ا م
123ayette
137kez geçiyor
47/114surede
1farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %87 · Medenî %13
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Kalem 37
2. inen sure
En çok geçtiği sure
Tûr
16 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| اَمْ | Harfi Atıf | أَمْ | Oysa | 137 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
Neml suresi ✕ Süzgeci kaldır
11 ayet
وَتَفَقَّدَ
الطَّيْرَ
فَقَالَ
مَا
لِيَ
لَٓا
اَرَى
الْهُدْهُدَۘ
اَمْ
كَانَ
مِنَ
الْغَٓائِب۪ينَ
Süleyman, kuşları araştırarak: «Hüdhüd’ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplarda mı? Bana apaçık bir delil getirmelidir; yoksa onu ya şiddetli bir azaba uğratırım yahut keserim» dedi.[20-21]
قَالَ
سَنَنْظُرُ
اَصَدَقْتَ
اَمْ
كُنْتَ
مِنَ
الْكَاذِب۪ينَ
Süleyman şöyle söyledi: «Doğru mu söylüyorsun, yoksa yalancılardan mısın, bakacağız.»[27]
قَالَ
الَّذ۪ي
عِنْدَهُ
عِلْمٌ
مِنَ
الْكِتَابِ
اَنَا۬
اٰت۪يكَ
بِه۪
قَبْلَ
اَنْ
يَرْتَدَّ
اِلَيْكَ
طَرْفُكَۜ
فَلَمَّا
رَاٰهُ
مُسْتَقِراًّ
عِنْدَهُ
قَالَ
هٰذَا
مِنْ
فَضْلِ
رَبّ۪ي۠
لِيَبْلُوَن۪ٓي
ءَاَشْكُرُ
اَمْ
اَكْفُرُۜ
وَمَنْ
شَكَرَ
فَاِنَّمَا
يَشْكُرُ
لِنَفْسِه۪ۚ
وَمَنْ
كَفَرَ
فَاِنَّ
رَبّ۪ي
غَنِيٌّ
كَر۪يمٌ
Kitabın bilgisine sahip olan biri: «Gözünü açıp kapamadan ben onu sana getiririm» dedi. Süleyman, tahtı yanına yerleşivermiş görünce: «Bu, şükür mü edeceğim yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınayan Rabbimin lütfundandır. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur; fakat nankörlük eden bilsin ki Rabbim müstağnidir, kerem sahibidir» dedi.[40]
قَالَ
نَكِّرُوا
لَهَا
عَرْشَهَا
نَنْظُرْ
اَتَهْتَد۪ٓي
اَمْ
تَكُونُ
مِنَ
الَّذ۪ينَ
لَا
يَهْتَدُونَ
Süleyman «Onun tahtını tanınmaz hale getirin, bakalım tanıyabilecek mi yoksa tanıyamayacak mı?» (yola gelecek mi, yoksa yola gelmeyenlerden mi olacak?) dedi.[41]
قُلِ
الْحَمْدُ
لِلّٰهِ
وَسَلَامٌ
عَلٰى
عِبَادِهِ
الَّذ۪ينَ
اصْطَفٰىۜ
آٰللّٰهُ
خَيْرٌ
اَمَّا
يُشْرِكُونَۜ
De ki: «Hamd Allah’a mahsustur, seçtiği kullarına selam olsun. Allah mı daha iyidir, yoksa O’na koştukları ortaklar mı?»[59]
اَمَّنْ
خَلَقَ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَ
وَاَنْزَلَ
لَكُمْ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
