Tefsir As-Saadi / Abdurrahman b. Nasır es-Sadi

9 — Tevbe Suresi (التوبة) • Ayet 28
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِنَّمَا الْمُشْرِكُونَ نَجَسٌ فَلَا يَقْرَبُوا الْمَسْجِدَ الْحَرَامَ بَعْدَ عَامِهِمْ هٰذَاۚ وَاِنْ خِفْتُمْ عَيْلَةً فَسَوْفَ يُغْن۪يكُمُ اللّٰهُ مِنْ فَضْلِه۪ٓ اِنْ شَٓاءَۜ اِنَّ اللّٰهَ عَل۪يمٌ حَك۪يمٌ 28
Meal ve Tefsiri

28- Ey iman edenler! Müşrikler ancak bir pisliktir. Onun için bu yıllarından sonra artık Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar. Eğer fakirlikten korkarsanız (bilin ki) Allah, dilerse sizi kendi lütfundan zenginleştirir. Şüphesiz Allah Alimdir, Hakimdir.

28. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Ey iman edenler!” Allah ile birlikte başkasına ibadet eden “müşrikler ancak bir pisliktir.” İtikat ve amel yönünden pis ve murdar kimselerdir. Allah ile birlikte, fayda sağlamayan, zarar vermeyen ve kişiye gelecek hiçbir zararı önleyemeyen varlıklara ibadet eden, işleri güçleri Allah’a karşı savaş açmak, Allah yolundan alıkoymak, batıla yardım edip hakkı reddetmek, yeryüzünde ıslaha değil fesada çalışmak olan bir kimseden daha pis ne olabilir? O halde sizler de mabedlerin en şerefli ve en temiz olanını onları oraya yaklaştırmamak sureti ile temiz tutmalısınız. “Onun için bu yıllarından sonra artık Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar.” Sözü edilen yıl, Ebu Bekir es-Sıddik’in hac emirliği yaptığı yıl olan hicretin dokuzuncu yılı idi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem amcasının oğlu Ali’yi de Hacc-ı Ekber günü berâeti (müşrikler ile ilişkilerin koparıldığını) ilan etmek üzere göndermişti. O da bu yıldan itibaren hiçbir müşrik kimsenin Beyt’i haccedemeyeceğini ve çıplak bir kimsenin Beyt’i tavaf edemeyeceğini ilan etmişti. Müşriklerin pislik olması, bedenlerinin pis olduğu anlamında değildir. Çünkü başkaları gibi kâfirin de bedeni temizdir. Buna delil ise Yüce Allah’ın Kitap Ehli olan kadınlarla evlenmeyi ve ilişki kurmayı mubah kılması, onların tenine değen yeri yıkmayı da emretmemiş olmasıdır. Müslümanlar da öteden beri kâfirlerin bedenlerine temas etmişlerdir. Ancak necasetlerden sakındıkları gibi onların tenlerine değinmekten sakındıklarına dair herhangi bir şey nakledilmemiştir. O nedenle buradaki pislikten maksat -önceden geçtiği gibi- şirkten kaynaklanan manevi pisliktir. Nasıl ki tevhid ve iman bir temizliktir, şirk de bir pisliktir. Ey müslümanlar! “Eğer fakirlikten” müşriklerin Mescid-i Haram’a yaklaşmasının engellenmesi dolayısı ile sizinle onlar arasındaki dünyevi bağların kopmasından ötürü fakir ve muhtaç düşmekten “korkarsanız (bilin ki) Allah dilerse sizi kendi lütfundan zenginleştirir.” Çünkü rızık yalnızca tek bir kapıya ve tek bir yere münhasır değildir. Aksine bir kapı kapandı mı mutlaka onun dışında pek çok kapılar açılır. Yüce Allah’ın lütfu pek geniştir. O’nun cömertliği ve ihsanı pek büyüktür. Özellikle de O’nun rızası için herhangi bir şeyi terk edenlere karşı Allah, cömertlerin en cömerdidir. Yüce Allah verdiği bu sözünü gerçekleştirmiş, müslümanları kendi lütfundan zenginleştirmiş, onlara bol ve geniş rızıklar ihsan etmiştir. Bu ihsan dolayısı ile de onlar, en büyük zenginler ve hükümdarlar arasına girmişlerdir. “Dilerse” buyruğu, zengin kılmanın ilahî meşîete bağlı olduğunu ifade etmektedir. Çünkü dünyada zengin olmak, imanın gereklerinden değildir. Yüce Allah, zengin kıldığı kimseyi seviyor diye bir şey de yoktur. Bundan dolayı Yüce Allah, bu zengin kılmayı kendi dilemesine bağlı olarak söz konusu etmiştir. Allah, dünyalığı sevdiği ve sevmediği herkese verirken, imanı ve dini ancak sevdiği kimselere verir. “Şüphesiz Allah Alimdir.” O’nun ilmi pek geniştir. Kimin zenginliğe layık olduğunu, kimin layık olmadığını bilir. “Hakimdir” O, hikmeti gereği her şeyi yerli yerince koyar ve onlara hak ettiği değeri verir. Yüce Allah’ın: “Onun için bu yıllarından sonra artık Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar” buyruğu, müşriklerin önceleri Beytullah’ın başkan ve yöneticileri olduğunu, Mekke fethedildikten sonra ise yönetimin Allah Rasûlünün ve mü’minlerin eline geçtiğini, müşriklerin de Beytullah’ın çevresinde ve Mekke-i Mükerreme’de ikamet etmeye devam ettiklerini ortaya koymaktadır. Bundan sonra ise işte bu âyet-i kerime nazil olmuştur. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de vefatının hemen öncesinde müşriklerin Hicaz bölgesinden sürülmelerini ve o bölgede iki farklı dinin bir arada olmamasını emretmişti. Bütün bunlar, her çeşit kâfirin Mescid-i Haram’dan uzak olması içindir ve bu, Yüce Allah’ın:“Onun için bu yıllarından sonra artık Mescid-i Harama yaklaşmasınlar” buyruğunun kapsamına girmektedir.