Tefsir As-Saadi / Abdurrahman b. Nasır es-Sadi
فَلَمْ تَقْتُلُوهُمْ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ قَتَلَهُمْۖ وَمَا رَمَيْتَ اِذْ رَمَيْتَ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ رَمٰىۚ وَلِيُبْلِيَ الْمُؤْمِن۪ينَ مِنْهُ بَلَٓاءً حَسَناًۜ اِنَّ اللّٰهَ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌ
17
ذٰلِكُمْ وَاَنَّ اللّٰهَ مُوهِنُ كَيْدِ الْكَافِر۪ينَ
18
اِنْ تَسْتَفْتِحُوا فَقَدْ جَٓاءَكُمُ الْفَتْحُۚ وَاِنْ تَنْتَهُوا فَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْۚ وَاِنْ تَعُودُوا نَعُدْۚ وَلَنْ تُغْنِيَ عَنْكُمْ فِئَتُكُمْ شَيْـٔاً وَلَوْ كَـثُرَتْۙ وَاَنَّ اللّٰهَ مَعَ الْمُؤْمِن۪ينَ۟
19
Meal ve Tefsiri
17- Onları siz öldürmediniz; fakat Allah öldürdü. Attığın zaman da sen atmadın, ancak Allah attı. Bunu, mü’minleri kendi katından güzel bir imtihan ile denemek için yaptı. Şüphe yok ki Allah hakkıyla işitendir, her şeyi çok iyi bilendir. 18- İşte böyledir. Şüphesiz Allah kâfirlerin tuzağını zayıflatandır. 19- Eğer siz hüküm istiyorsanız, işte size hüküm geldi. Eğer vazgeçerseniz bu, sizin için daha hayırlıdır. Yok, tekrar dönerseniz biz de döneriz. (O zaman) topluluğunuz, çok da olsa size hiçbir fayda sağlamaz. Çünkü Allah mü’minlerle beraberdir.
17. Müşriklerin Bedir günü bozguna uğraması ve müslümanların da onlardan pek çok kimseyi öldürmesi hakkında Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Onları siz” kendi güç ve imkânlarınızla “öldürmediniz. Fakat Allah” bu hususta daha önce sözü geçen şekilde size yardım etmek sureti ile “öldürdü.” “Attığın zaman da sen atmadın, ancak Allah attı.” Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem savaş esnasında kendisine yapılmış gölgeliğe girmiş, Yüce Allah’a dua etmeye, kendisine yardım ihsan etmesi için yalvarıp yakarmaya koyulmuştu.[14] Sonra gölgeliğinden çıktı ve bir avuç toprak alarak onu müşriklerin yüzlerine doğru fırlattı. Yüce Allah da bu attığı toprağı müşriklerin yüzlerine kadar ulaştırdı. Bu topraktan yüzüne, ağzına, gözüne bir şeyler isabet etmedik hiç kimse kalmadı.[15] Bunun üzerine onların maneviyatları zayıfladı ve dirençleri kırıldı, aralarında dağınıklık ve zayıflık baş gösterdi, bunun sonucunda da bozguna uğradılar. İşte Yüce Allah peygamberine bunu hatırlatarak şunu demektedir: Sen o toprağı attığında kendi gücünle onu müşriklerin gözlerine ulaştırmadın. Onu onlara güç ve kudretimizle ulaştıran bizleriz. “Bunu, mü’minleri kendi katından güzel bir imtihan ile denemek için yaptı.” Yani Yüce Allah, fiilen savaşa katılmasalar bile mü’minlerin intikamını kâfirlerden almaya ve mü’minlere zafer vermeye kadirdir. Ancak Yüce Allah, mü’minleri sınamayı, cihad ile onları en yüce derecelere ve en yüksek makamlara ulaştırmayı, kendilerine oldukça güzel bir mükâfaat ve pek büyük bir sevap ihsan etmeyi murad etmiştir. “Şüphe yok ki Allah hakkıyla işitendir.” O, kulun gizli söylediğini de açıkça ilan ettiğini de işitir. “Her şeyi çok iyi bilendir.” Kalbindeki iyi niyetleri de kötü niyetleri de bilir. Bu yüzden ilim ve hikmetine uygun ve kullarının da maslahatına olan şeyleri takdir eder. Herkese niyet ve ameline göre karşılık verir.
18. “İşte böyledir.” Bu yardım, Allah tarafından sizin için gelmiştir. “Şüphesiz Allah kâfirlerin tuzağını zayıflatandır.” Müslümanlara ve İslâm’a karşı yaptıkları her türlü hile ve düzeni zayıflatan ve bu düzenlerini kendi başlarına geçirendir.
19. Ey müşrikler! “Eğer siz hüküm istiyorsanız” yani Yüce Allah’tan azabını haddi aşan zalimlere göndermesini istemekteyseniz “işte size hüküm geldi” Allah, sizin için caydırıcı bir ceza ve takvâ sahipleri için de ibret olmak üzere cezasını sizin başınıza indirdi. “Eğer” haklıyı haksızdan ayıracak hükmü istemekten “vazgeçerseniz bu, sizin için daha hayırlıdır.” Çünkü belki size mühlet verir ve sizden çabucak intikam almaz (siz de buna aldanırsınız). “Yok, tekrar” hüküm istemeye ve Allah'ın mümin ordusuyla savaşa “dönerseniz biz de” sizin aleyhinize onlara yardıma “döneriz.” “(O zaman) topluluğunuz” yani kendilerine güvenerek savaştığınız yardımcılarınız “çok da olsa size hiçbir fayda sağlamaz. Çünkü Allah mü’minlerle beraberdir.” Allah da kiminle beraber olursa zafere erenler de onlar olur. İsterse sayıları az, güçleri sınırlı olsun. Yüce Allah’ın haber verdiği ve kendisiyle mü’minleri desteklediği bu “beraber olma”, onların imanın gereği olan amelleri ifa etmeleri oranındadır. Eğer bazı hallerde düşman mü’minlere karşı muzaffer olursa bunun tek sebebi mü’minlerin kusurlarıdır, imanın gereğini ve imanın öngördüğü görevleri yerine getirmeyişlerindendir. Yoksa eğer mü’minler, Allah’ın emirlerini her bakımdan yerine getirecek olurlarsa hiçbir zaman sancakları yenilgi yüzü görmez ve düşmanları onlara karşı ebediyyen zafer kazanamaz.