Tefsir As-Saadi / Abdurrahman b. Nasır es-Sadi
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا يَحِلُّ لَكُمْ اَنْ تَرِثُوا النِّسَٓاءَ كَرْهاًۜ وَلَا تَعْضُلُوهُنَّ لِتَذْهَبُوا بِبَعْضِ مَٓا اٰتَيْتُمُوهُنَّ اِلَّٓا اَنْ يَأْت۪ينَ بِفَاحِشَةٍ مُبَيِّنَةٍۚ وَعَاشِرُوهُنَّ بِالْمَعْرُوفِۚ فَاِنْ كَرِهْتُمُوهُنَّ فَعَسٰٓى اَنْ تَكْرَهُوا شَيْـٔاً وَيَجْعَلَ اللّٰهُ ف۪يهِ خَيْراً كَث۪يراً
19
وَاِنْ اَرَدْتُمُ اسْتِبْدَالَ زَوْجٍ مَكَانَ زَوْجٍۙ وَاٰتَيْتُمْ اِحْدٰيهُنَّ قِنْطَاراً فَلَا تَأْخُذُوا مِنْهُ شَيْـٔاًۜ اَتَأْخُذُونَهُ بُهْتَاناً وَاِثْماً مُب۪يناً
20
وَكَيْفَ تَأْخُذُونَهُ وَقَدْ اَفْضٰى بَعْضُكُمْ اِلٰى بَعْضٍ وَاَخَذْنَ مِنْكُمْ م۪يثَاقاً غَل۪يظاً
21
Meal ve Tefsiri
19- Ey iman edenler! Kadınlara zorla mirasçı olmanız size helâl değildir. Onlar apaçık bir hayâsızlık işlemedikçe kendilerine verdiğinizin bir kısmını geri almak için onları sıkıştırmayın. Onlarla iyi geçinin. Şâyet onlardan hoşlanmadınızsa (sabredin), çünkü hoşunuza gitmeyen bir şeyde Allah pekçok hayır takdir etmiş olabilir. 20- Bir eş bırakıp da yerine başka bir eş almak isterseniz, öncekine yüklerle (mehir) vermiş olsanız bile ondan hiçbir şey almayın. İftira ve apaçık bir günah olduğu halde onu alacak mısınız? 21- Hem birbirinizle kaynaşmış ve onlar sizden kuvvetli bir söz almış iken onu nasıl alabilirsiniz?
19. Cahiliye döneminde bir kimse ölüp de geriye hanımını bırakacak olursa kardeşi, amcasının oğlu ya da bunlara benzer herhangi bir yakını ölenin hanımının herkesten daha çok kendi hakkı olduğunu düşünür ve kadın ister hoşlansın ister hoşlanmasın onu alıkoyardı. Şayet kendisi isterse kadının rızasına bakmaksızın uygun göreceği bir mehir verip onunla evlenirdi. Şâyet kadını beğenmeyecek olursa da onu evlenmekten alıkoyar, ancak kendisinin arzu ettiği biri çıkarsa evlenmesine müsaade ederdi. Bazen de ölen yakınının mirasından yahut kendi mehrinden ona bir şeyler vermedikçe onu evlendirmeye yanaşmazdı. Kişi aynı zamanda hoşlanmadığı karısına vermiş olduğu mehrin bir bölümünü geri almak kastı ile onu sıkıştırırdı. İşte Yüce Allah mü’minlere bütün bu halleri şu iki durum dışında yasakladı: 1. Eğer kadının kendisi ilk kocasının yakını ile evlenmeye razı olur ve onun nikâhı altına girmeyi kabul ederse. Nitekim Yüce Allah’ın:“zorla” ifadesinden anlaşılan da budur. 2. Eğer kadın, zina etmek veya çirkin ve ahlaksız sözler söylemek ya da kocasına eziyet etmek gibi apaçık bir hayasızlık işleyecek olursa. İşte bu durumda kocasının onun yaptığına ceza olmak üzere -eğer bu adalete dayanıyorsa- mehrinden bazı şeyler vermesini sağlamak kastı ile onu sıkıştırması caiz olur. Daha sonra Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Onlarla iyi geçinin.” Bu hem söz ile hem davranış ile geçinmeyi kapsar. Kocanın hanımı ile güzel arkadaşlık etmesi, eziyetten geri durması, iyilikte bulunması, güzel davranması vb. gibi şekilllerde hanımı ile iyi geçinmesi bir görevidir. Marûf bir şekilde hanımın nafakasını, giyimini ve benzeri ihtiyaçlarını karşılaması da buna dahildir. Kocanın, kendisi durumunda olan erkeklerin, hanımı durumundaki kadınlara karşı maruf olan iyilikleri zaman ve mekân şartları çerçevesinde yerine getirmesi