Tefsir As-Saadi / Abdurrahman b. Nasır es-Sadi

5 — Mâide Suresi (المائدة) • Ayet 82
لَتَجِدَنَّ اَشَدَّ النَّاسِ عَدَاوَةً لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا الْيَهُودَ وَالَّذ۪ينَ اَشْرَكُواۚ وَلَتَجِدَنَّ اَقْرَبَهُمْ مَوَدَّةً لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا الَّذ۪ينَ قَالُٓوا اِنَّا نَصَارٰىۜ ذٰلِكَ بِاَنَّ مِنْهُمْ قِسّ۪يس۪ينَ وَرُهْبَاناً وَاَنَّهُمْ لَا يَسْتَكْبِرُونَ 82 وَاِذَا سَمِعُوا مَٓا اُنْزِلَ اِلَى الرَّسُولِ تَرٰٓى اَعْيُنَهُمْ تَف۪يضُ مِنَ الدَّمْعِ مِمَّا عَرَفُوا مِنَ الْحَقِّۚ يَقُولُونَ رَبَّنَٓا اٰمَنَّا فَاكْتُبْنَا مَعَ الشَّاهِد۪ينَ 83 وَمَا لَنَا لَا نُؤْمِنُ بِاللّٰهِ وَمَا جَٓاءَنَا مِنَ الْحَقِّۙ وَنَطْمَعُ اَنْ يُدْخِلَنَا رَبُّنَا مَعَ الْقَوْمِ الصَّالِح۪ينَ 84 فَاَثَابَهُمُ اللّٰهُ بِمَا قَالُوا جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۜ وَذٰلِكَ جَزَٓاءُ الْمُحْسِن۪ينَ 85 وَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَٓا اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ الْجَح۪يمِ۟ 86
Meal ve Tefsiri

82- Andolsun insanlar arasında iman edenlere düşmanlıkta en şiddetli olanların yahudiler ve müşrikler olduğunu göreceksin. İman edenlere sevgi bakımından en yakınlarının ise:“Biz hıristiyanlarız” diyenlerin olduğunu göreceksin. Bu, aralarında keşişlerin ve rahiplerin olmasından ve onların büyüklük taslamamalarındandır. 83- Peygambere indirileni işittiklerinde aşina oldukları haktan ötürü gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. Derler ki:“Rabbimiz, iman ettik; artık bizi şahid olanlarla beraber yaz.” 84- “Rabbimizden bizi de salihler topluluğu ile birlikte kılmasını ümit edip dururken ne diye Allah’a ve bize gelen hakka iman etmeyelim?” 85- Allah da söylediklerinden dolayı altlarından nehirler akan cennetleri, orada ebedi kalmak üzere onlara mükâfat olarak ihsan etmiştir. İşte ihsan sahiplerinin mükâfatı budur. 86- Kâfir olup âyetlerimizi yalanlayanlara gelince onlar, o çılgın ateşin ehlidirler.

