Tefsir As-Saadi / Abdurrahman b. Nasır es-Sadi

6 — En’âm Suresi (الأنعام) • Ayet 109
وَاَقْسَمُوا بِاللّٰهِ جَهْدَ اَيْمَانِهِمْ لَئِنْ جَٓاءَتْهُمْ اٰيَةٌ لَيُؤْمِنُنَّ بِهَاۜ قُلْ اِنَّمَا الْاٰيَاتُ عِنْدَ اللّٰهِ وَمَا يُشْعِرُكُمْۙ اَنَّـهَٓا اِذَا جَٓاءَتْ لَا يُؤْمِنُونَ 109 وَنُقَلِّبُ اَفْـِٔدَتَهُمْ وَاَبْصَارَهُمْ كَمَا لَمْ يُؤْمِنُوا بِه۪ٓ اَوَّلَ مَرَّةٍ وَنَذَرُهُمْ ف۪ي طُغْيَانِهِمْ يَعْمَهُونَ۟ 110 وَلَوْ اَنَّـنَا نَزَّلْـنَٓا اِلَيْهِمُ الْمَلٰٓئِكَةَ وَكَلَّمَهُمُ الْمَوْتٰى وَحَشَرْنَا عَلَيْهِمْ كُلَّ شَيْءٍ قُبُلاً مَا كَانُوا لِيُؤْمِنُٓوا اِلَّٓا اَنْ يَشَٓاءَ اللّٰهُ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَهُمْ يَجْهَلُونَ 111
Meal ve Tefsiri

109- Onlar eğer kendilerine bir mucize gelirse mutlaka ona iman edeceklerine dair var güçleri ile Allah adına yemin ettiler. De ki:“Mucizeler ancak Allah katındadır.” O mucize geldiği zaman da yine iman etmeyeceklerinin farkında değil misiniz? 110- Onların kalplerini ve gözlerini çeviririz de ilk defa ona iman etmedikleri gibi (yine iman etmezler) ve biz de onları azgınlıkları içerisinde şaşkın bir halde bırakırız. 111- Eğer biz (istedikleri gibi) onlara melekleri indirseydik, ölüler de onlarla konuşsaydı ve her şeyi karşılarına toplasaydık onlar yine de -Allah dilemedikçe- iman etmezlerdi. Fakat onların çoğu bilmezler.

109. “Onlar” yani Allah Rasûlü Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’i yalanlayan müşrikler: “eğer kendilerine” Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in doğruluğuna delalet eden “bir mucize gelirse mutlaka ona iman edeceklerine dair var güçleri ile” yani alabildiğine büyük yeminler ederek ve yeminlerini pekiştirerek “Allah adına yemin ettiler.” Ancak onların söyledikleri bu sözden kasıtları, doğruyu bulmak değildi. Onların esas maksatları kendilerine yapılan itirazı önlemek ve peygamberlerin getirdikleri kesin gerçekleri reddetmekti. Çünkü Yüce Allah Rasûlü’nü apaçık âyetlerle ve kesin delillerle desteklemiştir. Bunlara dikkat edilecek olursa onun getirdiklerinin doğruluğunda en ufak bir şüphe ve anlaşılamayacak bir husus kalmaz. Artık bundan sonra onların mucize istekleri, kabul edilmeyi ve olumlu karşılanmayı hak etmeyen, inatlaşma kabilinden bir istektir. Hatta bu tür isteklerinin kabul edilmemesi, onların faydasınadır. Çünkü Yüce Allah’ın kulları hakkında cereyan edegelen sünneti/kanunu şudur: Peygamberlerine mucizeler göstermesi teklifinde bulunanlara istedikleri mucizeler gelecek olur da onlara iman etmeyecek olurlarsa onlar, bu dünyada derhal cezalandırılırlar. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“De ki: Mucizeler ancak Allah katındadır” Yani dilediği vakit bunları gönderen, dilemediği vakit göndermeyen O’dur. Bu konuda benim herhangi bir yetkim söz konusu değildir. Öyleyse benden bir takım mucizeler göstermemi istemeniz, hem bir haksızlıktır hem de güç yetiremeyeceğim şeyleri benden istemeniz demektir. Benden istenen size getirdiklerimin açıklanması ve buna karşılık sizin bunları tasdik etmenizdir. Ben de size getirdiklerimi açıklamış bulunuyorum. Bununla birlikte istedikleri mucizeler gelecek olsa bile iman ve tasdik edip etmeyecekleri belli değildir. Aksine bu durumda olanlardan çoğunlukla görülen, iman etmedikleridir. Bundan dolayı Yüce Allah:“O mucize geldiği zaman da yine iman etmeyeceklerinin farkında değil misiniz?” buyurmaktadır.

110. Yani davetçinin kendilerine geldiği ve onlara karşı delilin ortaya konduğu ilk seferinde iman etmedikleri için kalplerini çevirmek, iman etmelerini engellemek ve dosdoğru yolu izlemeye onları muvaffak kılmamak sureti ile onları cezalandırırız. Bu, Yüce Allah’ın adaletindendir. Kulları hakkındaki hikmetinin gereğidir. Çünkü bu yanlışı kendi aleyhlerine olmak üzere işleyenler onlardır. Onlara hidâyet kapısı açılmış ama onlar bu kapıdan girmemişlerdir. Onlara doğru yol açıkça bildirilmiş ama onlar o yolu izlememişlerdir. Artık bundan sonra hidâyete muvaffak olmaktan mahrum edilmeleri bu hallerine uygun düşmüştür.

111. Aynı şekilde onların, imanı yalnızca kendi irade ve meşietlerine bağlı kabul edip bu konuda Yüce Allah’ın iradesini hesaba katmamaları da en büyük yanlışlardan biridir. Çünkü eğer onlara Rasûlullah’ın peygamberliğine tanıklık eden meleklerin indirilmesi, ölülerin diriltilmeleri ve konuşmaları gibi büyük mucizeler gelecek olsa, “ve her şeyi” onlarla konuşsunlar diye “karşılarına” şahit olacakları, doğrudan görecekleri ve peygamberin getirdiklerinin doğruluğunu açıklayacak şekilde “toplasaydık onlar yine de” eğer Allah onların iman etmelerini istemeyecek olursa “iman etmezlerdi. Fakat onların çoğu bilmezler.” cahillik ederler. Bundan dolayıdır ki iman etmelerini sırf teklif ettikleri mucizelerin gelmesine bağlamışlardır. Halbuki akıl ve ilim, kulun hakka tâbi olması gerektiğini ve Allah’ın açıkladığı yollarla bunu bulmaya çalışmasını, bunun için gayret etmesini, hakka tâbi olma hususunda Rabbinden yardım dileyerek kendi nefsine, güç ve imkânlarına güvenmemesini ve faydasız yere mucizelerin gösterilmesini istememesini gerektirir.