Tefsir As-Saadi / Abdurrahman b. Nasır es-Sadi
مَا كَانَ لِلْمُشْرِك۪ينَ اَنْ يَعْمُرُوا مَسَاجِدَ اللّٰهِ شَاهِد۪ينَ عَلٰٓى اَنْفُسِهِمْ بِالْكُفْرِۜ اُو۬لٰٓئِكَ حَبِطَتْ اَعْمَالُهُمْۚ وَفِي النَّارِ هُمْ خَالِدُونَ
17
اِنَّمَا يَعْمُرُ مَسَاجِدَ اللّٰهِ مَنْ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَاَقَامَ الصَّلٰوةَ وَاٰتَى الزَّكٰوةَ وَلَمْ يَخْشَ اِلَّا اللّٰهَ فَعَسٰٓى اُو۬لٰٓئِكَ اَنْ يَكُونُوا مِنَ الْمُهْتَد۪ينَ
18
Meal ve Tefsiri
17- Müşriklerin, kendi küfürlerine kendileri şahit iken Allah’ın mescidlerini imar etme hakları yoktur. Onların amelleri boşa gitmiştir ve onlar ebediyen ateşte kalacaklardır. 18- Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve âhiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte bunların doğru yola erenlerden olmaları umulur.
17. “Müşriklerin, kendi küfürlerine” ve amellerin kabul edilmesinin şartı olan imanı kabul etmediklerine “kendileri şahit iken Allah’ın mescitlerini” ibadet, namaz ve buna benzer çeşitli itaatler ile “imar etme hakları yoktur.” Bu, onlara yaraşan bir şey değildir. Zira onlar, kendilerinin gerek durumlarının, gerekse fıtratlarının tanıklığı ile küfür üzere bulunduklarına tanıklık ve ikrar ediyorken, içlerinden pek çoğu da küfür ve batıl üzere olduklarını biliyorken Allah’ın mescitlerini imar etmeleri onlara yaraşmaz. Onlar bu şekilde kâfir olduklarına ve mü’min olmadıklarına şahitlik ediyor iken nasıl Allah’ın mescitlerini imar etmekte oldukları iddiasında bulunabilirler? Amellerinin kabul edilmesine esas olan imanları olmadığına ve amelleri batıl olduğuna göre böyle bir şeyi nasıl iddia edebilirler? İşte bundan dolayı Yüce Allah:“Onların amelleri boşa gitmiştir” batıldır ve dalâlettir “ve onlar ebediyen ateşte kalacaklardır” buyurmaktadır.
18. Daha sonra Yüce Allah, Allah’ın mescitlerini gerçekte kimlerin imar ettiklerini söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve âhiret gününe iman eden”, farz ve müstehab namazları, zahirî ve batınî gereklerini yerine getirerek “namazı dosdoğru kılan, zekâtı” ehil olanlara “veren ve Allah’tan başkasından korkmayan” yani yalnızca Rabbinden korkarak Allah’ın haram kıldıklarından uzak durup Allah’ın yerine getirilmesi gereken haklarında kusurlu davranmayan “kimseler imar eder.” Yüce Allah böylelerini fayda sağlayacak bir imana ve temeli namazla zekât olan salih amelleri yerine getirmekle ve her türlü hayrın esasını oluşturan Allah korkusuna sahip olmakla nitelendirmektedir. İşte böyleleri gerçek anlamı ile mescitleri imar eden ve bu imara ehil olan kimselerdir. “İşte bunların doğru yola erenlerden olmaları umulur.” Yüce Allah’ın “umulur” anlamındaki buyruklardaki vaadi, muhakkak gerçekleşecek anlamındadır. Allah’a iman etmeyen, âhirete inanmayan, Allah’tan korkmayan bir kimsenin ise Allah’ın mescitlerini imar edenlerden olması ve buna ehil kimselerden sayılması -böyle bir şeyi ileri sürüp iddia etse dahi- söz konusu değildir.