Tefsir As-Saadi / Abdurrahman b. Nasır es-Sadi

9 — Tevbe Suresi (التوبة) • Ayet 128
لَقَدْ جَٓاءَكُمْ رَسُولٌ مِنْ اَنْفُسِكُمْ عَز۪يزٌۘ عَلَيْهِ مَا عَنِتُّمْ حَر۪يصٌ عَلَيْكُمْ بِالْمُؤْمِن۪ينَ رَؤُ۫فٌ رَح۪يمٌ 128 فَاِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ حَسْبِيَ اللّٰهُۘ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۜ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظ۪يمِ 129
Meal ve Tefsiri

128- Andolsun ki içinizden size öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona pek ağır gelir, size çok düşkündür, mü’minlere karşı oldukça şefkatli ve merhametlidir. 129- Eğer yüz çevirirlerse de ki:“Bana Allah yeter. Ondan başka hiçbir (hak) ilah yoktur. Ben yalnızca O’na tevekkül ettim. O, yüce Arşın Rabbidir.”

128. Yüce Allah, mü’min kullarına kendi içlerinden durumunu yakından bildikleri, ondan öğrenme imkânını bulabildikleri, kendisine itaatle boyun eğmekten yüksünmeyecekleri ümmi bir peygamber göndermiş olduğu lütfunu hatırlatmaktadır. Bu peygamber onların iyiliğini samimi olarak istemekte ve bütün gayreti ile onların faydalarına çalışmaktadır. “Sizin sıkıntıya uğramanız ona pek ağır gelir.” Sizi sıkıntıya sokan, sizi yoran ve size ağır gelen işler ona da ağır gelir. “Size çok düşkündür.” İyiliğinizi arzu eder. Bütün gayreti ile size iyilik ulaştırmanın yollarını arar. İmana ulaşmanız için bütün gayreti ile çalışır, size kötülük gelmesinden ise hoşlanmaz ve sizi kötülükten uzaklaştırmak için bütün gayreti ile çalışıp çabalar. “Mü’minlere karşı oldukça şefkatli ve merhametlidir.” Onlara olan şefkat ve merhameti en ileri derecededir. Onlara kendi öz anne ve babalarından daha çok merhametlidir. Bu yüzden onun hakkı diğer bütün insanların haklarından önce gelir. O nedenle ümmetin, ona iman etmesi, onu tazim etmesi, ona saygı duyması ve onu tebcil etmesi görevidir.
129. Eğer iman ederlerse bu, onların güzel bir kısmete ve ilâhi tevfike mazhar olmalarıdır. “Eğer” iman ve salih amelden “yüz çevirirlerse” sen kendi yoluna devam et. Çağrını kararlılıkla sürdür ve “de ki: Bana Allah yeter.” Bütün hususlarda O bana yeter. “O’ndan başka hiçbir (hak) ilah yoktur.” O’nun dışında ibadete layık, ibadeti hak eden bir mabud yoktur. “Ben yalnızca O’na tevekkül ettim.” Faydalı olacak şeyleri gerçekleştirmek, zararlı olacak şeyleri de uzaklaştırmak hususunda güvencim de dayanağım da O’dur. “O,” yaratılmışların en büyüğü olan “yüce Arşın Rabbidir.” Bütün mahlukatı kuşatan o büyük Arşın Rabbi O olduğuna göre O’nun dışında ve Arştan daha küçük olan diğer mahlukatın da Rabbi olması öncelikle söz konusudur.

Yüce Allah’ın yardımı ve lütfu ile Tevbe sûresinin tefsiri burada sona ermektedir. Hamd, önünde de sonunda da zahiren de batınen de yalnızca Allah’a mahsustur.