul etmezler. Helâk edilecekleri vakte kadar onların alışkanlıkları ve âdetleri hep budur. “Ama” azap kendilerine geldiği vakit “onların kazandıkları şeyler kendilerine bir fayda sağlamadı.”
51. “Sonunda kazandıkları kötülükler(in cezası) başlarına gelip çattı.” Burada “kötülükler”den kasıt, onların uğratıldıkları cezalardır. Çünkü bu cezalar, insana kötülük gibidir ve onu üzer. “Bunlardan zulmedenlerin başına da kazandıkları kötülükler, yakında gelip çatacak.” Çünkü bunlar, öncekilerden daha hayırlı değildirler. Yine bunlara önceki kitaplarda kötülüklerine rağmen azaptan kurtulacaklarına dair bir beraat da yazılmış değildir.
52. Onlar; mala aldandıkları ve cahilliklerinden dolayı bu mala sahip oluşun, o mal sahibinin halinin güzelliğine delil olduğunu iddia ettiklerinden dolayı Yüce Allah, vermiş olduğu rızkın, bu iddialarının delili olamayacağını haber vererek şöyle buyurmaktadır:“Bilmezler mi ki Allah, rızkı” kulları arasından ister salih olsun, ister olmasın “dilediğine bol verir (dilediğine de) kısar.” Yani ister salih olsun ister olmasın dilediği kimsenin de rızkını daraltır. Allah, bütün valıklara rızık verir, ama iman ve salih ameli insanlar arasından özel olarak iyilere ihsan eder. “Şüphesiz bunda” yani rızkın bol oluşunda ve kısılmasında “iman eden bir toplum için ibretler vardır.” Çünkü onlar, bunun ilâhî hikmet ve rahmet ile ilgili olduğunu bilirler; Allah’ın, kullarının durumunu çok iyi bildiğine inanırlar. O, kimi zaman bir lütuf olmak üzere onlaırn rızıklarını daraltabilir, çünkü geniş bol verecek olursa yeryüzünde azgınlık edebilirler. Yüce Allah, bu hususta onların mutluluk ve kurtuluşlarının kaynağını oluşturan dinlerinin salâhına göre bunu yapmış olur. Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır.