Kelime Haritası
اذا
İşlevleri
Bu edat Kur'an'da 4 farklı görevde kullanılıyor.
35ayette
35kez geçiyor
20/114surede
Mekkî / Medenî
Mekkî %94 · Medenî %6
İlk inen ayet
Necm 22
Kalıplaşmış ifadeler
Bu edatla birlikte en sık geçen kelime dizileri. Tıklayınca ifadenin geçtiği bütün ayetler aranır.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
35 ayet
اَلَمْ
تَرَ
اِلَى
الَّذ۪ينَ
ق۪يلَ
لَهُمْ
كُفُّٓوا
اَيْدِيَكُمْ
وَاَق۪يمُوا
الصَّلٰوةَ
وَاٰتُوا
الزَّكٰوةَۚ
فَلَمَّا
كُتِبَ
عَلَيْهِمُ
الْقِتَالُ
اِذَا
فَر۪يقٌ
مِنْهُمْ
يَخْشَوْنَ
النَّاسَ
كَخَشْيَةِ
اللّٰهِ
اَوْ
اَشَدَّ
خَشْيَةًۚ
وَقَالُوا
رَبَّنَا
لِمَ
كَتَبْتَ
عَلَيْنَا
الْقِتَالَۚ
لَوْلَٓا
اَخَّرْتَنَٓا
اِلٰٓى
اَجَلٍ
قَر۪يبٍۜ
قُلْ
مَتَاعُ
الدُّنْيَا
قَل۪يلٌۚ
وَالْاٰخِرَةُ
خَيْرٌ
لِمَنِ
اتَّقٰى
وَلَا
تُظْلَمُونَ
فَت۪يلاً
Kendilerine: «Elinizi savaştan çekin, namaz kılın, zekat verin» denenleri görmedin mi? Onlara savaş farz kılındığında, içlerinden bir takımı hemen, insanlardan, Allah’tan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve «Rabbimiz! Bize savaşı niçin farz kıldın, bizi yakın bir zamana kadar tehir edemez miydin?» derler. De ki: «Dünya geçimliği azdır, ahiret, Allah’a karşı gelmekten sakınan için hayırlıdır, size zerre kadar zulmedilmez».[77]
فَلَمَّا
نَسُوا
مَا
ذُكِّرُوا
بِه۪
فَتَحْنَا
عَلَيْهِمْ
اَبْوَابَ
كُلِّ
شَيْءٍۜ
حَتّٰٓى
اِذَا
فَرِحُوا
بِمَٓا
اُو۫تُٓوا
اَخَذْنَاهُمْ
بَغْتَةً
فَاِذَا
هُمْ
مُبْلِسُونَ
Kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında, onlara her şeyin kapısını açtık; kendilerine verilene sevinince ansızın onları yakaladık da umutsuz kalıverdiler.[44]
فَاَلْقٰى
عَصَاهُ
فَاِذَا
هِيَ
ثُعْبَانٌ
مُب۪ينٌۚ
Musa, asasını yere atar atmaz apaçık bir yılan (ejderha) oluverdi; elini çıkardı, bakanlar bembeyaz olduğunu gördüler.[107-108]
وَنَزَعَ
يَدَهُ
فَاِذَا
هِيَ
بَيْضَٓاءُ
لِلنَّاظِر۪ينَ۟
Musa, asasını yere atar atmaz apaçık bir yılan (ejderha) oluverdi; elini çıkardı, bakanlar bembeyaz olduğunu gördüler.[107-108]
وَاَوْحَيْنَٓا
اِلٰى
مُوسٰٓى
اَنْ
اَلْقِ
عَصَاكَۚ
فَاِذَا
هِيَ
تَلْقَفُ
مَا
يَأْفِكُونَۚ
Biz de Musa’ya, «Asanı koyuver» dedik, o da koydu; hemen onların uydurduklarını yutmaya başladı.[117]
فَلَمَّا
كَشَفْنَا
عَنْهُمُ
الرِّجْزَ
اِلٰٓى
اَجَلٍ
هُمْ
بَالِغُوهُ
اِذَا
هُمْ
يَنْكُثُونَ
Azabı nasıl olsa sonuna gelecekleri bir müddet için üzerlerinden kaldırınca, hemen sözlerinden cayıyorlardı.[135]
اِنَّ
الَّذ۪ينَ
اتَّقَوْا
اِذَا
مَسَّهُمْ
طَٓائِفٌ
مِنَ
الشَّيْطَانِ
تَذَكَّرُوا
فَاِذَا
هُمْ
مُبْصِرُونَۚ
Allah’a karşı gelmekten sakınanlar, şeytan tarafından bir vesveseye uğrayınca, Allah’ı anarlar ve hemen gerçeği görürler.[201]
وَاِذَٓا
اَذَقْنَا
النَّاسَ
رَحْمَةً
مِنْ
بَعْدِ
ضَرَّٓاءَ
مَسَّتْهُمْ
اِذَا
لَهُمْ
مَكْرٌ
ف۪ٓي
اٰيَاتِنَاۜ
قُلِ
اللّٰهُ
اَسْرَعُ
مَكْراًۜ
اِنَّ
رُسُلَنَا
يَكْتُبُونَ
مَا
تَمْكُرُونَ
İnsanlara darlık geldikten sonra onlara bolluğu taddırdığımızda, hemen ayetlerimize dil uzatmağa kalkışırlar; onlara de ki: «Hile yapanın cezasını vermekte Allah daha çabuktur.» Elçi meleklerimiz kurduğunuz tuzakları hiç şüphesiz yazmaktadırlar.[21]
فَلَمَّٓا
اَنْجٰيهُمْ
اِذَا
هُمْ
يَبْغُونَ
فِي
الْاَرْضِ
بِغَيْرِ
الْحَقِّۜ
يَٓا اَيُّهَا
النَّاسُ
اِنَّمَا
بَغْيُكُمْ
عَلٰٓى
اَنْفُسِكُمْۙ
مَتَاعَ
الْحَيٰوةِ
الدُّنْيَا
ثُمَّ
اِلَيْنَا
مَرْجِعُكُمْ
فَنُنَبِّئُكُمْ
بِمَا
كُنْتُمْ
تَعْمَلُونَ
Allah onları kurtarınca, hemen yeryüzünde haksız yere taşkınlıklara başlarlar. Ey insanlar! Geçici dünya hayatında yaptığınız taşkınlık aleyhinizedir. Sonra dönüşünüz Bizedir. Yaptıklarınızı size bildiririz.[23]
وَلَٓا
اَقُولُ
لَكُمْ
عِنْد۪ي
خَزَٓائِنُ
اللّٰهِ
وَلَٓا
اَعْلَمُ
الْغَيْبَ
وَلَٓا
اَقُولُ
اِنّ۪ي
مَلَكٌ
وَلَٓا
اَقُولُ
لِلَّذ۪ينَ
تَزْدَر۪ٓي
اَعْيُنُكُمْ
لَنْ
يُؤْتِيَهُمُ
اللّٰهُ
خَيْراًۜ
اَللّٰهُ
اَعْلَمُ
بِمَا
ف۪ٓي
اَنْفُسِهِمْۚ
اِنّ۪ٓي
اِذاً
لَمِنَ
الظَّالِم۪ينَ
«Size, Allah’ın hazineleri yanımdadır demiyorum; gaybı da bilmem; doğrusu melek olduğumu da söylemiyorum; küçük gördüklerinize Allah iyilik vermeyecektir diyemem; içlerinde olanı Allah daha iyi bilir. Yoksa şüphesiz haksızlık edenlerden olurum.»[31]
قَالَ
مَعَاذَ
اللّٰهِ
اَنْ
نَأْخُذَ
اِلَّا
مَنْ
وَجَدْنَا
مَتَاعَنَا
عِنْدَهُٓۙ
اِنَّٓا
اِذاً
لَظَالِمُونَ۟
«Maazallah! Biz, malımızı kimde bulmuşsak ancak onu alıkoruz, yoksa haksızlık etmiş oluruz» dedi.[79]
مَا
نُنَزِّلُ
الْمَلٰٓئِكَةَ
اِلَّا
بِالْحَقِّ
وَمَا
كَانُٓوا
اِذاً
مُنْظَر۪ينَ
Biz melekleri ancak gerekince indiririz. O takdirde de ceza görecekler asla geri bırakılmazlar.[8]
قُلْ
لَوْ
كَانَ
مَعَهُٓ
اٰلِهَةٌ
كَمَا
يَقُولُونَ
اِذاً
لَابْتَغَوْا
اِلٰى
ذِي
الْعَرْشِ
سَب۪يلاً
De ki: «Eğer dedikleri gibi Allah’la beraber tanrılar bulunsaydı, o takdirde hepsi arşın sahibiyle savaşmaya bir yol ararlardı.»[42]
وَاِنْ
كَادُوا
لَيَفْتِنُونَكَ
عَنِ
الَّـذ۪ٓي
اَوْحَيْنَٓا
اِلَيْكَ
لِتَفْتَرِيَ
عَلَيْنَا
غَيْرَهُۗ
وَاِذاً
لَاتَّخَذُوكَ
خَل۪يلاً
Seni, sana vahyettiğimizden ayırıp başka bir şeyi Bize karşı uydurman için uğraşırlar. O zaman seni dost edinirler.[73]
اِذاً
لَاَذَقْنَاكَ
ضِعْفَ
الْحَيٰوةِ
وَضِعْفَ
الْمَمَاتِ
ثُمَّ
لَا
تَجِدُ
لَكَ
عَلَيْنَا
نَص۪يراً
O takdirde sana, hayatın da ölümün de, kat kat azabını tattırırdık. Sonra bize karşı bir yardımcı da bulamazdın.[75]
وَاِنْ
كَادُوا
لَيَسْتَفِزُّونَكَ
مِنَ
الْاَرْضِ
لِيُخْرِجُوكَ
مِنْهَا
وَاِذاً
لَا
يَلْبَثُونَ
خِلَافَكَ
اِلَّا
قَل۪يلاً
Memleketinden çıkarmak için seni nerdeyse zorlayacaklardı. O takdirde senin ardından onlar da pek az kalabilirlerdi.[76]
قُلْ
لَوْ
اَنْتُمْ
تَمْلِكُونَ
خَزَٓائِنَ
رَحْمَةِ
رَبّ۪ٓي
اِذاً
لَاَمْسَكْتُمْ
خَشْيَةَ
الْاِنْفَاقِۜ
وَكَانَ
الْاِنْسَانُ
قَتُوراً۟
De ki: «Rabbimin rahmet hazinelerine siz sahip olsaydınız, tükenir korkusuyla yine de cimrilik ederdiniz. Zaten insanlar pek cimridir.»[100]
وَرَبَطْنَا
عَلٰى
قُلُوبِهِمْ
اِذْ
قَامُوا
فَقَالُوا
رَبُّنَا
رَبُّ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
لَنْ
نَدْعُوَ۬ا
مِنْ
دُونِه۪ٓ
اِلٰهاً
لَقَدْ
قُلْـنَٓا
اِذاً
شَطَطاً
Onların olayını sana Biz gerçek olarak anlatıyoruz: Onlar Rablerine inanmış birkaç gençti. Onların hidayetlerini artırmış ve kalblerini pekiştirmiştik. Durup, şöyle demişlerdi: «Rabbimiz göklerin ve yerin Rabbidir, O’nu bırakıp başka bir tanrıya yalvarmayız, yoksa and olsun ki, batıl söz söylemiş oluruz. Şu bizim milletimiz, Allah’ı bırakıp O’ndan başka tanrılar edindiler. Onların gerçek olduğuna apaçık delil getirmeleri gerekmez mi? Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalim kimdir?»[13-15]
وَمَنْ
اَظْلَمُ
مِمَّنْ
ذُكِّرَ
بِاٰيَاتِ
رَبِّه۪
فَاَعْرَضَ
عَنْهَا
وَنَسِيَ
مَا
قَدَّمَتْ
يَدَاهُۜ
اِنَّا
جَعَلْنَا
عَلٰى
قُلُوبِهِمْ
اَكِنَّةً
اَنْ
يَفْقَهُوهُ
وَف۪ٓي
اٰذَانِهِمْ
وَقْراًۜ
وَاِنْ
تَدْعُهُمْ
اِلَى
الْهُدٰى
فَلَنْ
يَهْتَدُٓوا
اِذاً
اَبَداً
Rabbinin ayetleri kendisine hatırlatılmışken onlardan yüz çeviren ve önceden yaptıklarını unutan kimseden daha zalim var mıdır? Kuran’ı anlarlar diye kalblerine örtüler, kulaklarına da ağırlık koyduk. Sen onları doğru yola çağırsan da asla doğru yola gelmezler.[57]
فَاَلْقٰيهَا
فَاِذَا
هِيَ
حَيَّةٌ
تَسْعٰى
Bırakınca, değnek hemen, koşan bir yılan oluverdi.[20]
Yükleniyor...