Tefsir As-Saadi / Abdurrahman b. Nasır es-Sadi

3 — Âl-i İmrân Suresi (آل عمران) • Ayet 183
اَلَّذ۪ينَ قَالُٓوا اِنَّ اللّٰهَ عَهِدَ اِلَيْنَٓا اَلَّا نُؤْمِنَ لِرَسُولٍ حَتّٰى يَأْتِيَنَا بِقُرْبَانٍ تَأْكُلُهُ النَّارُۜ قُلْ قَدْ جَٓاءَكُمْ رُسُلٌ مِنْ قَبْل۪ي بِالْبَيِّنَاتِ وَبِالَّذ۪ي قُلْتُمْ فَلِمَ قَتَلْتُمُوهُمْ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ 183 فَاِنْ كَذَّبُوكَ فَقَدْ كُذِّبَ رُسُلٌ مِنْ قَبْلِكَ جَٓاؤُ۫ بِالْبَيِّنَاتِ وَالزُّبُرِ وَالْكِتَابِ الْمُن۪يرِ 184
Meal ve Tefsiri

183- “Allah bize, ateşin yiyeceği bir kurban getirinceye kadar hiçbir peygambere iman etmememizi emretti” diyenlere de ki: “Size benden önce nice peygamberler apaçık delilleri ve dediğiniz şeyi getirmişlerdi. Doğru söylüyor iseniz onları niçin öldürdünüz?” 184- Eğer onlar seni yalanlarsa (üzülme), senden önce apaçık delillerle, sahifelerle ve aydınlatıcı kitaplarla gelmiş nice peygamberler de yalanlanmıştı.

183. Şanı Yüce Allah bu iftiracı ve:“Allah bize... iman etmememizi emretti” diyenlerin halini haber vermektedir. Yâni; Ateşin yiyeceği bir kurbanı bize getirmedikçe hiçbir peygambere iman etmememiz konusunda Allah bize emir vermişti. Bu sözü söyleyenler, hem Allah’a yalan söylemişler hem de peygamberlerin getirdikleri mucizeleri apaçık iftira olduğu belli olan bu tek mucizeye hasretme cüretkârlığını göstermişlerdir. Ayrıca eğer ateşin yiyeceği bir kurbanı kendilerine getirmeyecek olursa hiçbir peygambere iman etmeyeceklerini, böyle yapmakla da -güya- Rablerine itaat edip O’nun emrini yerine getirdiklerini iddia etmişlerdir. Hâlbuki Yüce Allah’ın, gönderdiği her bir peygamberi birçok mucize ve belgelerle desteklediği bilinen bir husustur ki bu mucizelerin benzerlerini gören insanlar iman etmekten başka bir yol bulamazlar. Ayrıca bu mucizeler de onların söyledikleriyle sınırlı değildir. Bununla birlikte onlar hiç de riâyet etmedikleri bir iftira ve gereğini uygulamadıkları batıl bir iddiada bulunmuşlardır. İşte bundan dolayı şanı Yüce Allah, Rasûlüne onlara şu sözleri söylemelerini emretmektedir:“De ki: Size benden önce nice peygamberler apaçık delilleri” doğruluklarını açıkça ortaya koyan belgeleri “ve dediğiniz şeyi” yâni ateşin yiyip bitirdiği bir kurbanı “getirmişlerdi. Doğru söylüyor iseniz onları niçin öldürdünüz?” Eğer siz ateşin yiyeceği bir kurban getiren her peygambere iman edeceğiniz iddiasında doğru ve samimi iseniz niye iman etmediniz de onları öldürdünüz? İşte böylelikle onların yalancılıkları, inatları ve çelişkileri açıkça ortaya çıkmıştır.
184. Daha sonra Yüce Allah, Peygamberine teselli vererek şöyle buyurmaktadır:“Eğer onlar seni yalanlarlarsa (üzülme), senden önce apaçık delillerle” akli deliller ve nakli burhanlarla “sahifelerle” yâni peygamberlerden başkalarının getirmelerine imkân bulunmayan, semâdan indirilmiş yazılı kitaplarla “aydınlatıcı” şer’î hükümleri açıklayan, bu hükümlerin ihtivâ ettiği akla uygun güzellikleri ortaya koyan ve aynı zamanda doğru haberleri dolayısı ile aydınlatıcı bulunan “kitaplarla gelmiş nice peygamberler de yalanlanmıştı.” Yâni zalimlerin âdeti, alışkanlığı hep Allah’ı inkâr etmek ve Allah’ın peygamberlerini yalanlamaktır. Yoksa onların Allah’ın peygamberlerini yalanlamaları, hiçbir şekilde onların getirdiklerinin eksik ve ksuurlu olmasından yahut da belge ve delillerinin açık olmamasından ötürü değildi. O halde onların bu özelliklere sahip peygamberleri yalanlama konusunda âdetleri ve durumları bu olduğuna artık onların bu durumu seni üzmesin ve sıkıntıya sokmasın. Daha sonra Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: