Tefsir As-Saadi / Abdurrahman b. Nasır es-Sadi
قُلْ اِنْ تُخْفُوا مَا ف۪ي صُدُورِكُمْ اَوْ تُبْدُوهُ يَعْلَمْهُ اللّٰهُۜ وَيَعْلَمُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ
29
يَوْمَ تَجِدُ كُلُّ نَفْسٍ مَا عَمِلَتْ مِنْ خَيْرٍ مُحْضَراًۚۛ وَمَا عَمِلَتْ مِنْ سُٓوءٍۚۛ تَوَدُّ لَوْ اَنَّ بَيْنَهَا وَبَيْنَهُٓ اَمَداً بَع۪يداًۜ وَيُحَذِّرُكُمُ اللّٰهُ نَفْسَهُۜ وَاللّٰهُ رَؤُ۫فٌ بِالْعِبَادِ۟
30
Meal ve Tefsiri
29- De ki:“Göğüslerinizindekini gizleseniz de açığa vursanız da Allah onu bilir. Göklerde ve yerde ne varsa hepsini bilir. Allah her şeye kadirdir.” 30- Her nefis yaptığı iyiliği de işlediği kötülüğü de önüne konmuş olarak bulacağı gün ister ki işlediği kötülükle arasında uzak bir mesafe bulunsun. Allah sizi kendisinden sakındırıyor. Allah kullarına karşı Raûftur.
29. “De ki: “Göğüslerinizindekini gizleseniz de açığa vursanız da Allah onu bilir.” Yüce Allah, kullar ister gizlesinler, ister açıklasınlar kalplerde bulunan şeyleri bilgisi ile kuşattığını haber vermektedir. O’nun bilgisi göklerde ve yerde bulunan her şeyi kuşatmıştır ve gizli sanılan hiçbir şey O’na gizli değildir. Bilgisinin kuşatıcılığı ile birlikte O yücedir ve her şeye gücü yetendir. Hiçbir varlık O’nun iradesine karşı koyamaz. 30. Yüce Allah kullarının, bütün hallerinde gözetimi altında olduklarını bilmelerini gerektirecek şekilde azamet ve sıfatlarının kapsamlılığını söz konusu ettikten sonra; yine O’nun gözetimi altında olduklarını hatırlamalarını ve O’ndan korkmalarını gerektiren bir başka hususu da sözkonusu etmektedir. O da; onların hepsinin huzuruna gelecekleri gerçeğidir. O vakit de amelleri hayır olsun şer olsun hazır olacaktır. İşte o vakit hayır işlemiş olanlar, kendileri için dünyada iken gönderdiklerinden ötürü sevinecektirler. Şer ehli ise işlediklerinin hazır olduğunu görecekleri vakit pişman olacaklar ve kendileri ile o kötü amelleri arasında çok büyük bir mesafe bulunmasını arzu edeceklerdir. Kul Rabbine doğru yol aldığını, bu dünya hayatında çalışıp çabaladığını ve Rabbinin huzuruna çıkmasının ameli ile karşılaşmasının kaçınılmaz olduğunu bilecek olursa, bu hususta gereken tedbirlerini alması gerekir. Bu onun; rezil olmasını ve ceza görmesini gerektirecek amellerden sakınmasını, ebedi mutluluğu ve ilâhi mükâfaatları gerektiren salih amelleri de işleyerek hazırlanmasını gerektirir. İşte bundan dolayı Yüce Allah:“Allah sizi kendisinden sakındırıyor” diye buyurmaktadır. Çünkü size açıkladığı azametine dair sıfatları, eksiksiz adaleti, şiddetli cezalandırması bunu gerektirmektedir. Cezasının çetin olması ile birlikte O Rauftur, Rahîmdir. Kullarını korkutması, sapıklık ve fesattan uzak durmalarını söylemesi de O’nun şefkat ve rahmetindendir. Nitekim Yüce Allah bir takım suçların cezalarını söz konusu ettikten sonra:“İşte Allah bununla kullarını korkutuyor, ey Benim kullarım, Benden korkun.”(ez-Zümer, 39/16) buyurmaktadır. Allah’ın şefkat ve rahmeti onlara, izledikleri takdirde hayırlara ulaşabilecekleri yolları kolaylaştırmıştır. Yine O, şefkat ve rahmetinin gereği olarak kendilerini hoş olmayacak sonuçlara götürecek yollardan sakındırmıştır. Yüce Rabbimizden Sırat-i Müstakimi izlemeyi kolaylaştırmakla ve izleyenlerini cehenneme götüren yollardan kurtarmak suretiyle üzerimizdeki ihsanını tamamlamasını niyaz ederiz.