Kelime Haritası
من
İşlevleri
Bu edat Kur'an'da 3 farklı görevde kullanılıyor.
2.323ayette
3.447kez geçiyor
98/114surede
Mekkî / Medenî
Mekkî %60 · Medenî %40
İlk inen ayet
Alak 2
Kalıplaşmış ifadeler
Bu edatla birlikte en sık geçen kelime dizileri. Tıklayınca ifadenin geçtiği bütün ayetler aranır.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
Şûrâ suresi ✕ Süzgeci kaldır
33 ayet
وَمِنْ
اٰيَاتِهِ
الْجَوَارِ
فِي
الْبَحْرِ
كَالْاَعْلَامِۜ
Denizde yüce dağlar gibi gemilerin yürümesi O’nun varlığının delillerindendir.[32]
وَيَعْلَمَ
الَّذ۪ينَ
يُجَادِلُونَ
ف۪ٓي
اٰيَاتِنَاۜ
مَا
لَهُمْ
مِنْ
مَح۪يصٍ
Ayetlerimiz üzerinde tartışanlar, kendilerine kaçacak yer olmadığını bilsinler.[35]
فَمَٓا
اُو۫ت۪يتُمْ
مِنْ
شَيْءٍ
فَمَتَاعُ
الْحَيٰوةِ
الدُّنْيَاۚ
وَمَا
عِنْدَ
اللّٰهِ
خَيْرٌ
وَاَبْقٰى
لِلَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَعَلٰى
رَبِّهِمْ
يَتَوَكَّلُونَۚ
Size verilen herhangi bir şey, sadece dünya hayatının bir geçimliğidir. Allah katında olan; inanıp Rablerine güvenen, büyük günahlardan ve hayasızlıklardan çekinen, öfkelendiklerinde bile bağışlayanlar, Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namaz kılanlar için daha iyi ve daha süreklidir. Onların işleri aralarında danışma iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan da sarfederler.[36-38]
وَالَّذ۪ينَ
اسْتَجَابُوا
لِرَبِّهِمْ
وَاَقَامُوا
الصَّلٰوةَۖ
وَاَمْرُهُمْ
شُورٰى
بَيْنَهُمْۖ
وَمِمَّا
رَزَقْنَاهُمْ
يُنْفِقُونَۚ
Size verilen herhangi bir şey, sadece dünya hayatının bir geçimliğidir. Allah katında olan; inanıp Rablerine güvenen, büyük günahlardan ve hayasızlıklardan çekinen, öfkelendiklerinde bile bağışlayanlar, Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namaz kılanlar için daha iyi ve daha süreklidir. Onların işleri aralarında danışma iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan da sarfederler.[36-38]
وَلَمَنِ
انْتَصَرَ
بَعْدَ
ظُلْمِه۪
فَاُو۬لٰٓئِكَ
مَا
عَلَيْهِمْ
مِنْ
سَب۪يلٍۜ
Zulüm gördükten sonra hakkını alan kimselere, işte onların aleyhine bir yol yoktur.[41]
وَلَمَنْ
صَبَرَ
وَغَفَرَ
اِنَّ
ذٰلِكَ
لَمِنْ
عَزْمِ
الْاُمُورِ۟
Ama sabredip bağışlayanın işi, işte bu, azmedilmeye değer işlerdendir.[43]
وَمَنْ
يُضْلِلِ
اللّٰهُ
فَمَا
لَهُ
مِنْ
وَلِيٍّ
مِنْ
بَعْدِه۪ۜ
وَتَرَى
الظَّالِم۪ينَ
لَمَّا
رَاَوُا
الْعَذَابَ
يَقُولُونَ
هَلْ
اِلٰى
مَرَدٍّ
مِنْ
سَب۪يلٍۚ
Allah kimi saptırırsa, artık onun bundan sonra bir dostu olmaz. Azabı gördüklerinde, zalimlerin: «Dönecek bir yol yok mudur?» dediklerini görürsün.[44]
وَتَرٰيهُمْ
يُعْرَضُونَ
عَلَيْهَا
خَاشِع۪ينَ
مِنَ
الذُّلِّ
يَنْظُرُونَ
مِنْ
طَرْفٍ
خَفِيٍّۜ
