Tefsir As-Saadi / Abdurrahman b. Nasır es-Sadi

7 — A’râf Suresi (الأعراف) • Ayet 194
اِنَّ الَّذ۪ينَ تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ عِبَادٌ اَمْثَالُكُمْ فَادْعُوهُمْ فَلْيَسْتَج۪يبُوا لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ 194 اَلَهُمْ اَرْجُلٌ يَمْشُونَ بِهَاۘ اَمْ لَهُمْ اَيْدٍ يَبْطِشُونَ بِهَاۘ اَمْ لَهُمْ اَعْيُنٌ يُبْصِرُونَ بِهَاۘ اَمْ لَهُمْ اٰذَانٌ يَسْمَعُونَ بِهَاۜ قُلِ ادْعُوا شُرَكَٓاءَكُمْ ثُمَّ ك۪يدُونِ فَلَا تُنْظِرُونِ 195 اِنَّ وَلِـِّيَ اللّٰهُ الَّذ۪ي نَزَّلَ الْكِتَابَۘ وَهُوَ يَتَوَلَّى الصَّالِح۪ينَ 196
Meal ve Tefsiri

194- Allah’ı bırakıp da yalvardıklarınız şüphesiz sizin gibi kullardır. Eğer doğru söylüyorsanız, haydi onları çağırın da size karşılık versinler. 195- Onların yürüyecek ayakları mı var? Yoksa tutacak elleri mi var? Yoksa görecek gözleri yahut işitecek kulakları mı var? De ki:“Ortak koştuklarınızı çağırın, sonra da bana tuzak kurun ve bana göz açtırmayın.” 196- Şüphesiz benim mevlam, Kitab’ı indiren Allah’tır ve O, salihleri dost edinir.

194. Burada putlara tapan müşriklere bir çeşit meydan okuma vardır. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Allah’ı bırakıp da yalvardıklarınız şüphesiz sizin gibi kullardır.” Sizinle onlar arasında herhangi bir fark yoktur. Hep Allah’ın kullarısınız, O’nun mülkündensiniz. “Eğer” sizler onların ibadetten azıcık da olsa bir pay hak ettikleri yönündeki iddianızda “doğru söylüyorsanız haydi onları çağırın da size karşılık versinler.” Eğer size karşılık verir, isteklerinizi yerine getirecek olurlarsa mesele yok. Aksi takdirde sizlerin bu iddianızda yalan söylediğiniz, Allah’a en büyük iftirada bulunduğunuz ortaya çıkmış olacaktır.
195. Bu meselenin açıklığa kavuşturulması için ayrıca çalışılmasına da gerek yoktur. Çünkü sizler bunlara bakacak olursanız, onların şekillerinin dahi bu putların herhangi bir fayda sağlayamayacaklarının delil olduğunu görürsünüz. Bunların kendileri ile yürüdükleri bir ayakları yoktur, kendileri ile tuttukları elleri yoktur, kendileri ile gördükleri gözleri yoktur, kendileri ile işittikleri kulakları yoktur. Bu putlar insanda var olan bütün güç ve araçlardan yoksundur. Bu putları çağırdığınız vakit onlar size karşılık veremeyeceklerine göre o halde bunlar da sizin gibi kullardır. Hatta siz onlardan daha mükemmelsiniz. Zira sizin pek çok işe gücünüz yeter. O halde ne diye bunlara tapmaktasınız? “De ki: Ortak koştuklarınızı çağırın, sonra da bana tuzak kurun ve bana göz açtırmayın.” Siz ve ortak koştuğunuz kimseler bana bir kötülük ve hoşuma gitmeyecek işler yapmak için bana hiç süre tanımaksızın ve göz açtırmaksızın toplanıp bir araya gelin. Ama sizler hiçbir zaman bana bir kötülük yapamayacaksınız.
196. “Şüphesiz benim mevlam” işlerimi kendisine havale ettiğim, böylelikle bana faydaları sağlayan ve bana gelebilecek zararları önleyen “Kitab’ı indiren Allah’tır.” O’nun bana indirdiği o Kitapta hidâyet, şifa ve nur vardır. O kitap, Yüce Allah’ın kullarını dost edinmesinin ve onları dini yönden hususi bir şekilde terbiye etmesinin bir tecellisidir. “Ve O, salihleri” niyetleri ile amelleri ile sözleri ile salih olanları “dost edinir.” Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Allah iman edenlerin dostudur, onları karanlıklardan nura çıkarır.”(el-Bakara, 2/257) Salih mü’minler, iman ve takvâ ile Rab’lerini dost edinip O’nun dışında fayda ve zarar veremeyen şeyleri dost edinmediklerinden dolayı Allah onları dost edinmiş, onlara lütufta bulunmuş, din ve dünyaları hususunda kendileri için hayır ve maslahat bulunan konularda onlara yardım etmiş, imanları sayesinde hoş olmayan her şeyi de onlardan bertaraf etmiştir. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Muhakkak Allah mü’minleri savunur.”(el-Hac, 22/38)