Tefsir As-Saadi / Abdurrahman b. Nasır es-Sadi

83 — Mutaffifîn Suresi (المطففين) • Ayet 18
كَلَّٓا اِنَّ كِتَابَ الْاَبْرَارِ لَف۪ي عِلِّيّ۪ينَۜ 18 وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا عِلِّيُّونَۜ 19 كِتَابٌ مَرْقُومٌۙ 20 يَشْهَدُهُ الْمُقَرَّبُونَۜ 21 اِنَّ الْاَبْرَارَ لَف۪ي نَع۪يمٍۙ 22 عَلَى الْاَرَٓائِكِ يَنْظُرُونَۙ 23 تَعْرِفُ ف۪ي وُجُوهِهِمْ نَضْرَةَ النَّع۪يمِۚ 24 يُسْقَوْنَ مِنْ رَح۪يقٍ مَخْتُومٍۙ 25 خِتَامُهُ مِسْكٌۜ وَف۪ي ذٰلِكَ فَلْيَتَنَافَسِ الْمُتَنَافِسُونَۜ 26 وَمِزَاجُهُ مِنْ تَسْن۪يمٍۙ 27 عَيْناً يَشْرَبُ بِهَا الْمُقَرَّبُونَۜ 28
Meal ve Tefsiri

18- Hayır, şüphesiz iyi ve itaatkarların kitabı “illiyyîn”dedir. 19- “İlliyyîn”in ne olduğunu sen nereden bileceksin ki? 20- O, yazılmış bir kitaptır. 21- Onu mukarreb (melekler) müşahede ederler. 22- Şüphe yok ki o iyi ve itaatkarlar nimetler içindedirler. 23- Tahtlar üzerinden bakarlar. 24- (İçinde bulundukları) nimetlerin güzelliğini yüzlerinden anlarsın. 25- Onlara mühürlü, halis bir şaraptan içirilecek. 26- Ki onun mührü misktir. O halde yarışanlar, işte bunlar için yarışsınlar! 27- Onun karışımı da “Tesnîm”dendir. 28- O da mukarreb (Allah'a yakın) kulların kendisinden içecekleri bir pınardır.

18-21. Yüce Allah, kötü ve günahkâr kimselerin kitabının en aşağı ve en dar bir yerde olacağını söz konusu ettikten sonra, iyi ve itaatkar kimselerin kitabının en yücelerde, en geniş ve en rahat bir yerde olacağını müjdeleyerek şöyle buyurmaktadır: İyilerin kitabı “yazılmış bir kitaptır. Ona mukarreb (melekler) yani yakınlaştırılmış olan melâike-i kiram, peygamberlerin, sıddîkların ve şehidlerin ruhları “onu müşahede ederler.” Mele-i a’lâ’da da bunların şanını Yüce Allah yüceltir. “İlliyyîn” cennetin en yüksek yerinin adıdır.
22. Yüce Allah, onların Kitaplarını söz konusu ettikten sonra onların pek büyük nimetler içerisinde bulunduklarını da şöyle zikretmektedir:“Şüphe yok ki o iyi ve itaatkarlar, nimetler içindedirler.” Nimetler, hem kalbin, hem ruhun, hem de bedenin her türlü nimetini anlatan kapsamlı bir ifadedir. 23. Gâyet güzel döşemelerle süslü “tahtlar üzerinden” hem Allah’ın kendileri için hazırlamış olduğu nimetlere hem de kerim olan Rablerinin yüzüne “bakarlar.” 24. Ey onlara bakan kişi! Sen “(içinde bulundukları) nimetlerin güzelliğini yüzlerinden anlarsın.” Yani o nimetlerin yüzlerine verdiği parlaklığı ve aydınlığı yüzlerinde görürsün. Çünkü ardı arkasına gelen lezzetler, zevkler ve sevindirici hususlar, kişinin yüzüne bir aydınlık, bir güzellik ve bir parlaklık kazandırır. 25-26. “Onlara mühürlü, halis bir şaraptan içirilecek.” Bu, içeceklerin en lezzetlisi ve en güzelidir. Bu şarabın “mührü, misktir.” Bununla kastedilen şu olabilir: Bu şaraba lezzetini azaltacak yahut tadını bozacak herhangi bir şeyin karışmasına karşı o, mühürlenmiştir. Bu mühürleme de misk ile yapılmıştır. Şu mana da kastedilmiş olabilir: Onların şarabı içtikleri kabın dibinde kalan tortu çok hoş kokulu ve değerli misktir. Normalde dünyadaki adete göre kabın dibindeki tortular dökülür. İşte cennetteki şarabın tortusu ise böyle güzel olacaktır. "O halde yarışanlar bunlar için” güzelliğini ve miktarını Allah’tan başka kimsenin bilmediği bu ebedi nimetler için “yarışsınlar.” Buna ulaştırıcı amelleri yapmakta ellerini çabuk tutsunlar. Bu konuda birbirleri ile yarışsınlar. İşte en değerli şeylerin uğrunda feda edileceği, ona kavuşmak için yiğitlerin birbirleriyle yarışa koyulmalarını en fazla hak eden güzellik budur. 27-28. “Onun” bu şarabın “karışımı da Tesnîm’dendir. O da mukarreb (Allah'a yakın) kulların kendisinden içecekleri bir pınardır.” Bu şaraptan sadece onlar içerler ve bu, kayıtsız ve şartsız olarak cennet içeceklerinin en üstünüdür. O bakımdan bu pınar, insanlar arasında en yüksek konumdakiler olan mukarreblere has ve yalnız onlara ait olacaktır. Amel defterleri sağlarından verilenlere ise bunun dışındaki diğer lezzetli içeceklerden hazırlanmış karışımlar/kokteyller verilecektir.