Tefsir As-Saadi / Abdurrahman b. Nasır es-Sadi
اِنَّمَا وَلِيُّكُمُ اللّٰهُ وَرَسُولُهُ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا الَّذ۪ينَ يُق۪يمُونَ الصَّلٰوةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكٰوةَ وَهُمْ رَاكِعُونَ
55
وَمَنْ يَتَوَلَّ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا فَاِنَّ حِزْبَ اللّٰهِ هُمُ الْغَالِبُونَ۟
56
Meal ve Tefsiri
55- Sizin dostunuz, ancak Allah’tır, Rasulü’dür ve iman etmiş olanlardır ki onlar, namazı dosdoğru kılarlar ve boyun eğmiş bir halde zekâtı verirler. 56- Kim Allah’ı, Rasûlünü ve iman edenleri dost edinirse şüphe yok ki Allah'ın tarafında olanlar galip olacakların ta kendileridir.
55. Allah tebâreke ve teâlâ, yahudi, hristiyan ve onların dışında kalan kâfirleri dost edinmeyi yasaklayıp, onları dost edinmenin âkıbet itibari ile apaçık bir hüsran olduğunu söz konusu ettikten sonra, özellikle dost edinilmesi gereken kimseleri haber verip bunun sağlayacağı fayda ve maslahatı söz konusu ederek:“Sizin dostunuz, ancak Allah’tır, Rasulü’dür…” buyurmaktadır. Yüce Allah’ın dost edinilmesi iman ve takvâ ile mümkündür. Mü’min ve takvâ sahibi olan herkes Allah’ın dostudur, velisidir. Allah’ın dostu olan bir kimse aynı zamanda Allah Rasûlünün de dostudur. Allah’ı ve Rasûlünü dost edinen bir kimse, bu dostluğunun tamamlayıcı bir unsuru olarak onları dost edinen kimseleri de dost edinir. Ki bunlar da zahir ve batınları ile imanı gerçekleştiren, namazı şartları ile farzları ile tamamlayıcı unsurları ile dosdoğru kılan ve böylece mabuda ihlâsla bağlanan, insanlara iyilik eden, içlerindeki hak sahibi kimselere mallarından zekâtı gönül hoşnutluğu ile veren müminlerdir. Yüce Allah’ın:“ve boyun eğmiş bir halde” buyruğu, Allah’a zillet ve itaatle boyun eğdikleri halde demektir. Yüce Allah’ın:“Sizin dostunuz, ancak Allah’tır, Rasulü’dür ve iman etmiş olanlardır” buyruğundaki “ancak” anlamını veren hasr edatı yalnızca sözü geçen kimseleri dost edinmenin, onların dışında kalanları ise dost edinmekten uzak kalmanın gerektiğine delildir.
56. Daha sonra Yüce Allah bunları dost edinmenin faydasını söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“Kim Allah’ı, Rasûlünü ve iman edenleri dost edinirse şüphe yok ki Allah'ın tarafında olanlar galip olacakların ta kendileridir.” Yani Yüce Allah’a kulluk ve dostluk yönü ile izafe edilen, Allah’ın tayin ettiği safta yer alan Allah’ın taraftarları, dünyada da âhirette de güzel âkıbete nail olacak ve galip gelecek olanlardır. Nitekim Allah şöyle buyurmaktadır:“Ve şüphesiz bizim askerlerimiz galip gelecek olanlardır.”(es-Saffat, 37/173) Bu Allah’ın emrini gereği gibi yerine getiren, Allah’ın tarafında ve O’nun askerlerinden olan kimselerin galibiyete kavuşacaklarına dair büyük bir müjdedir. Allah’ın dilediği bir hikmet gereği kimi zaman yenilecek olsalar dahi sonunda galip gelecek ve muzaffer olacak olanlar yalnız onlardır. Sözü Allah’tan daha doğru kim vardır?