Tefsir As-Saadi / Abdurrahman b. Nasır es-Sadi

8 — Enfâl Suresi (الأنفال) • Ayet 24
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اسْتَج۪يبُوا لِلّٰهِ وَلِلرَّسُولِ اِذَا دَعَاكُمْ لِمَا يُحْي۪يكُمْۚ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ يَحُولُ بَيْنَ الْمَرْءِ وَقَلْبِه۪ وَاَنَّـهُٓ اِلَيْهِ تُحْشَرُونَ 24 وَاتَّقُوا فِتْنَةً لَا تُص۪يبَنَّ الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا مِنْكُمْ خَٓاصَّةًۚ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ شَد۪يدُ الْعِقَابِ 25
Meal ve Tefsiri

24- Ey iman edenler! Sizi, size hayat verecek şeylere çağırdıkları zaman Allah ve Rasûlü’nün çağrısına uyun. Bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer ve siz, muhakkak O’nun huzurunda toplanacaksınız. 25- İçinizden yalnızca zulmedenlere erişmekle kalmayacak bir fitneden de sakının. Bilin ki Allah'ın cezası, çok şiddetlidir.

24. Yüce Allah mü’min kullarına imanlarının gereği olan bir hususu emretmektedir. O da Allah’ın ve Rasûlünün çağrısına uymak, yani emirlerine büsbütün itaat edip bağlanmak, bu konuda eli çabuk tutmak ve buna davet etmektir. Yine onların yasaklarından uzak durup onlardan vazgeçmek ve bu yasağı da başkalarına bildirmek ve uygulamaktır. Yüce Allah’ın:“Sizi size hayat verecek şeylere çağırdıkları zaman” buyruğu, Allah ve Rasûlünün bütün çağrılarının ayrılmaz bir niteliğidir. Ayrıca bu çağrılarının faydasını ve hikmetini de açıklamaktadır. Zira kalbin ve ruhun hayatı, Allah’a ibadet, O’na ve Rasûlüne sürekli olarak itaatten ayrılmamaya bağlıdır. Daha sonra Yüce Allah, Allah ve Rasûlünün çağrısını kabul etmemekten sakındırarak şöyle buyurmaktadır:“Bilin ki Allah kişi ile kalbi arasına girer.” Bu yüzden Allah’ın emrine gelir gelmez uyun ve onu reddetmekten çokça sakının. Çünkü daha sonra O’nun emrine uymak isteseniz bile önünüze engeller çıkar ve kalpleriniz ayrılığa düşer. Çünkü Yüce Allah kişi ile kalbi arasına girer ve dilediği takdirde kalpleri evirip çevirerek istediği yöne yönlendirir. Bu yüzden de kul:“Ey kalpleri evirip çeviren, kalbime dinin üzere sebat ver, ey kalbleri evirip çeviren, kalbimi itaatine yönlendir!”[16] duasını çokça yapmalıdır. “ve siz, muhakkak O’nun huzurunda toplanacaksınız.” Gerçekleşeceğinde şüphe bulunmayan o günde O’nun huzurunda bir araya geleceksiniz ve O da iyilikte bulunmuş olana iyiliğinin karşılığını, kötülük işlemiş olanlara da isyanlarının cezasını verecektir.
25. “İçinizden yalnızca zulmedenlere erişmekle kalmayacak” aksine zulüm işleyene de başkalarına da isabet edecek “bir fitneden de sakının.” Bu durum, zulmün yaygınlaşıp da değiştirilmemesi halinde söz konusu olur. O zaman zulmün cezası onu işleyeni de başkalarını da kapsar. Böyle bir fitneden ise ancak kötülüğü engellemek, kötülük ve fesat ehline mani olmak, onlara masiyet ve zulüm işleme imkânını elden geldiğince vermemek sureti ile korunulabilinir. “Bilin ki” kendisini gazablandıran işleri yapan ve O’nu razı edecek şeylerden uzak kalan kimseler için “Allah'ın cezası çok şiddetlidir.”