Tefsir As-Saadi / Abdurrahman b. Nasır es-Sadi

7 — A’râf Suresi (الأعراف) • Ayet 1
الٓمٓصٓۜ 1 كِتَابٌ اُنْزِلَ اِلَيْكَ فَلَا يَكُنْ ف۪ي صَدْرِكَ حَرَجٌ مِنْهُ لِتُنْذِرَ بِه۪ وَذِكْرٰى لِلْمُؤْمِن۪ينَ 2 اِتَّبِعُوا مَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكُمْ مِنْ رَبِّكُمْ وَلَا تَتَّبِعُوا مِنْ دُونِه۪ٓ اَوْلِيَٓاءَۜ قَل۪يلاً مَا تَذَكَّرُونَ 3 وَكَمْ مِنْ قَرْيَةٍ اَهْلَكْنَاهَا فَجَٓاءَهَا بَأْسُنَا بَيَاتاً اَوْ هُمْ قَٓائِلُونَ 4 فَمَا كَانَ دَعْوٰيهُمْ اِذْ جَٓاءَهُمْ بَأْسُنَٓا اِلَّٓا اَنْ قَالُٓوا اِنَّا كُنَّا ظَالِم۪ينَ 5 فَلَنَسْـَٔلَنَّ الَّذ۪ينَ اُرْسِلَ اِلَيْهِمْ وَلَنَسْـَٔلَنَّ الْمُرْسَل۪ينَۙ 6 فَلَنَقُصَّنَّ عَلَيْهِمْ بِعِلْمٍ وَمَا كُنَّا غَٓائِب۪ينَ 7
Meal ve Tefsiri

1- Elif, Lâm, Mîm, Sâd. 2- (Bu Kur'ân) kendisi ile (insanları) uyarman ve mü’minlere de öğüt olması için sana indirilen bir Kitaptır. O halde ondan dolayı göğsünde bir sıkıntı olmasın. 3- Rabbinizden size indirilene uyun ve O’ndan başka dostlar (edinip de onlara) uymayın. Ne kadar az öğüt tutuyorsunuz?! 4- Nice şehirleri helâk ettik. Azabımız onlara geceleyin veya gündüzün uyurlarken geldi. 5- Azabımız onlara geldiğinde feryatları:“Biz gerçekten zalimlermişiz” demelerinden başka bir şey olmadı. 6- Andolsun ki kendilerine peygamber gönderilenleri de gönderilen peygamberleri de sorguya çekeceğiz. 7- Ve biz onlara (yaptıklarını) bir bilgiye dayanarak anlatacağız. Biz (onlardan) uzak ve habersiz değildik.

