Tefsir As-Saadi / Abdurrahman b. Nasır es-Sadi
مَا كَانَ لِلنَّبِيِّ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَنْ يَسْتَغْفِرُوا لِلْمُشْرِك۪ينَ وَلَوْ كَانُٓوا اُو۬ل۪ي قُرْبٰى مِنْ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمْ اَنَّهُمْ اَصْحَابُ الْجَح۪يمِ
113
وَمَا كَانَ اسْتِغْفَارُ اِبْرٰه۪يمَ لِاَب۪يهِ اِلَّا عَنْ مَوْعِدَةٍ وَعَدَهَٓا اِيَّاهُۚ فَلَمَّا تَبَيَّنَ لَـهُٓ اَنَّهُ عَدُوٌّ لِلّٰهِ تَبَرَّاَ مِنْهُۜ اِنَّ اِبْرٰه۪يمَ لَاَوَّاهٌ حَل۪يمٌ
114
Meal ve Tefsiri
113- Ne peygamberin ne de iman edenlerin, akrabaları bile olsa cehennemlik oldukları açıkça ortaya çıktıktan sonra müşrikler için mağfiret dilemeleri olacak şey değildir. 114- İbrahim’in babasına mağfiret dilemesi, ancak ona verdiği bir sözden dolayı idi. Ancak onun Allah’ın düşmanı olduğu kendisine açıkça belli olunca ondan uzaklaştı. Şüphesiz İbrahim, (Allah’a) için için yalvaran ve yumuşak huylu biri idi.
113. “Ne peygamberin ne de iman edenlerin, akrabaları bile olsa cehennemlik oldukları açıkça ortaya çıktıktan sonra” Yüce Allah’ı inkar edip O’nunla birlikte başka varlıklara ibadet eden “müşrikler için mağfiret dilemeleri olacak şey değildir” onlara hiçbir şekilde yakışmaz, yaraşmaz, uygun olmaz. Çünkü böyle bir durumda olanlar için mağfiret dilemek, büyük bir yanlıştır ve faydasızdır. O nedenle Peygambere de mü’minlere de yaraşmaz. Çünkü böyleleri, şirk üzere öldükleri yahut da şirk üzere ölecekleri kesin olarak bilinen kimselerdir ki bu durumda onlar için azap sözü hak olmuş, ebediyyen cehennemde kalmaları kesinlik kazanmıştır. Artık ne şefaatçilerin şefaatinin, ne mağfiret dileyenlerin mağfiretlerinin onlara hiçbir faydası yoktur. Diğer taraftan Peygamber de onunla birlikte bulunan mü’minler de Rab’lerine hem rızasında hem de gazabında uygun hareket etmeli, Allah’ın dost edindiğini dost, düşman ilan ettiğini de düşman edinmelidirler. Cehennemliklerden olduklarını açıkça bildikleri kimselere mağfiret dilemeleri ise bu duruma aykırıdır ve onunla çelişir.
114. Halilurrahman İbrahim aleyhisselam’ın babasına mağfiret dilemesine gelince bu, onun babasına “verdiği bir sözden dolayı idi.” Bu söz, şu ayette ifade edilmektedir:“İbrahim:… Rabbimden senin için mağfiret dileyeceğim. Çünkü O, bana karşı çok lütufkârdır, dedi.”(Meryem, 19/47) Ancak bu, İbrahim’in, babasının âkıbetini bilmesinden önce olmuştu. “Ancak onun” babasının “Allah’ın düşmanı olduğu” ve küfür üzere öleceği, öğüt ve hatırlatmanın ona hiçbir fayda sağlamayacağı “kendisine açıkça belli olunca ondan uzaklaştı.” Bu konuda Rabbine uygun hareket etmek için ve Rabbine karşı edebi dolayısı ile böyle bir tutum takındı. “Şüphesiz İbrahim (Allah’a) için için yalvaran” yani bütün işlerinde Allah’a çokça dönen, Allah’ı çokça anan, çokça dua eden, çokça mağfiret dileyen, Rabbine çokça yönelen “ve yumuşak huylu biri idi” kullara karşı merhametliydi, onların kendisine karşı yaptıkarı kusurları affederdi, cahillerin bilgisizce tutumları onu kızdırmazdı, kendisine karşı suç işleyenlerin suçlarını da cezalandırmazdı. Çünkü babası ona:“Seni kesinlikle taşlarım” dediği halde o, babasına:“Selam olsun sana! Ben, Rabbimden senin için mağfiret isteyeceğim.”(Meryem, 19/46-47) demişti. O halde sizin de İbrahim’e uymanız ve her hususta İbrahim’in dinine tabi olmanız gerekir. Ancak bundan onun, babasına söylediği “Mutlaka senin için mağfiret dileyeceğim”(el-Mümtehine, 60/64) şeklindeki sözü müstesnâdır. Nitekim Yüce Allah, bu hususa ve diğerlerine dikkatlerimizi çekmiş bulunmaktadır. Bundan dolayı O da şöyle buyurmaktadır: