Tefsir As-Saadi / Abdurrahman b. Nasır es-Sadi

9 — Tevbe Suresi (التوبة) • Ayet 34
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِنَّ كَث۪يراً مِنَ الْاَحْبَارِ وَالرُّهْبَانِ لَيَأْكُلُونَ اَمْوَالَ النَّاسِ بِالْبَاطِلِ وَيَصُدُّونَ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِۜ وَالَّذ۪ينَ يَكْنِزُونَ الذَّهَبَ وَالْفِضَّةَ وَلَا يُنْفِقُونَهَا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِۙ فَبَشِّرْهُمْ بِعَذَابٍ اَل۪يمٍۙ 34 يَوْمَ يُحْمٰى عَلَيْهَا ف۪ي نَارِ جَهَنَّمَ فَتُكْوٰى بِهَا جِبَاهُهُمْ وَجُنُوبُهُمْ وَظُهُورُهُمْۜ هٰذَا مَا كَنَزْتُمْ لِاَنْفُسِكُمْ فَذُوقُوا مَا كُنْتُمْ تَكْنِزُونَ 35
Meal ve Tefsiri

34- Ey iman edenler! Hahamların ve rahiplerin birçoğu insanların mallarını batıl yollarla yerler ve Allah yolundan alıkoyarlar. Altın ve gümüşü yığıp biriktiren ve onları Allah yolunda infak etmeyenler var ya onlara can yakıcı bir azabı müjdele! 35- O gün bunlar, cehennem ateşinde kızdırılacak da onların alınları, böğürleri ve sırtları onlarla dağlanacak ve onlara:“İşte kendiniz için yığıp biriktirdikleriniz! Haydi, biriktirdiğiniz şeyleri tadın bakalım!” denecek.

34. “Ey iman edenler! Hahamların ve rahiplerin birçoğu…” Bu buyrukla Yüce Allah, mü’min kullarını insanların mallarını batıl yollarla yani haksız şekilde yiyen ve Allah’ın yolundan alıkoyan alim ve abidlerden oluşan haham ve rahiplerin birçoğuna karşı uyarmaktadır. Çünkü bunlar, insanların mallarından birtakım maaşlar alıyor yahut da insanlar bunlara kendi mallarının bir kısmını veriyorlarsa hiç şüphesiz bunun sebebi, onların ilimleri, ibadetleri, hidâyette olmaları ve doğru yola iletmeleridir. Bunlar ise bu malları almakla birlikte insanları Allah’ın yolundan alıkoymaktadırlar. Dolayısı ile onların bu malları almaları bir haksız kazanç ve zulümdür. Çünkü insanların bunlara mallarını gönül hoşluğu ile vermelerinin tek amacı, kendilerine Sırat-ı Müstakimi göstermelerini istemeleridir. Onların insanların mallarını haksızca alış şekillerinden birisi de Allah’ın indirdiğinden başka şekillerde fetva yahut da hüküm verme karşılığında mal almalarıdır. İşte bu tür haham ile rahiplerden şu iki halleri dolayısı ile sakınmak gerekir: İnsanların mallarını haksız yollarla almaları ve Allah’ın yolundan alıkoymaları. “Altın ve gümüşü yığıp biriktiren” saklayan “ve onları Allah yolunda” yani Allah'a ulaştıran hayır yollarında “infak etmeyenler var ya…” Burada haram kılınan mal biriktirme (كنز), kişinin üzerine farz olan harcamayı yapmayıp bundan kaçınmasıdır. İşte haram olan budur. Meselâ verilmesi gereken zekâtı vermemek yahut eşlere ve akrabaya yönelik farz nafakayı temin etmemek ya da farz olması halinde Allah yolunda infakı terk etmek gibi. İşte “onlara can yakıcı bir azabı müjdele!”
35. Daha sonra Yüce Allah bu azabı şöylece açıklamaktadır:“O gün bunlar” yani biriktirdikleri mallar, her bir dinar yahut dirhem ayrı ayrı “cehennem ateşinde kızdırılacak da onların” Kıyamet gününde “alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak” ve süresi elli bin yıl kadar olan bir günde bunlar soğudukça tekrar kızdırılacaktır. Ayrıca onlara azarlama ve kınama olmak üzere de şöyle denecek:“İşte kendiniz için yığıp biriktirdikleriniz! Haydi, biriktirdiğiniz şeyleri tadın bakalım.” Size hiçbir şekilde zulmedilmiyor. Ancak sizler, bu mallarınızı infak etmemekle kendinize zulmettiniz ve bundan dolayı azap görmektesiniz. Yüce Allah, bu iki âyet-i kerimede insanın malı ile ilgili tasarruflarındaki sapmasını söz konusu etmektedir. Bu da iki türlü olmaktadır: Birincisi, kişiye hiçbir şekilde fayda sağlamayan aksine katıksız zarardan başka bir sonuç getirmeyen batıl yollarda malını harcamaktır. Mesela mallarını Yüce Allah’a itaate yardımcı olmayan, aksine nefsi arzular ve günahlar uğrunda ya da Allah yolundan alıkoymak için harcamak buna örnektir. İkincisi de kişinin malını farz olan yollarda harcamayıp saklamasıdır. Bir şeyin yasaklanması ise onun zıddının emredilmesi demektir.