Tefsir As-Saadi / Abdurrahman b. Nasır es-Sadi

9 — Tevbe Suresi (التوبة) • Ayet 38
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مَا لَكُمْ اِذَا ق۪يلَ لَكُمُ انْفِرُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ اثَّاقَلْتُمْ اِلَى الْاَرْضِۜ اَرَض۪يتُمْ بِالْحَيٰوةِ الدُّنْيَا مِنَ الْاٰخِرَةِۚ فَمَا مَتَاعُ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا فِي الْاٰخِرَةِ اِلَّا قَل۪يلٌ 38 اِلَّا تَنْفِرُوا يُعَذِّبْكُمْ عَذَاباً اَل۪يماً وَيَسْتَبْدِلْ قَوْماً غَيْرَكُمْ وَلَا تَضُرُّوهُ شَيْـٔاًۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ 39
Meal ve Tefsiri

38- Ey iman edenler! Size ne oldu ki:“Allah yolunda savaşa çıkın” denildiği zaman ağırdan alarak yerinize çakılıp kaldınız? Yoksa ahirete karşılık dünya hayatına mı razı oldunuz? Fakat dünya hayatının faydası âhirete göre pek azdır. 39- Eğer savaşa çıkmazsanız Allah, size can yakıcı bir azapla azap eder, yerinize başka bir kavim getirir ve siz de O’na hiçbir zarar veremezsiniz. Allah, her şeye gücü yetendir.

38. Şu bilinmelidir ki bu şerefli sûrenin büyük bir bölümü Tebûk gazvesi hakkında inmiştir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in müslümanları Bizanslılara karşı yapılan bu gazaya çağırması da sıcak bir döneme rastlamıştı. Azıklar azdı ve geçim de zordu. Bu yüzden de bazı müslümanlar işi ağırdan almışlardı. Bu da Yüce Allah’ın kendilerini azarlamasını ve gayrete getirmesini gerektirmiştir. Bu yüzden Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Ey iman edenler!” Allah’ın emirlerini çabucak yerine getirmek, rızasına hızlıca koşmak, Allah'ın düşmanlarına karşı cihad etmek ve dininize destek olmak gibi imanın ve kesin inancın gereği olan amellerde bulunmayacak mısınız? “Size ne oldu ki: “Allah yolunda topluca savaşa çıkın” denildiği zaman ağırdan alarak yerinize çakılıp kaldınız?” Tembelleştiniz de rahata ve olduğunuz yerde kalmaya meylettiniz. “Yoksa ahirete karşılık dünya hayatına mı razı oldunuz?” Yani sizin bu durumunuz, ancak dünya hayatı ile yetinen, onun için çalışan ve âhirete -sanki ona iman etmiyormuşçasına- hiç aldırış etmeyen kimselerin halini andırmaktadır. “Fakat” sizi kendisine meylettiren ve onu âhiretin önüne geçirmenize sebep olan “dünya hayatının faydası, âhirete göre pek azdır.” Allah, size işleri kendi vasıtası ile ölçmenizi ve hangisinin tercih edilmeye değer olduğunu tespit etmenize yarayacak akıllar vermedi mi? Başından sonuna kadar tüm dünya, âhirete kıyas bile edilmeyecek kadar değersiz değil midir? İnsanın dünya hayatındaki kısacık ömrü ne kadardır ki, kişi onu nihâî bir gaye olarak kabul etsin de bütün çalışmalarını, gayret ve çabalarını, istek ve arzularını, kederlerle dolup tehlikelerle taşan şu kısacık dünya hayatına yöneltsin? Siz, neye dayanarak dünya hayatını canların çektiği, gözlerin zevk aldığı pek çok nimetleri barındıran ve içinde ebedî olarak kalacağınız âhiret yurduna tercih ettiniz? Allah’a andolsun ki, kalbinde imanın yer ettiği, sağlam bir görüşe sahip ve akıllılardan sayılan hiçbir kimse dünya hayatını âhirete tercih etmez.
39. Yüce Allah müminlere savaşa çıkmama konusundaki tehdidini bildirerek şöyle buyurmaktadır:“Eğer savaşa çıkmazsanız Allah, size” dünya ve âhirette “can yakıcı bir azapla azap eder.” Çünkü savaşa çağırılma esnasında bu çağrıyı kabul etmemek en ağır azabı gerektiren büyük günahlardandır. Çünkü bu, oldukça büyük zararları içermektedir. Zira cihad emrinden geri kalan, Yüce Allah’a karşı gelmiş, O’nun yasakladığı bir şeyi işlemiş, Allah’ın dininin zaferi uğrunda yardıma koşmamış, Allah’ın Kitabını ve şeriatını savunmaya katkıda bulunmamış, kendilerini kökten imha etmeyi ve dinlerini ortadan kaldırmayı isteyen düşmanlarına karşı müslüman kardeşlerine yardımcı olmamış olur. Kendisi dışında imanı zayıf birtakım kimseler de bu konuda ona uyabilir. Hatta bu, Allah’ın düşmanlarına karşı cihad eden kimselerin maneviyatını da kırabilir. İşte bu durumda olan bir kimseye Yüce Allah’ın oldukça ağır bir tehditte bulunması gâyet uygundur. Bundan dolayı Allah şöyle buyurmaktadır:“Eğer savaşa çıkmazsanız Allah, size can yakıcı bir azapla azap eder, yerinize başka bir kavim getirir” ki onlar sizin gibi olmazlar “ve siz de O’na hiçbir zarar veremezsiniz.” Çünkü kendi dinini zafere kavuşturmayı ve kelimesini yüceltmeyi bizzat kendisi üstlenmiştir. Öyleyse Allah’ın emrine ister uyun, isterse de onu elinizin tersiyle itin, siz bilirsiniz! “Allah, her şeye gücü yetendir.” Murad ettiği hiçbir şeyi gerçekleştirmekten aciz olmadığı gibi hiçbir kimse de O’nu yenik düşüremez.