Tefsir As-Saadi / Abdurrahman b. Nasır es-Sadi
وَقَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَوْ كَانَ خَيْراً مَا سَبَقُونَٓا اِلَيْهِۜ وَاِذْ لَمْ يَهْتَدُوا بِه۪ فَسَيَقُولُونَ هٰذَٓا اِفْكٌ قَد۪يمٌ
11
وَمِنْ قَبْلِه۪ كِتَابُ مُوسٰٓى اِمَاماً وَرَحْمَةًۜ وَهٰذَا كِتَابٌ مُصَدِّقٌ لِسَاناً عَرَبِياًّ لِيُنْذِرَ الَّذ۪ينَ ظَلَمُواۗ وَبُشْرٰى لِلْمُحْسِن۪ينَ
12
Meal ve Tefsiri
11- Kafir olanlar, iman edenler hakkında şöyle dediler:“Eğer o (İslam) hayırlı bir şey olsaydı, onlar onu kabulde bizi geçemezlerdi.” Onunla hidâyet bulamadıkları için de: “Bu (Kur'ân), eskiden kalma bir yalandır” diyeceklerdir. 12- Onun öncesinde ise Musâ’nın bir rehber ve rahmet olan Kitabı vardır. Bu (Kur'ân) ise zulmedenleri uyarmak ve ihsan sahiplerine de müjde olmak üzere Arap dili ile indirilmiş, (geçmiş kitapları) tasdik eden bir kitaptır.
11. Yani, hakkı inkâr edenler, ona karşı inatlaşanlar ve hak daveti reddedenler “şöyle dediler: “Eğer o (İslam) hayırlı bir şey olsaydı, onlar onu kabulde bizi geçemezlerdi.” Yani mü’minler bizden önce ona ulaşamazlardı. Ona ilk ulaşanlar, ilk kavuşanlar bizler olurduk. Bu ise sadece bir aldatmacadır; bir kelime oyunudur. İnkarcıların hakka iman edenlerden önce erişmelerinin hakkın doğruluğuna alâmet olduğunu gösteren delil nerde? Yalanlayıcılar ruhen daha temiz, aklen daha mükemmel midirler? Yoksa hidâyet onların ellerinde midir? Fakat onlar, söyledikleri bu sözlerle -güya- kendilerini teselli etmektedirler. Tıpkı bir şeyi ele geçiremediği için o şeyi yermeye koyulan gibi (Kedi ulaşamadığı ete murdar dermiş misali). Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Onunla hidâyet bulamadıkları için de: “Bu (Kur'ân), eskiden kalma bir yalandır” diyeceklerdir.” Yani onlar, Kur’ân ile hidâyet bulamayınca, en büyük bağıştan ve ilâhî armağandan mahrum kalınca bu sefer “O, yalandır” diyerek ona dil uzattılar. Halbuki o, kendisinde şüphe bulunmayan, en ufak bir tereddüdün dahi söz konusu olamayacağı mutlak haktır. 12. O, semâvi kitaplara özellikle de bunlar arasında Kur’ân-ı Kerîm’den sonra en mükemmelleri ve faziletlileri olan Tevrat’a mutabık bir kitaptır. Allah onu Mûsâ’ya “bir rehber ve rahmet” olarak indirmiştir. Yani İsrailoğulları bu Kitab’a uyuyor, onunla hidâyet buluyor ve onun sayesinde dünya ve âhiret hayırlarına nail oluyorlardı. “Bu” Kur’ân “ise” küfür, fasıklık ve isyan ile -zulümlerini sürdürdürmeleri halinde- kendilerini pek ağır azaba uğratacak olan “zulmedenleri uyarmak” yaratıcılarına ibadetlerinde ve yaratılmışlara faydalı olma konusunda “ihsan sahiplerine” dünya ve âhirette pek büyük mükâfatları haber veren, sakındırdığı amelleri de ecirlerini müjdelediği amelleri de bildiren bir “müjde olmak üzere” öğrenilmesi ve düşünüp öğüt alınması kolay olsun diye Allah tarafından “Arap dili ile indirilmiş” önceki kitapları “tasdik eden” doğruluklarına tanıklık eden ve onlara uygunluğu ile onları doğrulayan “bir kitaptır.”