Tefsir As-Saadi / Abdurrahman b. Nasır es-Sadi

89 — Fecr Suresi (الفجر) • Ayet 15
فَاَمَّا الْاِنْسَانُ اِذَا مَا ابْتَلٰيهُ رَبُّهُ فَاَكْرَمَهُ وَنَعَّمَهُ فَيَقُولُ رَبّ۪ٓي اَكْرَمَنِۜ 15 وَاَمَّٓا اِذَا مَا ابْتَلٰيهُ فَقَدَرَ عَلَيْهِ رِزْقَهُ فَيَقُولُ رَبّ۪ٓي اَهَانَنِۚ 16 كَلَّا بَلْ لَا تُكْرِمُونَ الْيَت۪يمَۙ 17 وَلَا تَحَٓاضُّونَ عَلٰى طَعَامِ الْمِسْك۪ينِۙ 18 وَتَأْكُلُونَ التُّرَاثَ اَكْلاً لَماًّۙ 19 وَتُحِبُّونَ الْمَالَ حُباًّ جَماًّۜ 20
Meal ve Tefsiri

15- İnsan, Rabbi kendisini sınayıp da ona ikramda bulunur ve nimetler verirse:“Rabbim, bana değer verdi” der. 16- Fakat onu sınayıp da rızkını kısarsa bu seferde o:“Rabbim beni zelil etti” der. 17- Asla! Doğrusu siz, yetime ikram etmiyorsunuz. 18- Yoksula yedirmek için birbirinizi teşvik etmiyorsunuz. 19- Mirası (başkalarının hakkını gözetmeden) toptan yiyorsunuz. 20- Malı da çok aşırı seviyorsunuz.

15. Yüce Allah, insanın mahiyeti itibari ile nasıl bir tabiata sahip olduğunu, akıbetleri bilmeyen, cahil ve zalim bir varlık olduğunu haber vermektedir. O, karşı karşıya bulunduğu halin, sonu gelmemek üzere devam edip gideceğini sanır. Yüce Allah’ın dünya hayatındaki lütuflarını ve ona nimet ihsan etmesini, kendisinin O’nun katında değerli ve O’na pek yakın olduğunu gösterdiğini zanneder. 16. Buna karşılık O “rızkını kısarsa” gıdası kendisine yetecek kadar olup ondan bir şey artırmayacak olursa, bu yolla Allah’ın kendisini hakir ve zelil kıldığını zanneder. Yüce Allah, onun bu kanaate sahip oluşunu reddederek şöyle buyurmaktadır: 17. “Asla!” yani dünyada kendisine nimet verdiğim herkes benim nezdimde üstün ve değerli demek değildir. Rızkını daraltıp kıstığım herkes de benim nezdimde hakir ve zelil demek değildir. Zenginlik ve fakirlik, bolluk ve darlık, Allah’ın bir imtihanıdır. Allah, bununla kullarını dener. Kimin kendisine şükrettiğini, kimlerin sabrettiğini ortaya çıkartır ve bu kimselere pek büyük mükâfatlar ihsan eder. Böyle olmayanları ise ağır bir azaba duçar eder. Diğer taraftan kulun, sadece kendi nefsinin isteklerini yerine getirmek için çalışıp durması ve o noktadan ileriye gitmemesi gayretinin azlığından, idealinin küçüklüğünden kaynaklanır. Bundan dolayı Allah, böylelerini muhtaç kullarının durumlarına önem vermediklerinden dolayı kınayarak şöyle buyurmaktadır: "Doğrusu siz” babasını yitirmiş, ihtiyacını karşılayacak kimsesi olmayan, gönlü hoşnut edilmeye ve iyiliğe muhtaç hale gelmiş “yetime ikram etmiyorsunuz.” Ona ikramda bulunmak yerine onu küçük görürsünüz. Bu ise kalplerinizde rahmet bulunmadığına ve hayır isteğinizin olmadığına delildir. 18. “Yoksula yedirmek için birbirinizi teşvik etmiyorsunuz.” Birbirinizi, fakir ve yoksul muhtaçları yemek yedirmeye teşvik etmiyorsunuz. Buna sebep ise dünyalığa olan tutkunuz, cimriliğiniz ve dünyalık sevgisinin kalbinizde iyice yer etmiş olmasıdır. Bundan dolayı şöyle buyurulmaktadır: 19. “Mirası” yani ölüden geriye kalan malı “toptan yiyorsunuz.” Ondan geriye hiçbir şey bırakmazsınız. 20. “Malı da çok aşırı seviyorsunuz.” Bu da Allah’ın şu buyruklarına benzemektedir: “Oysa siz dünya hayatını tercih ediyorsunuz. Halbuki âhiret, hem daha hayırlı hem de daha kalıcıdır.”(el-A’lâ, 87/16-17); “Hayır, hayır siz hemen elde edilen (dünyayı) seviyorsunuz ve âhireti bir kenara atıyorsunuz.”(el-Kıyâme, 75/20)