82. Yüce Allah müslümanları dost edinmeye ve onları sevmeye daha yakın olan ve bu hususta daha uzak olan iki kesimi açıklamak üzere şöyle buyurmaktadır:“Andolsun insanlar arasında iman edenlere düşmanlıkta en şiddetli olanların yahudiler ve müşrikler olduğunu göreceksin.” Kayıtsız ve şartsız olarak bu iki kesim, insanlar arasında İslâm’a ve müslümanlara en büyük çapta düşmanlık besleyen, onlara zarar vermek için en büyük gayret ve çabaları ortaya koyan kimselerdir. Buna sebep ise kıskançlıklarından, inat ve küfürlerinden ötürü müslümanlara besledikleri ileri derecedeki öfkedir. “İman edenlere sevgi bakımından en yakınlarının ise: “Biz hıristiyanlarız” diyenlerin olduğunu göreceksin.” Yüce Allah, bunun çeşitli sebeplerini de söz konusu etmektedir: Bunlardan birisi: “Aralarında keşişlerin ve rahiplerin” bulunmasıdır. Yani kendilerini zühde veren ilim adamları ile manastırlarda ibadete çekilen abidlerin bulunmasıdır. İlim ile birlikte zühd ve aynı şekilde ibadet, kalbe incelik ve yumuşaklık veren, kalbin katılığını gideren hususlar arasındadır. Onlarda yahudilerin kabalıkları ile müşriklerin katılığı bulunmaz. Diğer bir sebep “onların büyüklük taslamamaları”dır. Yani bunlarda hakka bağlanıp itaat etmeye karşı bir büyüklük ve bir dikkafalılık yoktur. Bu da onların müslümanlara yakın olmalarını ve onları sevmelerini gerektirir. Çünkü alçak gönüllü bir kimse büyüklük taslayana göre hayra daha yakındır.
83. Bir diğer sebep de onların:“Peygambere indirileni işittiklerinde” yani Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e indirileni işittiklerinde bunun kalplerini etkilemesi ve bundan dolayı kalplerinin yumuşaması, gözlerinin de -kesin doğru olduğuna inandıkları hakkı işittiklerine uygun olarak- yaşla dolup taşmasıdır. Bundan dolayı onlar, hakka iman etmiş, onu ikrar etmiş ve:“Rabbimiz iman ettik, artık bizi şahit olanlarla beraber yaz” diye dua etmişlerdir. Burada sözü geçen “şahit olanlar” ise Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in ümmetidir. Allah’ın vahdaniyetine, peygamberlerinin risaletine ve getirdiklerinin doğruluğuna şahitlik ettikleri gibi önceki ümmetlerin tasdiklerine ve yalanlamalarına da şahitlik ederler. Bunlar adaletli kimselerdir ve onların şahitlikleri makbuldür. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Böylece sizi vasat bir ümmet kıldık. Bütün insanlara karşı şahitler olasınız, bu peygamber de size karşı şahit olsun diye...”(el-Bakara, 2/143)
84. Anlaşıldığı kadarı ile bu Hıristiyanlar iman etmeleri ve bu hususta ellerini çabuk tutmaları dolayısı ile birieri tarafından kınanmış olduklarından şöyle demişlerdir:“Rabbimizden bizi de salihler topluluğu ile birlikte kılmasını ümit edip dururken ne diye Allah’a ve bize gelen hakka iman etmeyelim?” Yani bizi Allah’a iman etmekten alıkoyan nedir ki? Çünkü en ufak bir şüphe ve tereddüdün söz konusu olmadığı hak, Rabbimizden bize gelmiş bulunuyor. Biz iman edip hakka uyacak olursak Allah’ın bizleri salihler ile birlikte cennete sokacağını ümid ederiz. O halde iman etmekten bizi alıkoyan nedir? Durumun böyle olması imana koşmayı, ona sıkı sıkı bağlanmayı ve ondan geri kalmamayı gerektirmiyor mu?
85. Bu sözleri üzerine Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Allah da söylediklerinden dolayı” yani dile getirdikleri iman ve açıkça hakkı tasdiklerinden ötürü “altlarından nehirler akan cennetleri, orada ebedi kalmak üzere onlara mükâfat olmak üzere ihsan etti. İşte ihsan sahiplerinin mükâfatı budur.” Bu âyet-i kerimeler Necaşi vb. hıristiyanlar arasından Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e iman eden kimseler hakkında inmiştir. Aynı şekilde hâlâ daha aralarından İslâm dinini seçen ve izledikleri yolun batıl olduğunu açıkça görebilen kimseler bulunagelmektedir. Bunlar, gerçekten de İslâm dinine yahudilerden de müşriklerden de daha yakındır.
86. Yüce Allah ihsanda bulunanların mükâfatını söz konusu ettikten sonra kötü hareket edenlerin cezasını da söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“Kâfir olup âyetlerimizi yalanlayanlara gelince onlar, o çılgın ateşin ehlidirler.” Çünkü onlar, Allah’ı inkar etmiş ve hakkı açıkça ortaya koyan âyetlerini yalanlamış kimselerdir. Daha sonra Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: