Tefsir As-Saadi / Abdurrahman b. Nasır es-Sadi

9 — Tevbe Suresi (التوبة) • Ayet 124
وَاِذَا مَٓا اُنْزِلَتْ سُورَةٌ فَمِنْهُمْ مَنْ يَقُولُ اَيُّـكُمْ زَادَتْهُ هٰذِه۪ٓ ا۪يمَاناًۚ فَاَمَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا فَزَادَتْهُمْ ا۪يمَاناً وَهُمْ يَسْتَبْشِرُونَ 124 وَاَمَّا الَّذ۪ينَ ف۪ي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ فَزَادَتْهُمْ رِجْساً اِلٰى رِجْسِهِمْ وَمَاتُوا وَهُمْ كَافِرُونَ 125 اَوَلَا يَرَوْنَ اَنَّهُمْ يُفْتَنُونَ ف۪ي كُلِّ عَامٍ مَرَّةً اَوْ مَرَّتَيْنِ ثُمَّ لَا يَتُوبُونَ وَلَا هُمْ يَذَّكَّرُونَ 126
Meal ve Tefsiri

124- Bir sûre indirildiği zaman içlerinden bazıları:“Bu (sure), hanginizin imanını artırdı?” derler. İman edenlere gelince o (sure) onların imanını artırır ve onlar birbirlerini müjdelerler. 125- Kalplerinde hastalık bulunanlara gelince onların da murdarlıklarına murdarlık katıp artırır ve onlar, kâfir olarak ölüp giderler. 126- Görmüyorlar mı ki onlar, her yıl bir veya iki kere deneniyorlar? Ama ne tevbe ediyorlar ne de ibret alıyorlar!

124. Yüce Allah, Kur’ân-ı Kerim’in nüzûlü konusunda münafıklarla mü’minlerin hallerini ve her iki kesim arasındaki farkı açıklayarak şöyle buyurmaktadır: Emir, yasak, Yüce Allah’ın zatına ve gaybe dair haberler ve cihada teşvikin yer aldığı “bir sûre indirildiği zaman içlerinden bazıları: Bu (sure) hanginizin imanını artırdı?, derler.” Her iki kesim içinde bu sûre ile kime iman hasıl oldu diye sorarlar. Yüce Allah da gerçekleşen durumu şöylece beyan etmektedir:“İman edenlere gelince o (sure) o sûreyi bilmek, kavramak, ona inanmak, gereğince amel etmek, hayır işleri yapma arzusunu duymak ve kötülükleri işlemekten uzak durmak sureti ile “onların imanını artırır ve onlar birbirlerini müjdelerler.” Yani Yüce Allah’ın kendilerine lütfettiği âyetleri, bunları kavrama ve gereklerince amel etme muvaffakiyeti dolayısı ile birbirlerine müjde verirler. Bu da Allah’ın âyetlerini gönülleri huzur ve sevinç içinde karşıladıklarını ve o sûrelerin kendilerini teşvik ettiği şeylere de derhal itaat ettiklerini göstermektedir.
125. “Kalplerinde hastalık” şüphe ve nifak “bulunanlara gelince onların da murdarlıklarına murdarlık” hastalıklarına hastalık, şüphelerine şüphe “katıp artırır.” Çünkü onlar bu sureyi inkâr edip ona karşı inatlaşırlar, ondan yüz çevirirler. Bundan dolayı hastalıkları artar ve helake doğru hızlıca yönelmiş olurlar. “Ve” kalplerine mühür vurulur da nihâyet “onlar, kâfir olarak ölüp giderler.” İşte bu, onlar için bir cezadır, çünkü onlar Allah’ın âyetlerini inkâr etmiş, Rasûlüne asi olmuşlardır. Bu nedenle de “Allah, kalplerine huzuruna çıkacakları güne kadar (sürecek) bir nifak sokmuştur.”(et-Tevbe, 9/77)
126. Yüce Allah, bu gibilerini devam ettirdikleri küfür ve münafıklıkları dolayısı ile azarlayarak şöyle buyurmaktadır:“Görmüyorlar mı ki onlar, her yıl bir veya iki kere” kendilerine isabet eden çeşitli belalar, hastalıklar ve kendilerini sınamak maksadı ile onlara yöneltilen ilahî emirler ile “deneniyorlar? Ama ne” sürdürmekte oldukları kötülüklerinden “tevbe ediyorlar ne de öğüt ve ibret alıyorlar!” Kendilerine faydalı olan şeyleri belleyip yapmıyorlar, zarar verecek şeyleri de kavrayıp terk etmiyorlar. Yüce Allah -geçmiş ümmetlerdeki sünnetinde/kanununda olduğu gibi- onları bollukla, sıkıntılarla, emirlerle, yasaklarla sınar ki kendisine dönsünler. Onlar ise tevbe de etmiyorlar, öğüt de almıyorlar. Bu âyet-i kerimelerde imanın artıp eksildiğine, mü’minin ise her zaman imanını kontrol edip gözden geçirmesi gerektiğine, onun sürekli olarak artış içerisinde olması için devamlı imanını yenilemesi gerektiğine delil vardır.