Tefsir As-Saadi / Abdurrahman b. Nasır es-Sadi
قُلْ مَنْ يُنَجّ۪يكُمْ مِنْ ظُلُمَاتِ الْبَرِّ وَالْبَحْرِ تَدْعُونَهُ تَضَرُّعاً وَخُفْيَةًۚ لَئِنْ اَنْجٰينَا مِنْ هٰذِه۪ لَنَكُونَنَّ مِنَ الشَّاكِر۪ينَ
63
قُلِ اللّٰهُ يُنَجّ۪يكُمْ مِنْهَا وَمِنْ كُلِّ كَرْبٍ ثُمَّ اَنْتُمْ تُشْرِكُونَ
64
Meal ve Tefsiri
63- De ki:“Şayet bizi bu halden kurtarırsa andolsun ki şükredenlerden olacağız, diye kendisine gizlice ve açıktan yalvarıp yakardığınız zaman karanın ve denizin karanlıklarından sizi kim kurtarır?” 64- De ki: Ondan da her türlü sıkıntıdan da sizi Allah kurtarır, sonra da siz şirk koşarsınız.
63. Allah’a ortak koşan, O’nunla birlikte başka ilahlara dua eden müşriklere, rububiyet tevhidini kabul etmelerinden hareketle uluhiyet tevhidini de kabul etmeleri gerektiğini ortaya koymak üzere “de ki: Şayet bizi bu halden” içine düştüğümüz bu zorlu ve sıkıntılı halden “kurtarırsa andolsun ki” Allah’a “şükredenlerden” O’nun nimetini itiraf eden, nimetini Rab’lerine itaat uğrunda kullanan ve bu nimetleri O’na isyan yolunda kullanmaktan uzak duranlardan “olacağız.” “karanın ve denizin karanlıklarından sizi kim kurtarır?” Karanın ve denizin zorlu hallerinde ve meşakkatlerinde, sizin için kurtuluşa imkân kalmadığı yahut gayet zorlaştığı o vakitlerde… İşte o zaman hemen itaatle boyun eğmiş bir kalple ve ihtiyacını dile getiren bir lisan ile Rabbinize yalvarır yakarırsınız, dua edersiniz ve bu halinizde iken:“Şayet bizi bu halden kurtarırsa andolsun ki şükredenlerden olacağız.” dersiniz.
64. “De ki: Ondan da her türlü sıkıntıdan da” yani gerek bu özel sıkıntıdan gerekse genel olarak bütün sıkıntılardan “sizi Allah kurtarır, sonra da siz.” Allah’a verdiğiniz sözde durmaz ve üzerinizdeki nimetlerini unutarak “şirk koşarsınız.” O halde şirkin batıl olduğuna ve tevhidin doğruluğuna bundan daha açık bir delil var mıdır?