Tefsir As-Saadi / Abdurrahman b. Nasır es-Sadi
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تُحَرِّمُوا طَيِّبَاتِ مَٓا اَحَلَّ اللّٰهُ لَكُمْ وَلَا تَعْتَدُواۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ الْمُعْتَد۪ينَ
87
وَكُلُوا مِمَّا رَزَقَكُمُ اللّٰهُ حَلَالاً طَيِّباًۖ وَاتَّقُوا اللّٰهَ الَّـذ۪ٓي اَنْتُمْ بِه۪ مُؤْمِنُونَ
88
Meal ve Tefsiri
87- Ey iman edenler! Allah’ın size helâl kıldığı temiz ve hoş şeyleri haram kılmayın ve haddi aşmayın. Çünkü Allah haddi aşanları sevmez. 88- Allah’ın size verdiği rızıktan helâl ve temiz olarak yiyin ve iman ettiğiniz Allah’tan korkup sakının.
87. “Ey iman edenler! Allah’ın size helâl kıldığı temiz ve hoş şeyleri” yiyecek ve içecekleri “haram kılmayın.” Çünkü onlar, Allah’ın size nimet olarak ihsan ettikleridir. Bunları size helâl kıldığı için O’na hamd ve şükredin. O nimete nankörlük etmek yahut onu kabul etmemek ya da o helâl nimetlerin haram olduğuna inanmak sureti ile O’nun nimetlerini geri çevirip reddetmeyin. Böyle yapacak olursanız aynı zamanda hem Allah’a iftira etmiş, hem nimete karşı nankörlük etmiş, hem de temiz ve helâl olan bir şeyin murdar ve haram olduğuna inanmış olursunuz. Bu ise haddi aşmak kabilindendir. Allah ise haddi aşmayı yasaklamıştır. Zira O şöyle buyurmaktadır:“ve haddi aşmayın. Çünkü Allah haddi aşanları sevmez.” Aksine onlara buğzeder, onlara gazabeder, bundan dolayı da onları cezalandırır.
88. Daha sonra Yüce Allah, kendisinin helâl kıldığı şeyleri haram kabul eden müşriklerin izlediği yolun tam zıddını emrederek şöyle buyurmaktadır:“Allah’ın size verdiği rızıktan helâl ve temiz olarak yiyin.” Yani Allah’ın sizin için kolaylaştırdığı sebepler vasıtası ile vermiş olduğu rızıktan helâl olması, çalıntı, gasp vb. türden haksız yere alınmış mallardan olmaması, aynı şekilde hoş ve temiz şartı ile yiyin. Hoş ve temiz (الطيب) ise herhangi bir pislik ve murdarlığı bulunmayan demektir. Bu kayıt ile pis olan yırtıcı hayvanlar ile diğer pis ve murdar olan şeyler helâl kapsamının dışında kalmaktadır. Emirlerine uyup yasaklarından kaçınarak “iman ettiğiniz Allah’tan korkup sakının.” Çünkü sizin Allah’a iman etmeniz, O’ndan korkup sakınmanızı ve O’nun hakkına riâyet etmenizi gerektirir. Zira bunlar olmaksızın iman tamam olmaz. Âyet-i kerime şuna da delildir: Bir kimse kendisi için helâl olan yiyeceği, içeceği, cariyeyi ve buna benzer herhangi bir şeyi haram kılacak olursa onun bu haram kılması ile o şey haram olmaz, ancak böyle bir haram kılmadan sonra o işi işleyecek olursa bir yemin keffaretinde bulunması gerekir. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Ey peygamber... Allah’ın sana helâl kıldığı şeyi niçin kendine haram edersin?”(et-Tahrim, 66/1) Ancak, zevcenin haram kılınması halinde ise zıhar keffareti gerekir. Yine bu âyet-i kerimenin kapsamına şu da girmektedir. İnsanın hoş ve temiz olan şeylerden kaçınıp bunları kendisine haram kılmaması gerekir. Aksine bunları alıp kullanması ve bunların yardımı ile Rabbine itaatte bulunması gerekmektedir.