مَٓاءًۚ
فَاَنْبَتْنَا
بِه۪
حَدَٓائِقَ
ذَاتَ
بَهْجَةٍۚ
مَا
كَانَ
لَكُمْ
اَنْ
تُنْبِتُوا
شَجَرَهَاۜ
ءَاِلٰهٌ
مَعَ
اللّٰهِۜ
بَلْ
هُمْ
قَوْمٌ
يَعْدِلُونَۜ
Yoksa gökleri ve yeri yaratan, gökten size su indirip onunla, bir ağacını bile bitirmeye gücünüzün yetmediği, güzel güzel bahçeler meydana getiren mi? Allah’ın yanında başka bir tanrı mı? Hayır; onlar taptıklarını Allah’a eşit tutan bir millettir.[60]
اَمَّنْ
جَعَلَ
الْاَرْضَ
قَرَاراً
وَجَعَلَ
خِلَالَـهَٓا
اَنْهَاراً
وَجَعَلَ
لَهَا
رَوَاسِيَ
وَجَعَلَ
بَيْنَ
الْبَحْرَيْنِ
حَاجِزاًۜ
ءَاِلٰهٌ
مَعَ
اللّٰهِۜ
بَلْ
اَكْثَرُهُمْ
لَا
يَعْلَمُونَۜ
Yoksa yeri, yaratıklarının oturmasına elverişli kılan ve aralarında ırmaklar meydana getiren, yeryüzüne sabit dağlar yerleştiren, iki deniz arasına engel koyan mı? Allah’ın yanında başka bir tanrı mı? Hayır; çoğu bilmezler.[61]
اَمَّنْ
يُج۪يبُ
الْمُضْطَرَّ
اِذَا
دَعَاهُ
وَيَكْشِفُ
السُّٓوءَ
وَيَجْعَلُكُمْ
خُلَـفَٓاءَ
الْاَرْضِۜ
ءَاِلٰهٌ
مَعَ
اللّٰهِۜ
قَل۪يلاً
مَا
تَذَكَّرُونَۜ
Yoksa, darda kalana, kendisine yakardığı zaman karşılık veren, başındaki sıkıntıyı gideren ve sizi yeryüzünün sahipleri yapan mı? Allah’ın yanında başka bir tanrı mi? Pek kıt düşünüyorsunuz.[62]
اَمَّنْ
يَهْد۪يكُمْ
ف۪ي
ظُلُمَاتِ
الْبَرِّ
وَالْبَحْرِ
وَمَنْ
يُرْسِلُ
الرِّيَاحَ
بُشْراً
بَيْنَ
يَدَيْ
رَحْمَتِه۪ۜ
ءَاِلٰهٌ
مَعَ
اللّٰهِۜ
تَعَالَى
اللّٰهُ
عَمَّا
يُشْرِكُونَۜ
Yoksa, karanın ve denizin karanlıklarında size yol bulduran, rüzgarları rahmetinin önünde müjdeci gönderen mi? Allah’ın yanında başka bir tanrı mı? Allah, koştukları eşlerden yücedir.[63]
اَمَّنْ
يَبْدَؤُا
الْخَلْقَ
ثُمَّ
يُع۪يدُهُ
وَمَنْ
يَرْزُقُكُمْ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
وَالْاَرْضِۜ
ءَاِلٰهٌ
مَعَ
اللّٰهِۜ
قُلْ
هَاتُوا
بُرْهَانَكُمْ
اِنْ
كُنْتُمْ
صَادِق۪ينَ
Yoksa, önce yaratan, sonra da yaratmayı tekrar edecek olan; size gökten ve yerden rızık veren mi? Allah’ın yanında başka bir tanrı mı? De ki: «Eğer doğru sözlülerden iseniz, açık delilinizi getirin.»[64]
حَتّٰٓى
اِذَا
جَٓاؤُ۫
قَالَ
اَكَذَّبْتُمْ
بِاٰيَات۪ي
وَلَمْ
تُح۪يطُوا
بِهَا
عِلْماً
اَمَّاذَا
كُنْتُمْ
تَعْمَلُونَ
Geldikleri zaman Allah: «Ayetlerimi anlamadığınız halde yalanladınız mı? Yoksa yaptığınız neydi?» der.[84]
Yükleniyor...