Tefsir As-Saadi / Abdurrahman b. Nasır es-Sadi

66 — Tahrîm Suresi (التحريم) • Ayet 10
ضَرَبَ اللّٰهُ مَثَلاً لِلَّذ۪ينَ كَفَرُوا امْرَاَتَ نُوحٍ وَامْرَاَتَ لُوطٍۜ كَانَتَا تَحْتَ عَبْدَيْنِ مِنْ عِبَادِنَا صَالِحَيْنِ فَخَانَتَاهُمَا فَلَمْ يُغْنِيَا عَنْهُمَا مِنَ اللّٰهِ شَيْـٔاً وَق۪يلَ ادْخُلَا النَّارَ مَعَ الدَّاخِل۪ينَ 10 وَضَرَبَ اللّٰهُ مَثَلاً لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا امْرَاَتَ فِرْعَوْنَۢ اِذْ قَالَتْ رَبِّ ابْنِ ل۪ي عِنْدَكَ بَيْتاً فِي الْجَنَّةِ وَنَجِّن۪ي مِنْ فِرْعَوْنَ وَعَمَلِه۪ وَنَجِّن۪ي مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِم۪ينَۙ 11 وَمَرْيَمَ ابْنَتَ عِمْرٰنَ الَّت۪ٓي اَحْصَنَتْ فَرْجَهَا فَنَفَخْنَا ف۪يهِ مِنْ رُوحِنَا وَصَدَّقَتْ بِكَلِمَاتِ رَبِّهَا وَكُتُبِه۪ وَكَانَتْ مِنَ الْقَانِت۪ينَ 12
Meal ve Tefsiri

10- Allah, kâfirlere Nûh’un karısı ile Lût’un karısını misal verir: Bunların ikisi de kullarımızdan iki kulun nikâhı altında idiler. İkisi de kocalarına (din davalarında) hainlik ettiler de kocalarının Allah’a karşı kendilerine hiçbir faydaları olmadı. İkisine de:“Ateşe girenlerle beraber siz de girin!” dendi. 11- Allah iman edenlere de Firavun’un karısını misal verir: Hani o: “Rabbim! Benim için katında, cennette bir ev yap ve beni Firavun’dan ve onun amelinden kurtar. Beni bu zalim toplumdan kurtar” demişti. 12- Bir de iffetini koruyan İmrân kızı Meryem’i (müminlere misal verir). Biz ona ruhumuzdan üfürmüştük. O, Rabbinin kelimelerini de Kitaplarını da tasdik etmişti ve itaatkarlardandı.

10. “Allah, kâfirlere Nûh’un karısı ile Lût’un karısını misal verir. Bunların” bu kadınların “ikisi de kullarımızdan iki kulun” Nûh ve Lût’un -ikisine de selam olsun- nikâhı altında idiler. “İkisi de kocalarına” kocalarının dini üzere olmamakla din davalarında “hainlik ettiler.” Yoksa onların nesep ve namus noktasında bir hainlikleri kastedilmiş değildir. Çünkü hiçbir peygamberin hanımı, hayasızlık işlemiş değildir ve Allah hiçbir peygambere hayasızlık yapan bir eş vermemiştir. “Kocalarının” yani Nûh ve Lût’un “Allah’a karşı kendilerine” hanımlarına “hiçbir faydaları olmadı. İkisine de: Ateşe girenlerle beraber siz de girin, dendi.”
11. “Allah iman edenlere de Firavun’un karısını misal verir.” Adı, Muzâhim kızı Âsiye radıyallahu anha idi. “Hani o: “Rabbim! Benim için katında, cennette bir ev yap ve beni Firavun’dan ve onun amelinden kurtar. Beni bu zalim toplumdan kurtar” demişti.” Yüce Allah, bu buyrukları ile onu iman sahibi olmak, Rabbine yalvarıp yakarmak, en değerli şeyi Rabbinden dilemiş olmakla nitelendirmektedir ki bu da cennete girmek, şanı yüce kerim olan Rabbe komşu olmaktır. Ayrıca o, Rabbinden kendisini Firavun’un fitnesinden, kötü amellerinden ve her bir zalimin fitnesinden korumasını da dilemişti. Yüce Allah da onun duasını kabul buyurarak kâmil bir iman ve tam bir sebat içerisinde, fitnelerden de kurtulmuş olarak yaşamasını takdir buyurdu. Bundan dolayı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:“Erkeklerden pek çok kişi kemâle ermiştir. Kadınlardan ise yalnız İmran kızı Meryem, Muzâhim kızı Âsiye ve Huveylid kızı Hatice kemâle ermiştir. Âişe’nin diğer kadınlara üstünlüğü ise tiridin diğer yemeklere olan üstünlüğü gibidir.”
12. “Bir de iffetini koruyan İmrân kızı Meryem’i” misal verir. O, dininin kemâli, iffet ve nezahetinin üstünlüğü sebebi ile namusunu her türlü hayasızlıktan tam anlamı ile korumuştu. "Biz ona ruhumuzdan üfürmüştük.” Cibril aleyhisselam gömleğinin yakasından üflemiş ve onun bu üflemesi, Meryem radıyallahu anha’ya ulaşmıştı. Ondan da pek kerim bir rasûl, pek büyük bir önder olan İsa aleyhisselam doğmuştu. "O, Rabbinin kelimelerini de Kitaplarını da tasdik etmişti.” Bu, onun ilim ve marifet ile vasıflandırıldığını göstermektedir. Çünkü Allah’ın kelimelerini tasdik etmek, O’nun hem dinî buyruklarını, hem de kaderî hükümlerini tasdik etmeyi kapsar. Kitaplarını tasdik etmek ise tasdikin kendisi ile gerçekleşeceği hususları bilmeyi de kapsar. Bu da ancak ilim ve amel ile olur. Bundan dolayı Yüce Allah:“itaatkarlardandı” buyurmaktadır. Yani gönülden, korku ve saygı ile boyun eğmek sureti ile Allah’a devamlı itaat edenlerdendi. Bu da onun kemâl derecesinde amel vasfına sahip olduğunu göstermektedir. O -Allah ondan razı olsun- bir sıddîka idi. Sıddîklık ise ilim ve amelin kemâl derecesinde olması demektir.

Tahrîm Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Allah'a hamdolsun.

***