Tefsir As-Saadi / Abdurrahman b. Nasır es-Sadi
فَاِذَا جَٓاءَتِ الطَّٓامَّةُ الْكُبْرٰىۘ
34
يَوْمَ يَتَذَكَّرُ الْاِنْسَانُ مَا سَعٰىۙ
35
وَبُرِّزَتِ الْجَح۪يمُ لِمَنْ يَرٰى
36
وَاٰثَرَ الْحَيٰوةَ الدُّنْيَاۙ
38
فَاِنَّ الْجَح۪يمَ هِيَ الْمَأْوٰىۜ
39
وَاَمَّا مَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّه۪ وَنَهَى النَّفْسَ عَنِ الْهَوٰىۙ
40
فَاِنَّ الْجَنَّةَ هِيَ الْمَأْوٰىۜ
41
Meal ve Tefsiri
34- Fakat o en büyük felaket geldiğinde; 35- O gün insan, (dünyada) neler yaptığını hatırlayacak; 36- Cehennem de gören herkese apaçık gösterilecek. 37, 38- Haddi aşıp dünya hayatını tercih edene gelince; 39- (Onun için) varılacak tek yer, hiç şüphesiz cehennemdir. 40- Rabbinin huzuruna çıkmaktan korkup da nefsini kötü arzularından alıkoyana gelince; 41- (Onun için) varılacak tek yer, hiç şüphesiz cennettir.
34. Yani o pek büyük Kıyamet ve her türlü felaketin karşısında küçük kalacağı pek büyük felaket gelip çattığında baba evladını unutacak, arkadaş arkadaşını, seven de sevdiğini... 35. “O gün insan” dünyada iken hayır ve şer türünden “neler yaptığını hatırlayacak.” İyiliklerinin bir zerre ağırlığı kadar fazla olmasını temenni ederken, kötülükleri bir zerre ağırlığı kadar fazla diye üzülüp kederlenecek. İşte o vakit kâr ve zararın asıl kaynağının dünyada yaptıkları olduğunu anlayacak, dünyada iken -ameller dışında- mevcut bütün bağların kopmuş olduğunu görecektir. 36. “Cehennem de gören herkese apaçık gösterilecek.” Herkes tarafından görülecek şekilde açık bir yerde aşikar olacaktır. O da içine girecekler için hazırlanmış bir halde onları yakalamak için pusuda bekleyecek ve bunun için de Rabbinin emrini bekliyor olacak.
37-39. “Haddi aşıp” pek büyük günahlar işleme cesaretini göstererek Allah’ın çizdiği sınırlar çerçevesinde kalmayan, “dünya hayatını” âhirete “tercih edene” dünya için çalışan, dünyalığa ve zevklerine dalarak vaktini onlarla geçirip âhireti ve onun için amel etmeyi unutanlara “gelince (onun için) varılacak tek yer, hiç şüphesiz cehennemdir.” Durumu böyle olanların karar kılıp yurt edineceği yer orasıdır.
40-41. “Rabbinin” huzurunda durup adaletle amellerin karşılığını vereceğini beklemek üzere “huzuruna çıkmaktan korkup” bu korkunun etkisini kalbinde hissedip “nefsini” Allah’a itaati engellemek isteyen “kötü arzularından alıkoyana” ve böylelikle hevâsını Allah Rasûlü’nün getirdiklerine tabi kılan; hayırdan alıkoyan arzulara karşı direnip mücadele eden kimseye “gelince; (onun için)” bu niteliklere sahip olan kimseler için “varılacak tek yer” her türlü hayır, sevinç ve nimetleri ihtiva eden “cennettir.”