Tefsir As-Saadi / Abdurrahman b. Nasır es-Sadi

7 — A’râf Suresi (الأعراف) • Ayet 197
وَالَّذ۪ينَ تَدْعُونَ مِنْ دُونِه۪ لَا يَسْتَط۪يعُونَ نَصْرَكُمْ وَلَٓا اَنْفُسَهُمْ يَنْصُرُونَ 197 وَاِنْ تَدْعُوهُمْ اِلَى الْهُدٰى لَا يَسْمَعُواۜ وَتَرٰيهُمْ يَنْظُرُونَ اِلَيْكَ وَهُمْ لَا يُبْصِرُونَ 198
Meal ve Tefsiri

197- Sizin O’nun dışında yalvardıklarınız ise size yardım edemezler, hatta onlar kendilerine bile yardım edemezler. 198- Onları hidâyete çağırsanız duymazlar. Onların sana baktığını görürsün, halbuki onlar görmezler.

197-198. Bu buyruklar da yine müşriklerin Allah’tan başka tapındıkları o putların, ibadet namına hiçbir şeyi hak etmediklerini açıklamaya yöneliktir. Çünkü bu putların ne kendilerine yardım konusunda ne de kendilerine ibadet edenlere yardım sağlama hususunda herhangi bir güç ve kudretleri yoktur. Akletme güçleri de kendilerine yapılan duaları kabul edip istekleri yerine getirebilme güçleri de yoktur. Bu putları hidâyete davet edecek olsan hidâyet bulamazlar. Çünkü onlar cansız suretlerden ibarettir. Sana baktıklarını görürsün. Gerçekte ise onlar seni görmemektedirler. Çünkü onlara tapanlar, bu putları insan veya insandan başka canlı birtakım varlıkların suretinde şekillendirmişlerdir. Bunlara göz ve organ yapmışlardır. Onları gördüğün vakit “Bunlar canlıdır” dersin. Yakından tetkik edersen cansız, hareketsiz ve hayat sahibi olmayan varlıklar olduklarını anlarsın. O halde müşrikler hangi görüşe dayanarak bunları Allah ile birlikte ilah edinmişlerdir? Hangi maslahatı veya faydayı umarak bunların huzurunda eğilmişlerdir? Ne diye bunlara çeşitli ibadetlerle yakınlaşmaya çalışmışlardır? Bunun böyle olduğu açıkça anlaşıldığına göre artık müşriklerin de tapındıkları ilahların da bir araya gelip gökleri ve yeri yoktan var edenin dost edindiği ve aynı zamanda durumlarını düzeltmeyi üzerine aldığı salih kullarına herhangi bir zarar vermeleri imkânsızdır. Onlara tuzak kurmak için bir araya gelecek olsalar dahi zerre ağırlığınca bir zarar veremezler. Çünkü onlar, son derece acizdirler. Buna karşılık, Allah’ın güç ve iktidarı da kemâl derecesindedir. O’nun celal ve azametinin himayesine giren ve O’na tevekkül edenler de bu güçle güçlenir. Yüce Allah’ın:“Onların sana baktığını görürsün, halbuki onlar görmezler” buyruğundaki zamirlerin Allah Rasûlü’nü yalanlayan müşriklere ait olduğu da söylenmiştir. Yani ey Allah’ın Rasûlü, sen o müşriklerin sana kimin doğru kimin yalan söylediğini ortaya çıkaracak bir ibret nazarı ile baktıklarını zannedersin. Oysa onlar, senin gerçek durumunu görmedikleri gibi gerçekten ibretle bakanların sende gördükleri güzellikleri, kemal ve doğruluğu da görmezler.