Tefsir As-Saadi / Abdurrahman b. Nasır es-Sadi
قُلْ هُوَ الْقَادِرُ عَلٰٓى اَنْ يَبْعَثَ عَلَيْكُمْ عَذَاباً مِنْ فَوْقِكُمْ اَوْ مِنْ تَحْتِ اَرْجُلِكُمْ اَوْ يَلْبِسَكُمْ شِيَعاً وَيُذ۪يقَ بَعْضَكُمْ بَأْسَ بَعْضٍۜ اُنْظُرْ كَيْفَ نُصَرِّفُ الْاٰيَاتِ لَعَلَّهُمْ يَفْقَهُونَ
65
وَكَذَّبَ بِه۪ قَوْمُكَ وَهُوَ الْحَقُّۜ قُلْ لَسْتُ عَلَيْكُمْ بِوَك۪يلٍۜ
66
لِكُلِّ نَبَأٍ مُسْتَقَرٌّۘ وَسَوْفَ تَعْلَمُونَ
67
Meal ve Tefsiri
65- De ki:“O, size üstünüzden yahut ayaklarınızın altından bir azap göndermeye ya da sizi fırkalara ayırıp birbirinize katarak kiminizin hıncını kiminize tattırmaya kadirdir.” İyice idrak etsinler diye âyetlerimizi nasıl açıkladığımıza bir bak! 66- Senin kavmin onu yalanladı. Halbuki o, hakkın ta kendisidir. De ki:“Ben sizin üzerinizde bir vekil değilim.” 67- Her bir haberin kararlaştırılmış bir zamanı var. Siz de yakında öğreneceksiniz.
65. Yani Yüce Allah, her cihetten üzerinize azap göndermeye kadirdir. “Üstünüzden yahut ayaklarınızın altından bir azap göndermeye ya da fırkalara ayırıp birbirinize katarak” fitne zamanlarında “kiminizin hıncını kiminize tattırmaya” ve kiminizi kiminize öldürtmeye “kadirdir.” O, bütün bunlara gücü yetendir. O bakımdan O’na isyanı gerektiren işlere devam etmekten sakının. Yoksa sizi yok edecek birtakım azaplar gelip sizi bulur. Allah bütün bunlara kadir olduğunu haber vermektedir. Ancak O, bu ümmetin üzerinden yukarıdan taş veya çakıl yağması şeklindeki azabı ve buna benzer azapların gelmesini, altlarından da yerin dibine geçirilme azabına uğratılmalarını rahmetinin bir tecellisi olarak kaldırmıştır. Fakat onlardan kimilerine diğerlerinin hıncını tattırmak ve kimini kimine musallat kılmak suretiyle sözü geçen bu cezaların bir kısmını, ibret alanların görmesi ve hayırlı amel işlemek isteyenlerin fark etmeleri için dünyevî bir ceza olarak göndermiştir. “İyice idrak etsinler” ne için yaratıldıklarını anlasınlar, şer’î gerçekleri ve ilâhi istekleri kavrasınlar “diye âyetleri nasıl açıkladığımıza” türlü türlü beyan ettiğimize “bir bak!” Ve bizim bunları nasıl pek çok şekillerde açıkladığımıza bir bak ki bunların hepsi de hakka delâlet etmektedir.
66. “Senin kavmin onu” yani Kur’an’ı “yalanladı. Halbuki o” hakkında şüphe söz konusu olmayan ve en ufak bir tereddütün yanına yaklaşamadığı “hakkın ta kendisidir. De ki: Ben sizin üzerinizde” amellerinizi tespit edecek ve onların karşılığını verecek “bir vekil değilim.” Ben ancak bir uyarıcı ve tebliğciyim.
67. “Her bir haberin” gelip çatacağı, daha erkene alınamayacağı ve sonraya da bırakılamayacağı “kararlaştırılmış bir zamanı vardır. Sizde yakında” tehdit olunduğunuz azabı “öğreneceksiniz.”