Tefsir As-Saadi / Abdurrahman b. Nasır es-Sadi

5 — Mâide Suresi (المائدة) • Ayet 2
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تُحِلُّوا شَعَٓائِرَ اللّٰهِ وَلَا الشَّهْرَ الْحَرَامَ وَلَا الْهَدْيَ وَلَا الْقَلَٓائِدَ وَلَٓا آٰمّ۪ينَ الْبَيْتَ الْحَرَامَ يَبْتَغُونَ فَضْلاً مِنْ رَبِّهِمْ وَرِضْوَاناًۜ وَاِذَا حَلَلْتُمْ فَاصْطَادُواۜ وَلَا يَجْرِمَنَّكُمْ شَنَاٰنُ قَوْمٍ اَنْ صَدُّوكُمْ عَنِ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ اَنْ تَعْتَدُواۢ وَتَعَاوَنُوا عَلَى الْبِرِّ وَالتَّقْوٰىۖ وَلَا تَعَاوَنُوا عَلَى الْاِثْمِ وَالْعُدْوَانِۖ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ شَد۪يدُ الْعِقَابِ 2
Meal ve Tefsiri

2- Ey iman edenler! Allah’ın şeâirine, haram aya, hediye edilen kurbanlıklara, gerdanlıklara ve Rablerinden hem bir lütuf hem de bir rıza arayarak Beyt-i Haram’a yönelip gelenlere saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınız zaman artık avlanın. Sizi Mescid-i Haram’dan alıkoydular diye bir topluluğa karşı beslediğiniz kin, sakın sizi haddi aşmaya sürüklemesin. İyilik ve takvâ üzere birbirinizle yardımlaşın, günahta ve haddi aşmada ise yardımlaşmayın. Allah’tan korkup sakının. Şüphesiz Allah cezası pek şiddetli olandır.