وَقَالَ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اِنَّ
الْخَاسِر۪ينَ
الَّذ۪ينَ
خَسِرُٓوا
اَنْفُسَهُمْ
وَاَهْل۪يهِمْ
يَوْمَ
الْقِيٰمَةِۜ
اَلَٓا
اِنَّ
الظَّالِم۪ينَ
ف۪ي
عَذَابٍ
مُق۪يمٍ
Aşağılıktan başları öne eğilmiş, göz ucuyla gizli gizli etrafa bakarken, ateşe sunulduklarını görürsün. İnananlar: «Hüsranda olanlar, kıyamet günü kendilerini de, ailelerini de hüsranda bırakanlardır» derler. İyi bilin ki, zalimler sürekli bir azap içindedirler.[45]
وَمَا
كَانَ
لَهُمْ
مِنْ
اَوْلِيَٓاءَ
يَنْصُرُونَهُمْ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِۜ
وَمَنْ
يُضْلِلِ
اللّٰهُ
فَمَا
لَهُ
مِنْ
سَب۪يلٍۜ
Onların, Allah’tan başka kendilerine yardım edecek dostları da yoktur. Allah’ın saptırdığı kimsenin çıkar yolu olmaz.[46]
اِسْتَج۪يبُوا
لِرَبِّكُمْ
مِنْ
قَبْلِ
اَنْ
يَأْتِيَ
يَوْمٌ
لَا
مَرَدَّ
لَهُ
مِنَ
اللّٰهِۜ
مَا
لَكُمْ
مِنْ
مَلْجَاٍ
يَوْمَئِذٍ
وَمَا
لَكُمْ
مِنْ
نَك۪يرٍ
Allah katından, geri çevrilemeyecek günün gelmesinden önce Rabbinizin çağrısına cevap verin. O gün hiçbirinize sığınacak yer bulunmaz, inkar de edemezsiniz.[47]
فَاِنْ
اَعْرَضُوا
فَمَٓا
اَرْسَلْنَاكَ
عَلَيْهِمْ
حَف۪يظاًۜ
اِنْ
عَلَيْكَ
اِلَّا
الْبَلَاغُۜ
وَاِنَّٓا
اِذَٓا
اَذَقْنَا
الْاِنْسَانَ
مِنَّا
رَحْمَةً
فَرِحَ
بِهَاۜ
وَاِنْ
تُصِبْهُمْ
سَيِّئَةٌ
بِمَا
قَدَّمَتْ
اَيْد۪يهِمْ
فَاِنَّ
الْاِنْسَانَ
كَفُورٌ
Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki, Biz seni onlara bekçi göndermedik; sana düşen sadece tebliğdir. Doğrusu Biz insana katımızdan bir rahmet tattırırsak ona sevinir; ama elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir kötülük gelirse işte o zaman görürsün ki insan gerçekten pek nankördür.[48]
وَمَا
كَانَ
لِبَشَرٍ
اَنْ
يُكَلِّمَهُ
اللّٰهُ
اِلَّا
وَحْياً
اَوْ
مِنْ
وَرَٓائِ۬
حِجَابٍ
اَوْ
يُرْسِلَ
رَسُولاً
فَيُوحِيَ
بِـاِذْنِه۪
مَا
يَشَٓاءُۜ
اِنَّهُ
عَلِيٌّ
حَك۪يمٌ
Allah bir insanla ancak vahiy suretiyle veya perde arkasından konuşur, yahut bir elçi gönderir; izniyle, dilediğini vahyeder. Doğrusu O yücedir, Hakim’dir.[51]
وَكَذٰلِكَ
اَوْحَيْنَٓا
اِلَيْكَ
رُوحاً
مِنْ
اَمْرِنَاۜ
مَا
كُنْتَ
تَدْر۪ي
مَا
الْكِتَابُ
وَلَا
الْا۪يمَانُ
وَلٰكِنْ
جَعَلْنَاهُ
نُوراً
نَهْد۪ي
بِه۪
مَنْ
نَشَٓاءُ
مِنْ
عِبَادِنَاۜ
وَاِنَّكَ
لَتَهْد۪ٓي
اِلٰى
صِرَاطٍ
مُسْتَق۪يمٍۙ
İşte sana da buyruğumuzla Cebrail’i gönderdik; sen Kitap nedir, iman nedir önceleri bilmezdin, fakat Biz onu, kullarımızdan dilediğimizi onunla doğru yola eriştirdiğimiz bir nur kıldık. Şüphesiz sen de insanlara, göklerde ve yerde ne varsa kendisinin olan Allah’ın yolunu, doğru yolu göstermektesin. İyi bilin ki işler sonunda Allah’a döner.[52-53]
Yükleniyor...