Tefsir As-Saadi / Abdurrahman b. Nasır es-Sadi

4 — Nisâ Suresi (النساء) • Ayet 29
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَأْكُلُٓوا اَمْوَالَكُمْ بَيْنَكُمْ بِالْبَاطِلِ اِلَّٓا اَنْ تَكُونَ تِجَارَةً عَنْ تَرَاضٍ مِنْكُمْ وَلَا تَقْتُلُٓوا اَنْفُسَكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ بِكُمْ رَح۪يماً 29 وَمَنْ يَفْعَلْ ذٰلِكَ عُدْوَاناً وَظُلْماً فَسَوْفَ نُصْل۪يهِ نَاراًۜ وَكَانَ ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَس۪يراً 30
Meal ve Tefsiri

29- Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin. Aranızda karşılıklı anlaşma ile gerçekleştirdiğiniz bir ticaret olması müstesnâ. Kendinizi öldürmeyin. Şüphe yok ki Allah size karşı çok merhametlidir. 30- Kim sınırları aşarak ve haksızlık ederek bunu yaparsa biz onu ateşe sokacağız. Bu da Allah’a pek kolaydır.

29. Yüce Allah mü’min kullarına mallarını aralarında batıl yollarla yemelerini yasaklamaktadır. Bu yasak gasb, hırsızlık, kumar ve âdi kazanç yolları ile başkasının malını almayı ve yemeyi kapsar. Hatta bunun kapsamına bir kimsenin kendi malını azgınlık ve israf yollarında yemesi dahi girebilir. Çünkü bu da batıl yollardandır ve hak değildir. Yüce Allah malları batıl yolla yemeyi haram kılmakla birlikte diğer taraftan da ticaretle ve karşılıklı rıza gibi şartları içeren ve engellerden de uzak olan kazanç yolları ile malları yemeyi müslümanlara mubah kılmıştır. “Kendinizi öldürmeyin” yâni hem biriniz diğerini öldürmesin, hem de kimse kendisini öldürmesin (intihar etmesin). Kişinin kendisini tehlikeye atması, telef ve yok olmaya götürecek tehlikeli işler yapması da bunun kapsamına girmektedir. “Şüphe yok ki Allah size karşı çok merhametlidir.” Canlarınızı, mallarınızı koruma altına alması, size bunları boşa harcamaktan ve telef etmekten men etmesi ve buna bağlı olarak bir takım ceza ve sınırlar getirmiş olması da O’nun rahmetinin bir tecellisidir. Burada “mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin” ve “kendinizi öldürmeyin” özlü ifadeleri üzerinde düşünelim. Bu ifadelerde hem başkasının mallarını, hem de kişinin kendi malını yemesi, hem kişinin kendisini öldürmesi, hem de başkasını öldürmesi oldukça kısa bir şekilde yasaklanmaktadır. Zira bu ifadeler:“Kiminiz kiminizin malını yemesin” ibaresi ile “Kiminiz kiminizi öldürmesin” ibarelerinden daha kısadır. Üstelik bu ibareler başkalarının malı ile başkalarının canını ifade etmede yetersiz kalmaktadır. Çünkü ayette malların ve canların, mü’minlere izafe edilmesi, mü’minlerin karşılıklı sevgi, merhamet, şefkat ve maslahatları itibari ile tek bir vücut gibi olduklarını ifade etmektedir. Zira iman onları hem dini hem de dünyevi maslahatlar etrafında bir araya getirmektedir. Şanı Yüce Allah batıl yollarla malları yemeyi yasakladıktan sonra -ki bu hem malı batıl yollarla yiyen için hem de malı alınan kimse için son derece zararlıdır- onlara maslahatlarını gerçekleştirecek çeşitli kazanç yollarını, ticareti, çeşitli meslekleri ve ücretle iş yaptırma yollarını mubah kılarak:“Aranızda karşılıklı anlaşma ile gerçekleştirdiğiniz bir ticaret olması müstesna” buyurmaktadır. Yani bu şekildeki mal kazanma yolları sizin için mubah kılınmıştır. Ticarette karşılıklı rıza şartının aranması, yapılan akdin faiz akdi olmamasının şart olduğuna delalet etmesi içindir. Çünkü faizli akitler, ticaret türünden değildir. Aksine ticaretin esas maksadına aykırıdır. Diğer taraftan akit taraflarının razı olmaları ve bu akdi hür tercihleri ile yapmaları da şarttır. Akit konusu olan varlığın bilinmesi de bu rızanın tamamlayıcı unsurlarından biridir. Çünkü akde konu olan şey bilinmiyorsa o şeyin teslim edilebileceğin dair bir rızanın oluşması düşünülemez. Çünkü teslim edilmesi mümkün olmayan şeyin satışı, kumarın satışına benzer. Bütün çeşitleri ile garar (tehlikeli, bir tarafa zararlı) satış ise rıza ile yapılmaktan uzaktır. O bakımdan bu gibi akitler geçerli olamaz. Yine bu âyet-i kerimede akitlerin ona delalet edebilecek söz ya da fiille gerçekleşebileceğini ortaya koymaktadır. Çünkü Yüce Allah karşılıklı rızayı şart koşmaktadır. Rıza hangi yolla gerçekleşirse akit de o yolla gerçekleşmiş olur. Daha sonra Yüce Allah:“Şüphe yok ki Allah size karşı çok merhametlidir” buyruğu ile âyeti sona erdirmektedir. İşte kanlarınızı ve mallarınızı himaye altına alması, onları koruması ve onları haksızca çiğnemenizi yasaklaması da O’nun merhametindendir. Daha sonra da Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
30. “Kim” bilmeyerek ve unutarak değil de “sınırları aşarak ve haksızlık ederek bunu yaparsa” batıl yollarla malları yer ve cana kıyma yoluna başvurursa “biz onu ateşe sokacağız.” Buradaki “ateş” anlamındaki “نارا” kelimesinin belirtisiz gelmesi onun çok büyük bir ateş olduğunu ifade etmektedir. “Bu da Allah’a pek kolaydır.”