2. “Ey iman edenler! Allah’ın şeairine” yani tazim edilmesini ve çiğnenmemesini emrettiği, dokunulmazlığı ve saygınlığı olan şeylere. Bir şeyin yasak edilmesi, hem onun işlenmesinin yasak olmasını, hem de onun helâl olduğu inancını taşımanın yasak olmasını kapsamaktadır. Dolayısı ile yasak, hem çirkin işi işlemeyi, hem de ona itikat etmeyi kapsar. İhramlıya haram kılınanlarla Harem bölgesi çerçevesinde haram kılınan şeyler de bu yasağın kapsamına dahildir. Bunlar arasına Yüce Allah’ın nas ile zikrettiği:“Haram ay... ” da girmektedir. Yani bu ayda savaşmak ve bunun dışında çeşitli zulümler yapmak sureti ile onun haramlığını/saygınlığını çiğnemeyin. Nitekim Allah azze ve celle bir başka yerde şöyle buyurmaktadır:“Allah katında gökleri ve yeri yarattığı günden beri ayların sayısı Allah’ın kitabında on ikidir. Onlardan dördü haram aylardır. İşte en doğru din budur. O halde bu aylarda nefislerinize zulmetmeyin.”(et-Tevbe, 9/36) İlim adamlarının cumhuruna göre haram aylarda savaşmak yasağı, Yüce Allah’ın:“O Haram aylar çıkınca artık müşrikleri nerede bulursanız öldürün...”(et-Tevbe, 9/5) buyruğu ile ve mutlak olarak kâfirlerle savaşma emrinin yer aldığı diğer umumi buyruklarla ve yine mutlak olarak onlarla savaşmaktan geri kalma dolayısı ile tehdidi söz konusu eden buyruklarla, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in Haram aylardan olan Zilkade ayında Taiflilerle savaşması şeklindeki tatbikatı gibi diğer delillerle nesh edilmiştir. Diğer ilim adamları ise: Haram aylarda savaşma yasağı nesh olmuş değildir. Çünkü o, bu ve benzeri özel buyruklar ile yasaklanan bir husustur, demişler ve varid olan mutlak nasları buna göre yorumlamışlar ve: Mutlak naslar mukayyedlere göre açıklanır, demişlerdir. Bazıları da konuyu etraflı bir şekilde ele almış ve şöyle demişlerdir: Haram aylarda savaşı başlatmak caiz değildir, ancak savaşın devamı ve tamamlanması -eğer haram olmayan aylarda savaşa başlanmış ise- caizdir. Bunlar Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in Taiflileri muhasarasını buna göre yorumlamışlardır. Çünkü onlarla savaşın başlangıcı Huneyn’de olmuştur ve bu da Şevval ayında gerçekleşmiştir. Bütün bu açıklamalar savunma maksadı güdülmeyen hücum amaçlı savaş ile ilgilidir. Şâyet kâfirler müslümanlara karşı savaş açacak olurlarsa müslümanların -ilim adamlarının icmaı ile- ister Haram aylarda olsun ister diğer aylarda olsun kendilerini savunma kastı ile savaşmaları caizdir. “Hediye edilen kurbanlıklara” yani hac, umre veya bunun dışında Allah’ın Beytine hediye olarak gönderilen davar ve diğer hediyelere saygınlığını çiğneyerek ulaşmaları gereken yere ulaşmalarını engellemeyin. Hırsızlık veya başka bir yolla bunları almayın. Bunlara karşı herhangi bir kusurunuz olmasın. Yahut da onlara -ulaşması gereken yere ulaşmadan önce telef olma ihtimali dolayısı ile- güç yetiremeyecekleri yükleri taşıtmayın. Aksine onlara da onları götürenlere de gereği gibi saygı gösterin. “Gerdanlıklar” ise hediye türlerinden özel bir türdür. Bu ise kendilerine gerdanlıklar örülen yahut da buna benzer bağlar yapılan hediyelik kurbanlıklardır. Yapılan bu gerdanlıklar Allah’ın şeâirini ızhar etmek, başkalarını da buna uymaya sevketmek, onlara bu konudaki sünneti öğretmek, böylelikle de hediyelik olduğu bilinerek gereken saygının gösterilmesini sağlamak için bu tür hediye hayvanların boyunlarına asılır. O bakımdan hediyeliklerin boynuna gerdanlık takmak sünnetten ve sünnet olan şeairdendir. “Rablerinden hem bir lütuf hem de bir rıza arayarak Beyt-i Haram’a yönelip gelenlere” de “saygısızlık etmeyin.” Yani Beyt-i Haram’a gitmek kastı ile birlikte ticaret ve mubah kazanç yolları ile Allah’ın lütfunu aramak isteyen ya da hac, umre, tavaf, namaz kılma ve bunun dışındaki çeşitli ibadetlerle Allah'ın rızasını kazanmak kastı ile giden kimselere kötü bir masatla ilişmeyin, onları küçük düşürmeyin. Aksine bunlara gereği gibi ikramda bulunun, Rabbinizin Evine ziyaret etmek için gelenlere saygı gösterin. Bunun kapsamına Beytullaha ulaşan yolların güvenliğini sağlamak, oraya gitmek maksadı ile yola çıkanların huzur içinde ve rahat bir şekilde yolculuklarını yapmalarını sağlamak, onları öldürme ve diğer tehlikelere karşı emniyete almak, hem canlarından yana hem de mallarından -haksız vergilerin alınmayacağından, talan ve benzeri şekillerde mallarına zarar verilmeyeceğinden- yana emin olmalarını sağlamak da girmektedir. Bu âyet-i kerime Allah’ın:“Ey iman edenler, müşrikler ancak bir pisliktir. Onun için bu yıllarından sonra artık onlar mescidi harama yaklaşmasınlar”(et-Tevbe, 9/28) buyruğu ile tahsis edilmiştir. Zira müşrik olan bir kimsenin harem bölgesine girmesine müsaade edilmez. Allah’ın lütfunu yahut da onun rızasını arayarak Beytullaha gitmek isteyen kimselere herhangi bir saldırıda bulunmanın yasaklanışı ile bu âyetten tahsis edilen müşriklerin oraya girmelerinin yasak olması, orada masiyetler işlemek ve fesat çıkarmak için Allah’ın Evine gidenlere engel olunacağını göstermektedir. Zira bu, harem bölgesine saygı duymanın tamamlayıcı bir unsurudur. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Kim orada zulüm ile ilhadı (haktan sapmayı) isterse, biz ona pek acıklı azabı tattırırız.”(el-Hac, 22/25) Yüce Allah daha önce ihramlı iken avlanmayı yasakladığı için de burada: “İhramdan çıktığınız zaman artık avlanın” buyurmaktadır. Yani hac ya da umre kastı ile girdiğiniz ihramdan ve Harem bölgesinden çıkacak olursanız, avlanmanız helâl olur ve bu sebepten ötürü söz konusu olan haramlık ortadan kalkar. Haram kılmadan sonra gelen emir, eşyayı haram kılınmadan önceki haline geri çevirir. “Sizi Mescid-i Haramdan alıkoydular diye bir topluluğa karşı beslediğiniz kin sakın sizi haddi aşmaya sürüklemesin” yani bir kavme olan kininiz, düşmanlığınız, onların sizi Mescid-i Haram’dan alıkoymaları dolayısı ile size yaptıkları haksızlık, sizi onlardan intikam almak kastı ile haksızlık yapmaya itmemelidir. Çünkü kula düşen Allah’ın emrine bağlı kalmak, kendisine karşı cinâyet ya da zulüm işlenmiş ve haksızlık edilmiş olsa dahi adalet yolunu izlemektir. Kendisine iftirada bulunana, iftirada bulunmak yahut kendisine hainlik edene hainlik etmek helâl değildir. “İyilik ve takvâ üzere birbirinizle yardımlaşın” yani biriniz diğerine iyilik üzere yardımcı olsun. İyilik (البر), Allah’ın sevip razı olduğu, ister Allah hakları ile ilgili, ister kul hakları ile ilgili olsun zahir ve batın bütün güzel amelleri kapsayan bir isimdir. “Takvâ” ise burada, zahiri ve batıni amellerden Allah ve Rasûlü’nün hoşlanmadığı herbir şeyi terk etmeyi kapsayan bir isimdir. Yapılması emrolunan her bir hayrı yapmak yahut terk edilmesi emrolunmuş her bir kötülüğü terk etmek, kulun bizzat yerine getirmesi emredilen bir husus olduğu gibi, mü’min kardeşlerine bu hususta yardımcı olması da emredilen diğer bir husustur. O, bunu sağlayacak, bu hususta onları gayrete getirecek her türlü sözle ve her bir fiille mü’min kardeşlerine yardımcı olmalıdır. “Günahta” kişiyi günaha ve vebal altına sokan masiyetleri işleme cesaretini göstermekte “ve haddi aşmada” can, mal ve ırzları hususunda diğer insanlara haksızlık etmekte “ise yardımlaşmayın.” Her bir masiyet ve zulümden kişinin kendisini alıkoyması gerektiği gibi, bunların terk edilmesini sağlamak için başkalarına da yardımcı olması gerekir. “Allah’tan korkup sakının, şüphesiz Allah cezası pek şiddetli olandır” Kendisine isyan eden ve haramlarını işlemek cesaretini gösterenlere karşı cezası pek şiddetlidir. O halde, Allah’ın hem dünyevi hem uhrevi cezasının gelip sizi bulmaması için haram şeylerden uzak durun.