Tefsir As-Saadi / Abdurrahman b. Nasır es-Sadi

5 — Mâide Suresi (المائدة) • Ayet 57
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا الَّذ۪ينَ اتَّخَذُوا د۪ينَكُمْ هُزُواً وَلَعِباً مِنَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِكُمْ وَالْكُفَّارَ اَوْلِيَٓاءَۚ وَاتَّقُوا اللّٰهَ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَ 57 وَاِذَا نَادَيْتُمْ اِلَى الصَّلٰوةِ اتَّخَذُوهَا هُزُواً وَلَعِباًۜ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ قَوْمٌ لَا يَعْقِلُونَ 58
Meal ve Tefsiri

57- Ey iman edenler! Sizden evvel kendilerine kitap verilenlerden dininizi alay ve oyun konusu edinenleri de (diğer) kâfirleri de dost edinmeyin. Eğer mümin iseniz Allah’tan korkup sakının. 58- Onlar, namaza çağırdığınızda onu alay ve oyun konusu yaparlar. Bu, akılları ermeyen bir topluluk olmalarındandır.

57-58. Yüce Allah, bu buyrukları ile mü’min kullarına, yahudi ve hristiyanların oluşturduğu Kitap ehlini ve diğer kâfirleri dost edinip onları sevmeyi, onları dost ve yardımcı edinmeyi, mü’minlerin sırlarını onlara açıklamayı, İslâm’a ve müslümanlara zarar verecek şekilde işlerine yardımcı olmayı yasaklamaktadır. Zira onların sahip oldukları iman, böylelerini dost edinmeyi terk etmeyi gerektirmekte ve böylelerine düşmanlık etmeye teşvik etmektedir. Diğer taraftan Allah’ın emirlerini yerine getirmek ve O’nun yasaklarından sakınmaktan ibaret olan Allah’tan korkup sakınma emri (takvâ) da böylelerine düşmanlık beslemeyi gerektirir. Müşriklerin, kâfirlerin ve müslümanlara muhalif hareketlerde bulunanların durumları da böyledir. Bunlar da müslümanların dini olan İslâm’a dil uzatmakta, onu alaya almakta, eğlence ve oyun edinmektedirler. O dini küçümsemekte ve hakir görmektedirler. Özellikle de müslümanların en belirgin amelleri ve en değerli ibadetleri olan namaza karşı böyle bir tutum sergilemektedirler. Müslümanlar, namaz için seslendiklerinde namazı alaya alırlar, onunla eğlenirler. Bu, akılsızlıklarından ve büyük cahilliklerinden kaynaklanmaktadır. Yoksa gerçekten akılları bulunsaydı itaatle namaza koşarlar, namazın, nefislerin sahip olacağı bütün erdemlerin en büyüğü olduğunu bilirlerdi. Şimdi ey mü’minler, kâfirlerin durumunu, size ve dininize olan aşırı düşmanlıklarını bildiğinize göre, bütün bunlara rağmen onlara düşmanlık beslemeyen biri olursa bu, İslâm’ın o kimse için ucuz bir değer olduğuna, İslâm’a dil uzatana yahut küfür ve sapıklıkla ona karşı çıkana aldırış etmediğine, böyle bir kimsenin mertlik ve insanlık namına hiçbir şeye sahip olmadığına delildir. Böyle olan bir kimse hem kendisinin dosdoğru bir dine sahip olduğunu, hak din üzere olduğunu, onun dışındaki dinlerin ise batıl olduğunu iddia edip hem de bu dini alay ve eğlenceye alan, o din ile o dine mensup kimseler ile alay eden cahil ve ahmak kimseleri dost edinmeye nasıl razı olabilir? Bu gibi ifadeler asgarî bir anlayış seviyesine sahip olan herkes tarafından kolaylıkla anlaşılacağı gibi, böylelerine karşı düşmanlık beslemeye bir teşvik mahiyetindedir.