gerekir. Bu da durumların değişmesi ile değişiklik gösterir. “Şâyet onlardan hoşlanmadınızsa (sabredin); çünkü hoşunuza gitmeyen bir şeyde Allah pek çok hayır takdir etmiş olabilir.” Yâni ey kocalar, onlardan hoşlanmasanız bile hanımlarınızı nikâhınız altında tutmalısınız. Çünkü bunda büyük bir hayır vardır. Allah’ın emrine uymak, Yüce Allah’ın dünya ve âhiret mutluluğunun kaynağı olan emirlerini kabul etmek bu hayrın bir parçasıdır. Kişinin sevmemekle birlikte, kendisini evli kalmaya zorlaması, nefsine karşı bir cihaddır ve güzel ahlaka sahip olmak için bir çabadır. Bu da bu hayırlar arasında yer alır. Belki de bu hoşlanmayış zamanla ortadan kalkar ve -kimi vakalarda görüldüğü üzere- bunun yerini sevgi alabilir. Belki Allah o hoşlanmadığı hanımdan kendisine salih bir evlat verir ve o, bu dünyada da âhirette de ebeveynine faydalı olabilir. Bütün bunlar böyle bir hanımı nikâh altında tutmanın mümkün olması, sakıncalı olmaması halinde söz konusudur. Eğer mutlaka ayrılık zorunlu ise ve böyle bir hanımı nikâh altında tutmanın hiçbir yolu yok ise bu durumda nikâh altında tutmak şart değildir. O takdirde Yüce Allah’ın şu buyruğu bize yol göstermektedir:
20. “Bir eşi” boşayarak “bırakıp da yerine” evlenerek “başka bir eş almak isterseniz” bunda sizin için bir günah, bir zorluk, bir vebal yoktur. Ama “öncekine” yâni kendisinden ayrıldığınız hanıma veya ikinci olarak evleneceğiniz hanıma “yüklerle” pek çok malı mehir olarak “vermiş olsanız bile ondan hiçbir şey almayın.” Aksine bu malı onlara bırakın, mehri tastamam verin ve bu konuda onları savsaklamayın. Faziletli ve uygun olan, mehri az tutmak sureti ile Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e uymak olmakla birlikte bu aytte, yüklü miktarda mehir vermenin haram olmadığına delil vardır. Delalet yönü de şudur: Yüce Allah kocaların yapabilecekleri bir durumu haber vermekte ve onların bu durumlarını reddetmemektedir. O halde bu da çok miktarda mehir vermenin haram olmadığının delilidir. Eğer dini bakımdan bir fesat ve karşı konulamayacak kadar maslahata aykırılık ihtiva edecek olursa çok miktarda mehir vermek yasaklanabilir. Daha sonra Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“İftira ve apaçık bir günah olduğu halde onu alacak mısınız?” Böyle bir şey helâl olmaz. Eğer sizler çeşitli hile yollarına başvurarak alsanız dahi böyle bir işin günahı gâyet açıktır. Yüce Allah, bu yasağın hikmetini de şöyle beyan etmektedir:
21. Bunu şöylece açıklayabiliriz: Nikah akdinden önce hanım kocaya haramdır. Kocaya helâl olmayı, ancak kocanın kendisine vereceği mehir ile kabul edebilmektedir. Koca hanımı ile gerdeğe girip onunla kaynaştıktan ve mehirden önce haram olan ilişkiyi kurduktan sonra ise -kadın ancak bu bedelin verilmesi karşılığında böyle bir işe razı olduğuna göre- bu durumda koca bedelin/mehrin karşılığını tamamıyla almış olur ve bu bedeli ödemekle de yükümlü olur. Peki, verdiği bedelin karşılığını tamamıyla aldıktan sonra nasıl verdiği bu bedeli geri almak isteyebilir? Şüphesiz ki bu zulüm ve haksızlığın en büyüğüdür. Ayrıca Yüce Allah nikah akdi ile de kocadan hanımının haklarını yerine getireceğine dair ağır bir söz almıştır.