36- Dünya hayatı ancak bir oyun ve eğlencedir. Eğer iman eder ve takvalı olursanız Allah, ecirlerinizi verir ve sizden mallarınızı istemez. 37- Eğer O, sizden mallarınızı istese ve bu hususta sizi zora koşsa, cimrilik edersiniz ve bu da kinlerinizi açığa çıkarır. 38- İşte sizler, Allah yolunda harcamaya çağrılıyorsunuz da içinizden bazıları cimrilik ediyor. Ama kim cimrilik ederse ancak kendi aleyhine cimrilik eder. Zira Allah'ın hiçbir şeye/hiç kimseye ihtiyacı yoktur; asıl muhtaç olanlar sizlersiniz. Şâyet yüz çevirirseniz O, sizin yerinize başka bir toplum getirir de sonra onlar, sizin gibi de olmazlar.
36. Bu buyruğu ile Yüce Allah, kullarının dünya hayatına olan rağbetlerini azaltmak istemektedir. Bunu da onlara onun gerçek durumunu haber vermek sureti ile yapmaktadır. Onlara dünya hayatının bir oyun ve eğlence olduğunu, yani bedenlerin bir oyunu, kalplerin de bir eğlenip oyalanması olduğunu ifade etmektedir. Kul malla, evlatla, zinetle, kadınlarla, yiyeceklerle, içeceklerle, meskenlerle, meclislerle, manzaralarla, başkanlıkla ve ileri gelen makamlarla uğraşıp durur ve oyalanır. Hiçbir fayda sağlamayan pek çok amelde bulunarak eğleşip durur. Hatta o, dünya hayatını tamamlayıp eceli gelinceye kadar tembellik, gaflet ve masiyetler arasında gider gelir. Sonunda bir bakar ki o işler kendisini bırakıp gitmiştir ve o ise onlardan hiçbir fayda elde etmemiştir. Hatta artık hüsranda olduğunu, mahrum kaldığını ve azabın önünde hazır olduğunu açıkça görür. Durumun böyle olması, aklı başında olan kimsenin dünyaya rağbet etmemesini, ona bağlanmamasını ve onu gereğinden fazla önemsememesini gerektirir. Akıllının asıl önem vermesi gereken, Yüce Allah’ın şu buyruğunda zikrettikleridir:“Eğer iman eder ve takvalı olursanız” Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe iman edip de imanın gereklerinden birisi olan takvânın gereğini yerine getirirseniz; yani günahları terk eder ve daima O’nun razı olduğu işleri yapacak olursanız; işte siz kullar için faydalı olacak olan budur. Ve bu hususta yarışılması, bu hedefe ulaşmak için gayret gösterilip çalışılması gerekir. Yüce Allah’ın kullarından istediği, budur. Ve bu, O’nun onlara bir rahmeti ve lütfudur. Çünkü bu vaseileyle O, onlara pek büyük mükâfatlar vermek istemektedir. Bundan dolayı Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır:“Eğer iman eder ve takvalı olursanız Allah, ecirlerinizi verir ve sizden mallarınızı istemez.” Yüce Allah, mallarınızı almak, sizi malsız bırakmak yahut size zararlı olacak şekilde malınızı eksiltmek suretiyle size zor ve ağır gelecek hususlarla sizi yükümlü kılmak istememektedir. Bundan dolayı Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır: 37. “Eğer O, sizden mallarınızı istese ve bu hususta sizi zora koşsa, cimrilik edersiniz ve bu da kinlerinizi açığa çıkarır.” Yani eğer harcamaktan hoşlanmayacağınız mallarınızı sizden isteyecek olursa kalplerinizde bulunan kin duygularınız açığa çıkar. Sizden mallarınızı isteyip bu konuda sizi zora koşması halinde bu durumda olacağınızın delili ise böyle bir taleple karşı karşıya kaldığınız vakit buna olumlu karşılık vermeyişinizdir. Şöyle ki;
38. “İşte sizler Allah yolunda” hem dinî hem de dünyevi menfaatinize olacak şekilde “harcamaya çağrılıyorsunuz da içinizden bazıları cimrilik ediyor.” Peki, sizin dünya maslahatınıza uygun görmeyeceğiniz bir hususta mallarınızı sizden isteyecek olursa ya o vakit ne yaparsınız? Sizin böyle bir işe razı olmamanız öncelikle söz konusu olmayacak mı? Daha sonra Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır:“Ama kim cimrilik ederse ancak kendi aleyhine cimrilik eder.” Çünkü o, Yüce Allah’ın mükâfatından kendisini mahrum bırakmış ve pek çok hayrı da elden kaçırmış olur. Üstelik infakı terk ettiği için Allah’a en ufak bir zararı da olmaz. “Zira Allah'ın hiçbir şeye/hiç kimseye ihtiyacı yoktur; asıl muhtaç olanlar sizlersiniz.” Bütün vakitlerde ve bütün işlerinizde O’na siz muhtaçsınız. “Şâyet” Allah’a iman etmekten ve size verdiği emirleri yerine getirmekten “yüz çevirirseniz O, sizin yerinize başka bir toplum getirir de sonra onlar sizin gibi de olmazlar.” Sizin gibi Allah’ın emrinden yüz çevirmezler. Aksine Allah’a ve Rasûlüne itaat eder, Allah’ı ve Rasûlünü severler. Nitekim Yüce Allah, bir başka yerde de şöyle buyurmaktadır:“Ey iman edenler! İçinizden kim dininden dönerse (bilsiz ki) Allah, kendilerini seveceği öyle bir topluluk getirir ki...”(el-Mâide, 5/54)
Muhammed -diğer adıyla Kıtâl- Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Âlemlerin Rabbi Allah’a hamdolsun.
***