(Mekke’de inmiştir, 206 âyettir)
1-2. Yüce Allah, Rasûlü Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e Kur’an-ı Kerim’in büyüklüğünü beyan ederek şöyle buyurmaktadır:(Bu Kur'ân)… sana indirilen bir Kitaptır” Yani bu, kulların ihtiyaç duydukları her şeyi, bütün ilâhi istekleri ve şer’î maksatları, muhkem ve geniş açıklamaları ile birlikte içeren yüce bir kitaptır. “O halde ondan dolayı göğsünde bir sıkıntı” darlık, şüphe ve tereddüt “olmasın.” Aksine sen o Kitabın, hikmeti sonsuz ve her türlü hamde layık olan Allah tarafından indirildiğini, sözün en doğrusu olduğunu, önünden de arkasından da batılın ona erişmeyeceğini bilmelisin. Öyleyse bu Kitaba karşı için rahat olsun ve ruhun onunla huzur bulsun. O’nun emir ve yasaklarını açık açık ilan et, kınayan ve karşı çıkan hiçbir kimseden de korkma. Bu kitap, sana “kendisi ile” kulları “uyarman” onlara öğüt vermen, hatırlatmada bulunman, inad edenlere karşı da gerekli şekilde delili ortaya koyman için “ve mü’minlere de öğüt olması için” indirilmiştir. Nitekim Yüce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır:“Sen öğüt ver; çünkü öğüt muhakkak mü’minlere fayda verir.”(ez-Zariyat, 51/55) Onlar bu Kitap sayesinde hem dosdoğru yolu ve bu yolun gerektirdiği açık ve gizli amelleri hem de kulun bu yolu izlemesini engelleyen hususları öğrenir ve bunlardan öğüt alırlar.
3. Daha sonra Yüce Allah, bütün kullara hitap edip dikkatlerini bu Kitaba çevirmek üzere şöyle buyurmaktadır:“Rabbinizden size indirilene” yani indirilme amacı sizin faydanız olan bu Kitaba “uyun.” Zira bu Kitap, size terbiyenizi tamamlamak isteyen Rabbiniz tarafından indirilmiştir. Eğer O’nun size indirdiği bu Kitaba uyacak olursanız, sizin terbiyeniz kemâle erer, üzerinizdeki nimet tamamlanır, amel ve ahlakın en güzellerine hatta en üstün olanlarına erişirsiniz. “O’ndan başka dostlar (edinip de onlara) uymayın.” Yani başkalarını dost edinerek onların hevalarına uymayın ve onlar sebebi ile hakkı terk etmeyin. “Ne kadar az öğüt tutuyorsunuz?!” Eğer gerçekten öğüt tutup maslahatınıza olanı bilseydiniz hiçbir zaman zararlı olanı faydalı olana, düşmanı gerçek dosta tercih etmezdiniz.
4-5. Yüce Allah, peygamberlerin getirdiklerini yalanlayan geçmiş ümmetlerin cezalandırılmalarını hatırlatarak kulları sakındırmakta ve bu şekilde cezalandırılan geçmiş ümmetlere benzememelerini isteyerek şöyle buyurmaktadır:“Nice şehirleri helâk ettik. Azabımız onlara geceleyin veya gündüzün uyurlarken” yani gafil oldukları bir sırada, hiç farkına varmadıkları ve helak olmayı akıllarından bile geçirmedikleri bir vakitte “geldi.” Bu şiddetli azap onlara geldiğinde onu kendilerinden uzaklaştıramadılar. Daha önce kendilerinden bir fayda umdukları ilahlarının da onlara herhangi bir faydası olmadı. Ayrıca işledikleri zulüm ve isyanları da inkar edemediler; aksine: “Azabımız onlara geldiğinde feryatları: “Biz gerçekten zalimlermişiz” demelerinden başka bir şey olmadı.” Bu buyruk, Yüce Allahın şu buyruklarını andırmaktadır:“Zalim olan nice şehirleri helâk ettik de onlardan sonra başka kavimler yarattık. Azabımızı gördüklerinde hemen hızlıca oradan kaçışıyorlardı. ‘Kaçışmayın, içinde bulunduğunuz refaha ve evlerinize dönün. Çünkü siz sorguya çekileceksiniz.’ (dendi). Onlar: ‘Vay bize! Çünkü biz gerçekten zalimlerdik’ dediler. Biz onları tırpanla biçilmiş bir ekin, alevi sönmüş bir ateş haline getirinceye kadar feryadları bu oldu.”(el-Enbiya, 21/11-15)
6. Yani Allah’ın kendilerine peygamber göndermiş olduğu ümmetlere, peygamberlerine nasıl cevap ve karşılık verdiklerini soracağız. “O gün onları çağırıp buyuracak ki: Peygamberlere ne karşılık verdiniz?”(el-Kasas, 28/65) buyruğunda da bu durum dile getirilmektedir. “Gönderilen peygamberleri de” Rablerinin buyruklarını tebliğ etmeleri ve ümmetlerinin kendilerine verdikleri karşılıklar hakkında “sorguya çekeceğiz.”
7. “Ve biz onlara” yani bütün insanlara yaptıklarını, amellerine dair kesin “bir bilgiye dayanarak anlatacağız. Biz” hiçbir zaman (onlardan) uzak ve habersiz değildik.” Nitekim Yüce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır: “Allah yaptıklarını bir bir saymış, onlar ise onu unutmuşlardır.”(el-Mücadele, 58/6)“Andolsun ki sizin üstünüzde yedi kat (gök) yarattık. Biz yaratılmışlardan gafil değiliz.”(el-Mümimûn, 23/17)

Daha sonra Yüce Allah amellerin karşılığının verileceğini söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır: