Tefsir As-Saadi / Abdurrahman b. Nasır es-Sadi

9 — Tevbe Suresi (التوبة) • Ayet 94
يَعْتَذِرُونَ اِلَيْكُمْ اِذَا رَجَعْتُمْ اِلَيْهِمْۜ قُلْ لَا تَعْتَذِرُوا لَنْ نُؤْمِنَ لَكُمْ قَدْ نَبَّاَنَا اللّٰهُ مِنْ اَخْبَارِكُمْۜ وَسَيَرَى اللّٰهُ عَمَلَكُمْ وَرَسُولُهُ ثُمَّ تُرَدُّونَ اِلٰى عَالِمِ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ فَيُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ 94 سَيَحْلِفُونَ بِاللّٰهِ لَكُمْ اِذَا انْقَلَبْتُمْ اِلَيْهِمْ لِتُعْرِضُوا عَنْهُمْۜ فَاَعْرِضُوا عَنْهُمْۜ اِنَّهُمْ رِجْسٌۘ وَمَأْوٰيهُمْ جَهَنَّمُۚ جَزَٓاءً بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ 95 يَحْلِفُونَ لَكُمْ لِتَرْضَوْا عَنْهُمْۚ فَاِنْ تَرْضَوْا عَنْهُمْ فَاِنَّ اللّٰهَ لَا يَرْضٰى عَنِ الْقَوْمِ الْفَاسِق۪ينَ 96
Meal ve Tefsiri

94- Kendilerine döndüğünüz vakit size özür beyan edeceklerdir. De ki:(Boşuna) özür dilemeyin. Size asla inanmayız. Zira Allah size dair birtakım haberleri bize bildirmiştir. Allah da Rasûlü de sizin yapacaklarınızı görecek, sonra görüneni de görünmeyeni de bilene döndürüleceksiniz. O da size yaptıklarınızı haber verecektir. 95- Yanlarına döndüğünüzde onlardan yüz çevirmeniz için Allah’a yemin edeceklerdir. O halde siz de onlardan yüz çevirin. Çünkü onlar murdardırlar. Kazandıklarının cezası olarak varacakları yer de cehennemdir. 96- Kendilerinden hoşnut olmanız için size yemin ederler. Siz onlardan hoşnut olsanız da şüphesiz Allah, o fâsıklar topluluğundan hoşnut olmaz.

94. Yüce Allah, zengin oldukları ve cihaddan geri kalmakta haklı mazeretleri bulunmadığı halde münafıkların cihaddan geri kaldıklarını söz konusu ettikten sonra onların daha sonra mazeretler beyan edeceklerini şöyle haber vermektedir:“Kendilerine” gazadan “döndüğünüz vakit size özür beyan edeceklerdir.” Sen de onlara “de ki: (Boşuna) özür dilemeyin. Size asla inanmayız.” Hiçbir zaman sizin mazeret olarak uydurduğunuz bu yalanların doğru olduğunu kabul etmeyiz. Çünkü “Allah size dair birtakım haberleri bize bildirmiştir.” Sözü doğru olan da O’dur. Artık özür dilemenizin bir faydası kalmamıştır. Çünkü onlar, Allah’ın bildirdiğinden farklı mazeretler ileri sürerek özür dilemeye kalkışmışlardı. Doğruluğun en üst mertebesinde bulunan Allah’ın haberine aykırı olan sözlerinin doğru olmasına ise imkân yoktur. “Allah da Rasûlü de sizin” dünyada “yapacaklarınızı görecek” Çünkü doğru ile yalanın asıl ölçüsü, yapılan davranışlardır. Kuru sözlerin bu konuda hiçbir anlamı yoktur. “Sonra görüneni de görünmeyeni de bilene” ve kendisine hiçbir şey gizli kalmayana “döndürüleceksiniz. O da size” hayır ve şer türünden “yaptıklarınızı haber verecektir.” Size zerre ağırlığı kadar zulmetmeksizin de adalet ve lütfuyla o amellerinizin karşılığını verecektir.
95. Şunu bilmek gerekir ki, günahkâr kimsenin üç hali vardır: Ya sözü ve mazereti zahiren de batınen de kabul edilir ve hiç günah işlememiş gibi affa mazhar olur yahut günahları dolayısı ile fiilen cezalandırılır ve azarlanır. Yahut da ondan yüz çevrilerek yaptığının karşılığı olan fiili ceza ile cezalandırılmaz. İşte Yüce Allah’ın burada münafıklar hakkında sözünü ettiği hal budur. Zira onların mazeretleri geçerli değildir ve çirkin halleri ile kötü amelleri kesinlik kazanmıştır. O nedenle Allah'ın bu münafıklar hakkında uygulanmasını emrettiği şey işte bu üçüncü haldir. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“O halde siz de onlardan yüz çevirin.” Onları azarlamayın, onlara sopa cezası uygulamayın yahut öldürmeyin. “Çünkü onlar murdardırlar.” Pis ve kötü kimselerdir. Onları önemsemeye değmez. Azarlamanın ve cezanın da onlara bir faydası yoktur. “Kazandıklarının cezası olarak varacakları yer de cehennemdir” ki bu da ceza olarak onlara yeter.
96. “Kendilerinden hoşnut olmanız için size yemin ederler.” Onların kendilerinden yüz çevirip onları rahat bırakmanızın dışında sizden görmek istedikleri bir başka maksatları daha vardır. Şöyle ki onlar, sanki hiçbir şey yapmamışlar gibi onlardan razı olmanızı isterler. “Siz onlardan hoşnut olsanız da şüphesiz Allah, o fâsıklar topluluğundan hoşnut olmaz.” Yani ey mü’minler! Allah’ın kendilerinden hoşnut olmadığı kimselerden hoşnut olmamanız gerekir. Hoşnutluk ve gazabında Rabbinize uygun hareket etmelisiniz. Yüce Allah’ın:“Şüphesiz Allah, o fâsıklar topluluğundan hoşnut olmaz” buyurup da “şüphesiz Allah onlardan hoşnut olmaz” buyurmaması üzerinde dikkatle düşünelim. Bu ifade, tevbe kapısının açık olduğunu, onların da başkalarının da tevbe etmeleri halinde Yüce Allah’ın tevbelerini kabul edip onlardan hoşnut olacağını ifade etmektedir. Ancak fasıklıklarını sürdürdükleri sürece şüphesiz Yüce Allah -rızasının önündeki engelin varlığı dolayısı ile- onlardan hoşnut olmayacaktır. Bu engel de onların Allah’ın razı olduğu iman ve itaatin dışına çıkmarak Allah’ın gazabına sebeb olan şirk, münafıklık ve masiyetlere yönelmiş olmalarıdır. Yüce Allah’ın bu son buyruklarda sözünü ettiği hususların özeti şudur: Mazeretsiz olarak cihaddan geri kalan münafıklar, mü’minlere özür beyan edip de geri kalmaları hakkında birtakım mazeretlerinin bulunduğunu ileri sürecek olsalar dahi hiç şüphesiz münafıklar, bununla sizin kendilerinden yüz çevirmenizi hatta onlardan hoşnut olup mazeretlerini kabul etmenizi isterler. Onların mazeretlerinin kabul edilip onlardan hoşnut olunmasının ise kendilerine en ufak bir faydası olmaz. Şöyle ki onların özrünün kabul edilmesi ve onlardan razı olunması, onlara olan sevgi ve saygıdan değildir. Onlardan yüz çevirmeye gelince mü’minler, onlardan seviyesiz ve pis şeylerden yüz çevirdikleri gibi yüz çevirirler. Bu âyet-i kerimelerde yani Yüce Allah’ın:“Zira Allah size dair birtakım haberleri bize bildirmiştir”(94. âyet) buyruğunda Yüce Allah’ın kelâm sıfatına sahip olduğu ifade edildiği gibi, O’nun meşîet ve kudreti ile ortaya çıkan ihtiyarî fiillere sahip olduğu da ortaya konmaktadır. Yine bu son hususu Yüce Allah’ın:“Allah da Rasûlü de sizin yapacaklarınızı görecek” buyruğunda da görmek mümkündür. Zira Yüce Allah, burada bu fiilleri meydana gelişinden sonra göreceğini haber vermektedir. Yine bu âyet-i kerimelerde Yüce Allah’ın iyilikte bulunanlardan razı olacağı, fasık kimselere de gazap edeceği ifade edilerek rıza ve gazap sıfatları olduğu bildirilmektedir.