Tefsir As-Saadi / Abdurrahman b. Nasır es-Sadi

9 — Tevbe Suresi (التوبة) • Ayet 60
اِنَّمَا الصَّدَقَاتُ لِلْفُقَـرَٓاءِ وَالْمَسَاك۪ينِ وَالْعَامِل۪ينَ عَلَيْهَا وَالْمُؤَ۬لَّفَةِ قُلُوبُهُمْ وَفِي الرِّقَابِ وَالْغَارِم۪ينَ وَف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَابْنِ السَّب۪يلِۜ فَر۪يضَةً مِنَ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ حَك۪يمٌ 60
Meal ve Tefsiri

60- Sadakalar, ancak fakirlere, yoksullara, zekat işinde çalışanlara, kalpleri (İslam’a) ısındırılmak istenenlere, kölelere, borçlulara, Allah yolunda olanlara ve yolda kalmışlara mahsustur. Bu, Allah tarafından belirlenmiş bir farzdır. Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.

60. “Sadakalar” yani zekâtlar, çünkü müstehab olan sadakanın belli kimselere tahsis edilmesi söz konusu değildir, herkese verilebilir “ancak” sözü edilen şu kimselere verilir, onlardan başkasına verilmez. Çünkü Yüce Allah, zekâtların sadece burada sözü edilen sekiz ayrı kesime verilebileceğini belirtmiştir ki bunlar şunlardır: 1, 2- Fakirler ve yoksullar (miskinler): Burada fakir ve miskin birbirinden farklı iki ayrı kesimdir. Fakir; miskinden daha ileri derecede ihtiyaç sahibidir. Çünkü Yüce Allah, öncelikle fakirleri söz konusu etmektedir. Böyle bir durumda ise ancak daha önemli olan başa alınır. Fakir; hiçbir şey bulamayan yahut da kendisine yetecek miktarın yarısından daha azını bulabilen kimse şeklinde açıklanırken; miskin/yoksul, ihtiyacının yarısını ve ondan fazlasını bulmakla birlikte yeterli miktarın tümünü bulamayan kimse şeklinde açıklanmıştır. Çünkü kendisine yetecek miktarın tümünü bulacak olursa zengin olur. İşte bu iki kesime fakirlik ve yoksulluklarını ortadan kaldıracak miktarda zekâttan pay verilir. 3- Zekat işinde çalışanlara: Bunlar, zekâtı muhafaza etmek, zekât vermesi gerekenlerden zekâtı toplamak, zekât olarak alınan hayvanların çobanlığını yapmak yahut zekâtı taşımak, yazıcılığını yapmak vb. gibi zekât ile ilgili herhangi bir iş ve faaliyette bulunan herkestir. İşte bunlara da çalışmaları dolayısı ile işlerinin karşılığı olan ücret zekat malından verilir. 4- Kalpleri (İslam’a) ısındırılmak istenenler (el-muellefetu kulûbuhum): Kalbi ısındırılmak istenen kimseler, kavmi arasında sözü dinlenen efendiler olup ya İslâm’a girmesi umulan yahut kötülüğünden endişelenilen ya da ona yapılacak bağış ile imanının güçlenmesi beklenen veya kendisine verilen zakat sebebiyle onun konumundakilerin İslâm’a girmesi yahut da zekât vermeleri umulan kişilerdir. İşte böylelerine bu tür bir ısındırmayı ve maslahatı gerçekleştirecek miktarda zekâttan pay verilir. 5- Köleler: Bunlar, efendilerinden hürriyetlerini satın almak üzere sözleşme (mukâtebe akdi) yapmış kölelerdir. Bunlar kendilerini kölelikten kurtaracak kadar malı elde etmek için çalışırlar. İşte bu gibi kimselere zekâttan pay verilerek yardımcı olunur. Kâfirlerin hapsi/esareti altında olan müslüman bir kimsenin kurtarılması da bunun kapsamına -hem de daha öncelikli olarak- girer. Yine zekat malından köle azat etmek de caizdir. Çünkü bu da Yüce Allah’ın:“kölelere” buyruğunun kapsamı içerisindedir. 6- Borçlular: Bunlar iki kısımdır. Bir kısmı insanların arasını düzeltmek için borca girmiş olanlardır. Bu kişi iki grup insan arasındaki mevcut anlaşmazlık ve fitneyi kaldırıp onların aralarını düzeltmek için aracılık yaparak onlardan birisine veya hepsine mal bağışında bulunur. İşte bu durumdaki bir kimseye de bu gibi işlere daha çok gayrette bulunması amacıyla ve azmini güçlendirmek için -zengin dahi olsa- zekâttan bir pay verilir. İkinci tür borçlu ise kendi adına borç almakla birlikte daha sonra ödemekte zorlanan kimsedir. İşte böyle bir kimseye de borcunu ödeyecek miktar verilir. 7- Allah yolunda olan gaziler: Bunlar herhangi bir şekilde divana tâbi olmayan (devletten asker olarak maaş almayan) gönüllü gazilerdir. Bunlara da gazalarına yardımcı olacak şekilde silah yahut binek bedeli ya da kendisinin ve çoluk çocuğunun nafakasını karşılayacak şekilde zekâttan pay verilir ki kendisini cihada verebilsin ve bu konuda içi rahat olun. Fukahadan pek çok kimse şöyle demektedir: Çalışıp kazanma gücü olmakla birlikte bir kimse kendisini ilim talebine adamışsa ona da zekâttan pay verilir. Çünkü ilim de Allah yolunda cihadın kapsamına girmektedir. Yine fukahânın dediğine göre farz haccı ifa etmesi için fakir bir kimseye de zekâttan pay verilebilir. Ancak bu görüş tartışmaya açıktır. 8- Yolda kalmışlar: Bunlar, kendi memleketlerinde bulunmayan ve yolculuk sırasında muhtaç düşen yabancılardır. Bu gibi kimselere de zekâttan kendilerini memleketlerine ulaştıracak kadar bir pay verilir. İşte zekâtın sadece kendilerine verileceği sekiz grup bunlardır. “Bu, Allah tarafından belirlenmiş bir farzdır.” Allah bunu ilim ve hikmetine göre takdir ve tayin edip farz kılmıştır. “Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.” Şunu da belirtelim ki bu sekiz sınıf iki grup altında toplanabilir: Birincisi, fakir, yoksul vb. kimselerde olduğu gibi bizatihi kendi ihtiyacı ve menfaati dolayısı ile zekâttan pay alanlar, ikincisi de kendisine ihtiyaç duyulduğu ve İslâm’ın kendisinden fayda sağladığı kimseler. Yüce Allah’ın zenginlerin mallarında zekâtı farz kılması, İslâm’ın ve müslümanların özel ve genel ihtiyaçlarını sağlamak içindir. Eğer zenginler şeriata uygun bir şekilde mallarının zekâtını verecek olurlarsa, hem müslümanlar arasında fakir kimse kalmayacaktır hem de İslâm devletinin sınırlarını korumak ve kâfirlere karşı cihad etmek için gerekli olan mallar elde edilecektir ki bu sayede de bütün dinî maslahatlar tahakkuk edecektir.